Yapay zeka nedir – Yazılımla nasıl bağlantılı?

Yazılım sektörü ekonominin güçlü bir kolu mu? Yazılım geleceğin meslekleri arasında mı ? Yazılımcılar neden çok önemli bir sürecin parçası

Yapay zeka nedir kısaca;

Yapay zeka, insan davranışlarını baz alarak, insan gibi düşünce gücüyle bağımsız hareket edebilme kabiliyetini taklit ederek, yazılımların kombinasyonuyla yapay olarak oluşturulmuş robot ve robot teknolojilerini temsil eden teknoloji türünün adıdır. Yapay zekanın adının aslında gerçek hayattaki bildiğimiz ‘zeka’ olgusuyla tam olarak alakası yoktur. Tanımdan genel beklenti zeki olmak değil insansı olmaktır.

Yapay zeka ne kadar zeki?

Yapay zeka zeki olmak zorunda mı? Hayır değil elbette. Peki günümüzdeki yapay zeka teknolojilerinin öncüleri kim? Bunu zaten biliyoruz, ancak bu yapay zekalara ne isim verilecek? Aslında günümüze bakacak olursak gelecekte yapay zekaların isimlerinin ne olacağını kestirmek çok zor olmasa gerek. Google, Facebook Twitter ve benzeri platformların hepsinin ilerleyen aşamalarda sorduğumuz birçok soruya cevap veren robotlara dönüşmesi an meselesi. Ama çok kısa bir an değil. Elbette yapay zekaya vereceğimiz adın önemi de yok. belki Facebook veya Google herhangi bir yapay zeka robotu olarak karşımıza çıkmayabilir ama başka bir isimle karşımıza çıkmayacakları ne malum. Bu gerçekler Facebook veya Google’ın Zeki olmayacakları anlamına gelmez. Günümüzde robot teknolojilerini de göz önünde bulundurduğumuz zaman, gücünü Facebook’tan Google’dan Twitter’dan veya bunların hepsinin birleşiminden, yararlanan bir yapay zeka, bir robota entegre edilerek karşımıza çıkabilir. Zaten çıktı da. Ancak şimdilik yeterince zeki değiller!

Yapay zeka gerçekten zeki olacak mı?

Yapay zeka günümüzde akılcı ve mantıksal bir zekâya sahip değil…  Buda onu halen beklediğimiz zeka tanımının yanına yaklaştırmıyor bile. Çünkü henüz, basit makinelerdeki veri girişlerinden fazlası değiller. Ve elbette burada bize sunulan aslında yazılım dünyasının ürünleri. Bu bağlamda yapay zekanın ne olacağı bile kesin değilken, bize filmlerde gördüğümüz herşeyi bilen araştıran ve anında cevap veren sesli yardımcıları baz alabiliriz. Blade runner filmindeki de bir yapay zeka idi mesela… Ancak o sadece fütüristik bir film ve işin içine duygusal zekayı da katarsak durumu yakın gelecekten daha da ileriye ötelemiş oluruz. Bu bağlamda filmlerde görmeye alışık olduğumuz yapay zekaları yakın bir gelecekte görmek olası değil. Yapay zekada başarılı bir örnek yüzyılımızın çok ötesinde.

Yapay zeka ve günümüzde sunduğu olanaklar

Cep telefonları, uygulama mağazaları, birbirinden eğlenceli oyunlar, başka insanlarla iletişime geçmemizi sağlayan arkadaşlık uygulamaları ve benzeri çöpçatanlık siteleri, derken hayran olunacak özelliklerde karşımıza çıkan birçok eğlenceli program ve uygulamalar söz konusu elbette. bütün bu uygulamalar ile hayatımızın gidişatının, olumlu veya olumsuz etkilendiğini söylemek mümkün değil mi? Elbette altını çizmeye çalıştığım bu gelişimin olumlu tarafları ve de tarafsız gözlemim. İşimizi gören o kadar çok uygulama var ki. Tıp alanında doktorlara yardımcı olan, herhangi bir felaket esnasında hayat kurtarmak için tasarlanan robotlar en somut örnekler olarak sıralanabilir de. Bir çok alanda, bu uygulamalar ve robotlar, yaratıcılıkta sınır tanımayanlar için hayran olunacak şeyler ortaya çıkarmalarını sağlayan veya kendilerinden istenileni yapmaya programlanmış insan ürünleri olup çok ciddi gelişmelerdir. Tüm bunlar yapay zekanın başlangıç düzeydeki zekasıyla mümkün kılınan olanaklardır.

Ancak bahsi geçen zekadan beklentimizi karşılamasalar da,  bu ürünleri ve yazılımları oluşturanlar, düşünenler, diğer bir yandan bundan yarar sağlayan ihtiyaç duyanların harika işler çıkarması vs. derken yapay zekanın bence, kendi başına bir zeka bütününe dönüşmesini beklemek zaten nedendir ki 😂 Düşünsenize gelecekte bir gün bir bardak su istediğiniz yapay zekalı robot size, ‘kalk kendin al’ diyecek Yapay zeka gerçek bir zekaya ulaşırsa neler olmaz ki? 

Yazılım dünyası

yapay zeka

Yazılım, dünya nüfusunun yüzde 10’un dan bile daha az kısmının vakıf olabildiği bir bilgi bütünü, yazılımcılar ise bu mesleği icra eden kişilerdir. Neden bu kadar önemli bu yazılım denen şey? Yazılımlar neler yapabilir ? Veya neleri yapamayabilir? En çok istenilen ve en çok geliştirilmek istenen sektör neden yapay zeka?

Yazılım sektörü olmasaydı şu an, sağlık sektörü, devlet sektörü, eğitim sektörü ve diğer sektörler bu raddeye gelemezlerdi. Neden? Çünkü günümüzdeki hizmetlerin çoğunluğu tartışmaya açık olmakla birlikte yazılımla günümüzdeki halini almıştır. Örneğin E-devlet bu yazılımlardan önemli bir tanesi olup, bir zamanlar devlet kurumlarını kapı kapı gezerek yaptığınız ve bazen günler alan bütün işleri bir kaç dakika içinde yapmamızı sağlıyor. MHRS randevu sistemi de işleri kolaylaştıran bir diğer yazılım. Bildiğiniz tüm şirketler işlerini artık belli merkezlere bağlı olan yazılımlar ile yürütüyor. Ve bir gün tüm sorumluluk yazılımların kontrolüne geçebilir. Ancak bu tür verilerin kontrolü yapay zekalara teslim edilir mi bu da ayrı bir konu. Sosyal medya mecralarının hepsi, yine yazılım sektörünün ürünleri olan projeler olup, bu yazımda altını çizmek istediklerime, ve yazılımın bütünsel olarak neleri kapsadığını anlatmama yardımcı olması için verdiğim örneklerdir.

İşlerimizi veya ilişkilerimizi ve dahi fotoğrafları paylaştığımız sosyal medya platformları bir yana, bunların kurulu olduğu cihazlarımız bile yazılım sektörü olmadan hiç bir anlam taşımaz. Aslında yazılımlar elektronik cihazların ve bilumum robotların ruhunu temsil etmektedir diyebiliriz. Diğer bir yandan da yazılım dediğimiz şey, donanım olmadan anlam teşkil edemez. yazılım ve donanım olgusu Ruh ve insan gibi bir bütündür.

Yazılım ve donanım sektörü

Yazılım sektörü, donanım sektörüyle birlikte gelişiyor. Ancak donanım sektörü yazılım sektörünün bir tık gerisinde denebilir. Aslında gelişen teknoloji ve teknolojinin gelişimiyle birlikte buna uyum sağlayan yazılımdır. Ancak yazılımlar donanımlara hareket vb anlamlı şeyler katmak için tamamen uyarlanabilir olsa da buna çoğunlukla donanımın sınırları engel olacaktır. Veya bu durum bazen tam tersi durumlar için de geçerli olabilir. Bu süreçte dev şirketlerin ihtiyaç duyduğu tek faktör bu alanda yetişmiş uzman yazılımcılar ve robotik teknoloji mühendisleri! Bu gelişim, sürekli ve karşılıklı olarak gelişmeye devam edecek. Çok gelişmiş yazılımların neler yapabileceğine biraz ütopik bir şekilde bakarak şöyle bağlamaya çalışalım

Gelecekte olası korkmamız gerekenler

Henüz çok erken olsa da, diyelim ki; Hem yazılım hem de donanım anlamında, yetkin bir yazılım ve donanım ikilisinin olduğu bir gelecekte, örneğin, insansı robotlar ve muhteşem yapay zeka yazılımlarının sonucunda, ortaya neler çıkabileceğini tahmin etmeye kalksanız, elinizde milyonlarca alternatif olabilir.

Şimdilik korkmamız gereken bir şey yok. Tehlikeli yapay zeka ürünleri çok uzak bir gelecekte olası görünüyor. Hani kontrolden çıkan savaş robotları vs. şimdilik sadece filmlerde. Ancak, bir ütopya gibi görünen yazılımın sınırları açısından bakacak olursak, günümüzdeki hallerine örnek teşkil edecek bir kaç şey göstermek mümkün. Yazılımlar günümüzde neler yapabilir vaziyette? Yukarıdaki paragrafta örnek verdiğim, E-devlet ve MHRS randevu ve sosyal medya olarak bildiğimiz tüm platformlar geçmişe oranla işlerimizi kolaylaştıran örneklerdir. Yani insanlara ihtiyaç duyduğumuz tüm işleri artık yazılımlar yapıyor değil mi? 30 yıl önce durum böyle miydi? Tabii ki değildi.

Bunun haricinde gün yüzü görmemiş milyon, belki milyar dolarlık çok özel yazılımlar da söz konusu. Örneğin silah teknolojileri için geliştirilen yazılımlar da bu çok yüksek kabiliyetli savaş makinelerine hayat verirler. Ve bu ürnler, bütün olarak diğer ülkelere satılır. Yanı savaşlarda bile bu yazılımlara güvenilir. Örneğin, şu sıralar ülkemizde ve dünyada sansasyon yaratan S400 meselesi bu duruma iyi bir örnek olabilir. Ayrıca bu gelişmiş yazılım ve donanım bütünü için ülkemiz büyük miktarda para ödemişti. Özetle korkmamız gereken, yapay zekaların yönettiği savaş makineleridir. Evet aynı terminatör film serisinde olduğu gibi. Ancak hali hazırdaki yazılım ve donanım bütünüyle bu şimdilik korkmamız gerekenler arasında değil. Ben tahminen korkmamız gereken tehlikeli bir yapay zekanın oluşabileceği bir zemin için en az 60 70 yıl kadar daha zamana ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. https://tr.wikipedia.org/wiki/Yapay_zek%C3%A2

Yapay zeka ve yapay zekanın yönettiği yazılımlar

Sektörde türlü türlü yazılımlar mevcut. Bazı yazılımlar öylesine güçlü ki, onların işi kazananı hesaplamaktır. Üst yazılımlara verilen veri izleme izinleriyle veya somut olanları gözlemleyerek, üst yazılımlar olasılıkları hesaplar ve kimin yenebileceği ile ilgili tahminler yaparlar. Alttaki videoda Resident evil serisinin son bölümünde bir dövüş sahnesinde bir yazılımın dövüş sırasında hesaplar yaparak kimin galip geleceğini hesaplayabildiği kurgusal olarak resmedilmeye çalışılmış. Bu kurguda bir diğer yazılımın da başarısızlığı söz konusu. Evet anladığınız üzere bu bir savaş tahmin yazılımı. Videoya bir bakın 👍
Bunun gibi hesaplamalar, şimdilik uzak gelecekteki bir bilim kurgu olsa da günümüzde bunu oynadığımız oyunlar veya kullandığımız bazı uygulamalar zaten yapıyor.

savaş tahmin yazılımı

Eğer bu konu ilginizi çektiyse, bununla alakalı olarak, yapay zekanın olasılık sınırlarını zorlayan ve kuantum bilgisayarlara kadar uzanan teorileri ele aldığım ‘Robotların ruhu’ başlıklı yazı kesinlikle ilginizi çekecek türden.

Güncelleme: 19 kasım 2020:

Bu yazıyla çok alakalı olduğunu düşündüğüm alttaki video hem bu yazıma hem de bir sonraki tavsiye ettiğim yazıma eklenmiştir…

Akıllı lensler ve giyilebilen optik teknolojiler

Akıllı lensler belki çok fazla insanın haberdar olmadığı hatta ihtiyaç bile duymadığı veya sadece görevimiz tehlike gibi filmlerden aşina olduğu göze takılabilen ve tıbbi cihaz teknolojilerinin gelişmiş bir örneği. Özellikle sağlık sektöründe, görme bozuklukları için geliştirilen bu teknolojiler aslında kişinin ihtiyacından fazlası olarak sonuçlanabilir.

Giyilebilen mikro teknolojiler veya akıllı lensler aslında sadece lenslerden ibaret değil. Bildiğiniz üzere yakın zaman önce Elon Musk beyne takılabilen bir çipin çalışan halinin tanıtımını canlı yayında yapmıştı. Ancak bu 2020’de mümkün olmuş ve halen çok fazla araştırma ve zaman gerektiren ve gerçekten çığır açan bir teknoloji Yakın zamanda beyinlerimizde olmasını beklemiyoruz.

Fakat akıllı lensler ve benzeri mikro teknolojiler 2000 li yılların sonlarına doğru, 2011, 2012 yıllarında teknoloji fuarlarında gösterilmeye başlanmıştı ve muhtemelen günümüzde her ne kadar (şimdilik) maddi gücü olanların ulaşabileceği türden olsa da ulaşılabilir durumdalar. Beyne takılan çipin henüz maddi gücün ötesinde olduğunu hatırlatmakta fayda var çünkü satışı yok. Ancak akılı lenslerin yavaş yavaş kullanımı artabilir ve 2023 yıllarında belki SSK tarafından karşılanabilir de 🙂

Innovega firmasından iOPTIK

Görüntüleri göz küresine yansıtan iOptik – İnnovega şirketinin ürünü

  • iOptik, kullanıcıların talimat ve görüntülü çağrı gibi dijital verileri görmesine olanak sağlar.
  • Ufak ‘ekranlar’ doğrudan kullanıcının göz kürelerine oturur ve gözlükle çalışır.
  • 240 inç’lik ekrana sahip televizyonu 3 metre ileriden seyretmeye eşit bir deneyim sağlarlar.

Akıllı lensler ve diğer mikro teknolojiler neler vadediyor?

Kullanan kişinin yüksek netlikteki sanal ekranları görmesine olanak sağlayan kontakt lensler henüz son kullanıcının satın alabileceği türden ürünler değil ancak yaklaşık 6 7 sene önce piyasaya sürülmeye başlanmıştı. Halen raflarda görmediğimiz bu lenslerin günümüzde çok daha gelişmiş modellerinin olduğu tahminlerim arasında. iOptik olarak adlandırılan model, kullanıcının sürüş talimatları ve görüntülü çağrı gibi yansıtılan dijital bilgileri görmesini sağlıyor. Merkezi Washington’da bulunan Innovega’nın buluşu olan ufak ‘ekranlar’ doğrudan kullanıcının göz kürelerine oturur ve hafif bir gözlükle çalışır.

Kullanan kişinin yüksek netlikteki sanal ekranları görmesine olanak sağlayan kontakt lensler yaklaşık 6 yıl önce 2014’te ortaya çıktı

Televizyonu gözümüzde taşıma fikri

Ayrıca, Innovega CEO’su Steve Willey’nin açıklamasına göre, bu mikro cihaz, 240 inç’lik ekrana sahip televizyonu 3 metre ileriden seyretmeye eşit bir deneyim sunuyor. Gözlükler yalnızca mikro yansıtıcılarla donatılmıştır. Bununla birlikte, kontakt lensler daha karmaşık cihazlardır. Tek başlarına takılabilirler ancak cihaz, firmanın sağladığı harici gözlükle çalışabiliyor.

Sistem akıllı telefonlar ve taşınabilir oyun cihazarıyla video görüntüsünü ileterek veya yarısaydam artırılmış gerçeklik görünümüne geçerek verilerin bizim dünyamıza katmanlaştırılmasıyla çalışır.

CNET ile yapılan bir röportajda Innovega CEO’su Stephen Willey şöyle diyor; ‘Akıllı telefonlarınızda çalışan her şey gözlüğünüzde de çalıştırılabilir’. ‘Tam HD’de Pencere görünümünde veya tam ekran deneyiminde. Daha da önemlisi, cihaz, hareket halindeyken tıpkı Google Glass gibi çalışır. Innovega şirketi, kontakt lenslerin yapılması için standart kontakt lens imalat sürecini benzersiz bir filtreyle özelleştirmiştir.

Bu cihaz göze giyilen diğer teknolojilerden farklı olrak takılan tüm sıradan donanımlardan arındırılmış ve lensin tam merkezinde 1 milimetrenin altında incelikte bir monitöre sahip. Bu teknoloji doktorunuz tarafından size reçete edililirse göz çeperinize göre ayarlanabiliyor. Lensin merkez kısmında gözünüzden çok az uzakta inanılmaz derecede iyi görmenizi sağlayan bir çıkıntı bulunmaktadır. Ayrıca ışığı yönlendiren bu lens dışardan gelen ışığı doktorunuzun size reçete ettiği seviyle eşitler. Bu ışık gözünüze çok yakında bulunan optik filtreden geçer.

2013’te tanıtılmışlardı

Bu teknoloji, giyilebilen diğer cihazlardan daha kapsamlı bir deneyim vadediyor. Firma, 2013 yılındaki Customer Electronics Show fuarında bu teknolojinin bir prototipinin tanıtımını yapmıştı..

Akıllı lensler teknoloji katmanları
Lensin içine yerleştirilmiş diğer optik filtreler

Her bir lense, gözlükler tarafından yayılan ışığı gözbebeğinin ortasına yönlendiren bir optik mikro filtre yerleştirilmiştir. Bu filtreler aynı zamanda, etraftaki ışığı göz çeperine gönderir. Gerçekte bu, retinanın her iki görüntüyü eşzamanlı ve net bir şekilde kaydettiği anlamına gelir.

Akıllı lensler kullanım esnasında ekran görüntüsü
hafif koşu yaparken birinin kendi hızını cihazda nasıl görebileceğinin bir görüntüsü resmedilmektedir

Innovega bu teknolojinin lisansını, Google Glass gibi, sesli veya dokunmatik kontrol, hareket kontrolü vb diğer donanımları ekleyebilecek satıcılara da verebilir. Burada, hafif koşu yaparken birinin kendi hızını cihazda nasıl görebileceğinin bir görüntüsü resmedilmektedir.

Sektörde bir çok şirket var

İoptik firmasından 1 yıl önce sene, Güney Koreli bilim adamları gerçekliğe daha yakın resimler çekmeye programlanmış LED entegre edilmiş yumuşak kontakt lensler yapmışlar. Bu kontakt lensler, çalışması için gözlüğe ihtiyaç duyan ioptik firmasının yaptığınının aksine, esktra aparata ihtiyaç duymadan fotoğraf çekmek gibi yeteneklere sahip

Microsoft ve Washington Üniversitesi de benzer projeler üzerinde çalışmaktadır. 2012 yılında, radyo sinyallerini alabilen ve bu radyo sinyallerini optik sinirler aracılığıyla beyne ileten bir artırılmış gerçeklik kontakt lens prototipini yapmışlardı.

Akıllı lensler
Güney Koreli bilim adamlarının yumusak malzemeden ürettiği ve resim çekebilen lens prototipi

Akıllı lensler ve mobil telefon teknolojileri

Akıllı lensler sadece sağlık sektöründe değil mobil cihaz teknolojilerinde de günümüzde popülerleşti. Ancak bu teknoloji yine sağlık sektöründeki akıllı lenslerin üretildiği zamanlarda piyasaya çıkmıştı. Şu sıralar fish eye veya balık gözü türünde türlü türlü amator olanlardan çok profesyonel olanlara değişik lensler bulmak söz konusu. Bu teknoloji 2011 2012 yıllarında görünür olmaya başlamıştı.

Washington Üniversitesi mezunu bir öğrenci 2013 te, akılı telefonların kameralarına takılabilen bir lens tasarladı. henüz basit formda ancak devrim niteliğindeki bu lens ile mikroskobik boyutlarda yakınlaştırma yapılabiliyor. Silikondan yapılmış ve ekstra yapıştırıcı gerektirmeden her telefon kamerasına tutturulabiliyor. 6 milimetre boyutlarındaki bu lensin görüntü yakınlaştırma aralığı 15x ila 60x. Üst segment telefonların genel olarak 10x yakınlaştırma özelliğine sahip olduğunu göz önünde bulunduralım. E tabi bu teknoloji günümüzden yaklaşık 8 yıl önce… Şimdi hem mobil teknolojiler hem de akıllı lens teknolojileri çok daha ilerde. Bir 10 yıl sonrası ise sadece hayal gücüyle snırlı.

Mikro telefon lensi 22 yaşında Thomas Larson tarafından yaratıldı Thomas Washington üniversitesinde makine mühendisliği okuduğu sırada fikri üzerine çalışmaya başladı.
Projesine Fon sağlamak için ağustos ayında başlatıp 10 eylülde biten kampanya boyunca, 68 bin dolar rakama ulaştı.
Söz konusu lensler, patent başvurusu yapılmış ”Platinyum katalize edilmiş silikon”(platinum catalysed silicone) isimli bir teknolojinin ürünü.

Yapışkanlı bir yapıya sahip olan lens, yapıştırıcı niteliğini kaybetmeden su ve sabunla yıkanabiliyor.
istiklal caddesinde bir zamanlar, yapışkan dokulu silikona benzer ”örümcek adam” satarlardı attığınız yere yapışıp kalan bu minik oyuncaklar geldi aklıma 🙂

Taşınabilir mikroskop

Larson’ın iddiasına göre yumuşak yapısından ötürü esnek ve çizilmez yapıya sahip olan lens optik olarak cam özdeş, yani cam ile aynı düzeyde transparan, ve ayrıca bükülebiliyor. Larson ayrıca, Teorik olarak lensin sonsuza kadar yapışkan kalacağını da ekliyor…

Projesi için web sitesinde : Bu türde ucuz ve taşınabilir bir lensin sadece eğlence amaçlı değil gelişen dünyada sağlık ve hastalıkları önlemek için de olasılıklar sağlayacağına inandığını söylüyor.

Larson, çoğu akıllı telefon kamerasına uygun olduğunu belirtip en iyi sonuç için minimum 5 MP ve üstü telefonlarda kullanılmasını tavsiye ediyor. 2013 yılında 108 megapiksellik kameraları olan telefonlar yoktu dikkat !
Ayrıca bazı garip tasarımlı geometriye sahip telefonlarla uyumlu olmadığı konusunda uyarıp, uyumsuz modellerle ilgili bir örnek isim vermedi.

Kampanyasında 15x versiyonlu lens için fon sağlayan Larson, daha yüksek yakınlaştırma sağlayan modellerin toplu üretimi için çalışıyor.
Larson, ilerleyen zamanlarda 150 x yakınlaştırma yapabilen lensler yapma niyetinde olduğunu belirtti. Günümüzdeki telefon teknolojilerine yaklaşmış gibi değil mi? Elimize geçerse kim bilir ne tür muziplikler yapılabilir bu lenslerle, röntgenciler yaşadı 🙂

Birinci haber kaynak: 2014 yılında yayınlanmış orijinalinden çeviridir Kaynak: http://www.dailymail.co.uk

İkinci haber kaynak http://www.dailymail.co.uk

Arabesk Müzik: Türkiye’de Arabesk’in doğuşu

Arabesk müzik sevenlerden misiniz? Arabesk dinleyenler ‘kro, eğitimsiz cahil bir kesim olarak mı görülüyor? Arabesk müzik dinleyen kesimi bu şekilde yaftalayan bir kesim halen varmı? Ama aklıma takılıyor da! Arabesk sevilmez mi ya. Yani sonuç olarak bu bir müzik ve sanatla ortaya çıkıyor. Sevilmemesi garip geliyor insana. İşin ilginç yanı özellikle Türk müziğinde öyle güçlü bir tür ki, pop müzikten, rock müziğe kadar bir çok müzik türüne ilham olmuştur. Hatta yeni neslin daha çok sevdiği ve özellikle 90’larda daha bir belirgenleşen ‘pop fantazi’, ‘arabesk fantazi’ veya sadece ‘fantazi muzik’ adı altında pop müzikle karışan yeni bir alt türü oluştu. Bu arada arabesk kelimesi ne demektir? Arabesk, karma karışık, arap saçı gibi, ne olduğu belli olmayan karışık durumları ifade etmede kullanılmaktadır. Yazının sonunda belirtilmiş kaynaktan alıntıdır. Arabesk müzk hakkında bilmediğiniz ve bilmeniz gereken tüm detaylar yazıda.

Arabesk müzik :Türkiyede Bir Kitle Kültürü

Sanayileşme ve kentleşme olgusunu yaşayan her toplumda kitle kültürü, yaygın adıyla popüler kültür, kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Kitle kültürünün oluşmasında etkili olan faktörler, toplumların çoğu bakımından, birbirine benzer nitelikteki kaynak ve mekanizmalardır. Fakat, her toplumun kendine özgü sosyoekonomik ve kültürel dinamikleri doğrultusunda, toplumlar arası kitle kültürleri arasında önemli yapısal farklılıklar mevcuttur. Bu bağlamda, Türkiye’deki bir kitle kültürü örneği olarak Arabeskleşmenin oluşmasında rol oynayan bazı önemli faktörler üzerinde durmak yararlı olacaktır. Her kitle kültürünün sembolü olan bir müzik türü vardır.

Latin Amerika’daki gecekonduların ürettiği önceleri tango, daha sonra lambada, Kuzey Amerika’da yaratılan jazz ve blues, Avrupa’da başlayarak bütün dünyayı saran rock ve heavy metal gibi müzik ve dans türleri, ilk çıktıkları toplumsal kesimlerin dünya görüşleri, hayat felsefesi, inanç ve değerleri bakımından önemli birer gösterge sayılmaktadır. Tango ve lambada’da vurgulanan cinsellik, Latin Amerika gece kondularındaki yaygın serbest cinsel hayatın sembolüdür. Jazzda egemen olan duygu hüzün, Bluesda ise kuralsızlık, neşe, sevinç ve gülmecedir ki bunların esas kaynağı Kuzey Amerika’daki büyük kentlerin çevrelerinde bulunan gecekonduların barındırdığı topluma yabancılaşmış zencilerdir. Rock ve heavy metal türü müzik ve dansın ana teması ise seks ve şiddettir ki bu öğelerin arkasında da modern ülkelerdeki modernleşmeye uyum sağlayamayan tatminsiz ve uyumsuz büyük bir gençlik vardır. Türkiye’deki arabesk müzik ise, en azından ilk çıkış kaynağı itibarıyla Türk gecekondulusunun kimsesizliğinin, garipliğinin, çaresizliğinin ve yıkılmışlığının, tam bir tercümanı olmaktadır.

Arabesk Müziğin Teorik Oluşumu

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki zorunlu kültür değişmeleri çerçevesinde, önceki imparatorluk kültürünün alaturka müziğinin yerine, yeni bir alafranga müzik zevki ikame edilmeye çalışılır. Bu doğrultuda, 1920 yılında zamanın Milli Eğitim Bakanlığınca okullarda okutulan tüm alaturka müzik eğitimine son verilir ve Türk müziği konservatuarı Dârül elhan kapatılır. Ayrıca, 1934 yılı sonlarından 1936 yılı Temmuzuna kadar Türk müziğinin radyolardan çalınması, resmi kültür politikasına uygun olarak yasaklanır. Bu dönemde başlatılan alaturka, alafranga tartışması yıllarca alafranga lehine sürüp giderken, ortadan kaldırılmak istenen eskinin yerine de bir yeni tür konamaz ve müzik konusunda toplumsal bir kaos ve kargaşa içerisine girilir.

Arabesk müzik

Zorunlu kültür değişimine uygun olarak Türk müziğine yasaklar getirilirken Türk kültür hayatında başka bir olay aynı zamana rastlamaktadır. Bu olay, özellikle 1930’lardan başlayarak, önceleri büyük kentler olmakla beraber daha sonrada Anadolu’nun içlerine doğru yayılan Arap filmleridir. 1930-1950’ler arasında gösterilen Arap filmlerinin özellikle de Mısır kaynaklı olanların sayısının 150 kadar olduğu sanılmaktadır. Öyle ki, Anadolu insanının, sinema teknolojisini ve sanatını
Arap filmleriyle tanıyıp sevdiğini dahi söylemek mümkündür. Duygusal ve dramatik öğelerle beraber bol Arap müziğinin işlendiği bu filmlerde, göz yaşartıcı öykülerin acı ve keder yüklü şarkılarla birleşmesi, Türk seyircileri üzerine büyük bir etki yaratmıştır.

Bu filmler içerisinde, “Leylâ ve Mecnun” “Şark Yıldızı” ve “Aşkın Gözyaşları” önemli bir yer tutmaktadır. Türk müziğinin yasaklı olduğu bu yıllarda, Sadettin Kaynak ve Hafız Burhaneddin gibi bestekârlar, Arap filmlerindeki müziklere Türkçe sözler yükleyerek, Türk müziğine bir anlamda yeni bir anlayış getirmişlerdir. Böylece, Türkçe sözlü ama Arap müziği motifli, önceden hiç bilinmeyen bir müzik türü oluşmaya başlamıştır. Belirli bir şehir alt kültürü olarak doğmaya başlayan bu müzik anlayışının yaygınlaşarak kitlelere mal olması daha sonraki yıllarda (meselâ, 1960’lardan sonra) mümkün olacaktır.

Türk müziğinin yasaklandığı ve toplumdan dışlanmaya çalışıldığı bir dönemde, Türk insanının müzik konusundaki kültürel boşluğunu dolduran bu yeni türe neden Arabesk denilmektedir? Arabesk kelimesi, Avrupalıların, Osmanlı Türkçe’sinde “girift” denilen, birbirinin içine girip çıkarak dönüp duran bir süsleme ve bezeme tarzına verdikleri bir addır. Bu bezeme tarzını, Araplar kanalıyla tanıyan Avrupalılar, bu sanat anlayışına “Arabesk” adını vermişlerdir. Gündelik dilde ve halk katmanlarında “Arabesk”, karma karışık, “arap saçı” gibi, ne olduğu belli olmayan karışık durumları ifade etmede kullanılmaktadır. Arabesk müzik denilmesinde, bu türün kökenindeki Arap müziği etkisi kadar, kuralsızlığı, kimliksiziliği ve biraz da lumpenliğinin de etkisi vardır. Ne o, ne öteki; ne köylü ne kentli; ne doğulu, ne batılı Arabesk, biraz o, biraz öteki: biraz köylü, biraz kentli; biraz doğulu, biraz batılıdır.

Arabeskleşmenin Sosyal Ortamı Olarak Gecekondu Kültürü

Arabesk müziğin ilk örnekleri Cumhuriyetin ilk yıllarında ortaya çıkmasına karşılık, bu türün popüler olarak yaygınlık kazanması, Türkiye’nin 1950 ler sonrasındaki sosyoekonomik gelişmeleriyle aynı zamana rastlamaktadır. Türkiye’de, 1950 sonrasında hissedilir bir sanayileşme süreci baş göstererek, belirli bölgelerde büyük metropoliten sanayi merkezleri oluşmuştur. Bol iş gücü barındıran tarım alanlarında makinenin yoğun bir şekilde kullanılmasıyla çok sayıda insan işsiz kalmaya başlamıştır. Böylece, kır bölgelerinin işsiz insanları, daha iyi eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanmak isteyen kişileri ve şehrin cazibesine kapılan aileleri, kentlere akın akın gelmeye başlamışlardır. Büyük kentlerin doğuşu ve insan selinin buraları doldurması, yeni bir kültürün toplum katlarına yayılmasına ve kitleleri etkilemesine sebep olmuştur. Kitle kültürünün malzemesi, her geçen gün şehirlerin çevresinde kitlelerin yığınlaşması ve evleri, meydanları, sokakları, fabrika önlerini, kaldırımları doldurmasıyla gittikçe güçlenmiş ve artmıştır

Türkiye’de, son yıllarda hızlı ve ani sosyal değişmelerin sosyal yapının dengesini bozması, öte yandan da kentlere aşırı ve dengesiz yığılmaların olması, sosyal yapıda kitle toplum oluşumuna ivme kazandırmıştır. 1960’lı yıllardaki hızlı sanayileşme ve kara yollarına verilen önemin gittikçe artması, toplumun hareket kabiliyetini de iyice hızlandırmıştır. Sanayi, bazı büyük şehirlerin çevresinde yoğunlaştığı için iç göçlerin yönü de bu merkezlere doğru kaymaya devam etmiştir. Türk tarihinde ilk kez kent/kır ayrımının ibresi hızla kente doğru eğilmeye başlar. İstanbul, Ankara ve İzmir yanında, birçok Anadolu kenti de (mesela, Bursa, Adana, Mersin, Samsun, Eskişehir, Kayseri v.b) metropolleşir.

İç göçler ile şehirlerin çevresindeki gecekonduları doldurmayı sürdüren insanlar, biraz da yalnızlıktan kurtulmak amacıyla, kendi hemşerilerinden oluşan mahalleler meydana getirirler. Bu mahallelerde, köy veya kır alanlardan getirdikleri kültür özelliklerini rahatlıkla sergilemeyi sürdürürler. Ancak, bu insanlar, gelip yerleştikleri mahallelerden çıkıp kent merkezlerine doğru yayıldıkça, yerleşik kentliler tarafından, bunların hareket tarzları, konuşmaları ve kıyafetleri büyük ölçüde tuhaf karşılanmaya başlanır. Ayrıca, iç göçlerin beslediği yeni nüfus hareketlerine bağlı olarak, çok farklı bölge ve şehirlerden gelen insanlar, birbirlerinden değişik alt kültürleri temsil etmelerine rağmen, iç içe birlikte yaşama zorunluluğunda kalırlar.

Bilindiği gibi, her bölge veya yöre, genel kültür sistemi içerisinde kalmak kaydıyla, birbirinden farklı ve kendilerine özgü özellikleriyle değişik alt kültürlere sahiptirler. Bu çerçevede, büyük kentlere Anadolu’nun çeşitli yörelerinden gelen insanlar, farklı folklorik ve davranış kalıpları ile yöresel kültürel değerlerini bir süre taşısalar da bunları aşmak zorunda olduklarını kısa bir zamanda anlamaya başlarlar. Çünkü, köyden ve farklı yörelerden gelen bu insanlar, ilk adımda yerleşik kentliler ile bir uyum sağlayamamışlardır. O zaman, kendilerine değişik bir gözle bakan (mesela, konuşma ve tavırları taklit eden) kentlilerin asıl yerlerine karşı, Anadolu’nun değişik yörelerinden gelen insanların kendi benzerleriyle dayanışma içerisine girme ihtiyaçları kaçınılmaz bir durum arzeder.

Oysa, farklı değerler ve folklorik özellikler, onları birleştirmek yerine, ayırmaktadır. Karadenizlinin, doğulunun, güneylinin, batılının, aynı kahvehanelerde birlikte otururken, paylaşabilecekleri ve ortak zevk alabilecekleri yeni birtakım değerlere, davranışlara, kısacası ortak kültürel bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Meselâ, her biri farklı bölgelerin türkülerini dinleyen bu insanlar, yeni mekânlarında öyle bir müzik bulmalılardı ki, Anadolu’nun değişik alt kültürlerine mensup olsalar bile, bu yeni müzik türü, hepsinin anlayabileceği bir dile ve ortak sembollere sahip olsun ve onların tamamına seslenebilsin.

Kentlerin çevresindeki farklı alt kültürlerin mensupları, ortak bir kültür alanı oluşturma çabasında iken, Orhan Gencebay, 1966 yılında “Deryada Bir Salım Yok” şarkısıyla ortaya çıkar. Gencebay, daha sonraları da “Bir Teselli Ver”, “Sevenler Mesut Olmaz”, “Başa Gelen Çekilir” ve “Tanrıya Feryat” gibi, gecekondulunun psikolojisini ve bilinç altını yakalayan söz ve müzikleriyle, bir anlamda o dönemin kentlileşmeye çalışan ve kendi içinde bocalayan gecekonduluların “idolü” hâline gelir.

Arabesk müziği, Türkiye’nin kentleşme sürecinin bir sembolü olarak görmek mümkündür. Çünkü bu müzik türü ilk sıralarda ‘minibüs müziği’ veya ‘dolmuş müziği’ olarak tanınmıştır. Bunun temel sebebi ise Cumhuriyetin ilk yıllarında teorik oluşumunu gerçekleştiren Arabesk müziğinin, esas kendi tüketicisi olan sosyal tabanı yani gecekonduluyu, 1960’lı yıllarda bulmuş olmasıdır. Büyük kentlerin çevresindeki gecekondu sakinlerini kent merkezlerine taşıyan minibüs veya dolmuşlar, Arabesk müzik plâk ve kasetlerinin, gecekondu kahvehanelerinden sonra en fazla çalındığı bir ortam olmuştur.

Özellikle yerleşik kentliler, arabesk müziğin farkına ilk defa, esas itibarıyla gecekondulunun taşıma aracı olan minibüs ve dolmuşlarda, varmışlardır. Böylece, yalnızca gecekondularda dinlenen ve tüketilen bu müzik türü, gittikçe kentin merkezlerine taşınarak, kentin diğer sosyal kesimlerine doğru yayılmaya başlamıştır. Bir anlamda, gecekondular, kentin merkezine doğru yönelirken, arabesk müziği, kentlilere karşı çok önemli bir kültür cihazı olarak kullanmışlardır.

Arabeskleşmenin Sosyal Ortamı Olarak Zenginlik Kültürü

Hızlı ve dengesiz sosyal değişmenin doğurduğu kitle toplumun en önemli kaynağı, ifade edildiği gibi, şehirlere göç edip şehrin genel yerleşik kültürüne uyum gösteremeyen gecekondu kültürüne mensup kişilerdir. Bu kitleleşmenin ikinci kaynağı ise, eski ve yerleşik kentli ailelerin dışında kalıp bir yolunu bulup kolay yoldan “köşe dönen” ve kolay kazandığı geliri ölçüsüz bir şekilde lüks ve gösterişli tüketime harcayan zenginlik kültürüne mensup kişilerdir. Zenginlik kültürü, zenginlikten farklıdır ve sosyal tabaka olarak üst gelir grubunda yer alan zenginlerin kültürü anlamına gelmez.

Zenginlik kültürü, halk dilinde ”yolsuzluk”, ”yağmacılık”, ”yiyicilik”, “fırsatçılık”, “köşe dönücülük”, ”soygunculuk” gibi birbirine benzeyen kavramlarla ifade edilen ve ülkedeki ekonomi-politiğin yozlaşmasından yararlanarak, haksız kazanç elde eden türedi zenginlerin yaşama tarzını sergileyebilmek için ortaya atılan bir kavramdır. Normal şartlarda, her ülkenin sosyo-ekonomik yapısında, kayıt dışı ekonomiler adı da verilen ve vergi dışı kalan büyük bir gelir grubu vardır. Ancak, Türkiye’de ekonomik gelişmelerin kendini gösterdiği ve canlandığı zamanlarda, ekonomik sistemin açıklarından ve belirli ölçülerde de politik yozlaşmadan da yararlanarak, kolay yoldan zengin olan bir kesim sürekli olarak gelişme göstermektedir. Devlet ve mahalli idarelerdeki ihale yolsuzlukları, hayali ihracat ve ithalat kotaları ve yeraltı dünyası (mafya), kolay ve gayrimeşru kazançların en fazla yaratıldığı alanlardır.

Zenginlik kültürü mensupları, sosyolojik temeli olan üst sosyal tabakadan farklı olarak, çok kolay kazandığı serveti, genellikle çok kolay bir biçimde lüks ve israf içerisinde tüketmektedir. Yine, her toplumda gösteriş tüketimi ve israf olgusu olmakla beraber, zenginlik kültürünün yaygın olduğu ülkelerde, toplumun büyük bir kesimi yoksulluk içerisinde yaşarken bir kesim de vardır ki tam anlamıyla bir tüketim ve eğlence çılgınlığı sergileyen, yegâne fetişleri ve zevk nesneleri, para, kadın, içki ve eğlence olan bu kesimin ortaya koyduğu yaşama biçimine genel olarak zenginlik kültürü denilmektedir.

Zenginlik kültürünün en önemli mekanı ise lüks lokantalar ve gösterişli eğlence yerleridir. yerleşik kent kültüründen ayrı bir yan kültür olarak, gece kondu kültürü nasıl arabeskin beslendiği bir sosyal ortamı oluşturmuş ise bu tür eğlence yerleri de, arabeskleşmenin başka bir boyutunu meydana getiren “taverna müziği” ne uygun bir ortam oluşturmuştur. Gecekondu kültürünün yarattığı arabeskin ana teması, acı, keder hüzün, gurbet, çaresizlik ve teslimiyettir. Zenginlik kültürünün sembolü olan taverna müziğinin işlediği temel motifler ise aşırı neşe, sevinç, yemek içmek ve çılgınca eğlenmektir.

Kaynak: Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU Davranış bilimleri kitabı

Dinleyecek bomba şeyler ve Pahalı ses sistemleri

Dinleyecek bomba şeyler? E tabi bazen iyi gidiyor… Özellikle elektronik müzik tutkunuysanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz 🙂 Neyse işte müziğin kötü olabileceği bir şeyler mümkün mü ? Tabiki değil… Hani böyle elektronik müziği muhteşem bir ses cihazıyla dinlemek ne büyük bir zevktir.. Ses sevenler için.. Ses derken hani gerçekten iyi bir ses… Ses sistemleriyle alakalı bir yazı belki yakında paylaşırım..

Şimdi böyle ses sisteminiz varsa dinlemeniz gereken bir kaç liste paylaşıyorum… Öyle güzel sıraladım ki canım merak etme.. Tam keyfinde dinlenecek bir sırada… İlk önce cosaşlım… Sonra hafif bir rahatlarız ne dersin? Bazıları ilginç ve tanıdık seslerden 😉 🙂 teşekkür etmek isterseniz.. mini bir yorum 😉

Birinci set 1 saat uzunlukta ve sonuna kadar dinlemeye değer.

İkinci set bir saatlik çılgın muzikten sonra kısa bir ara vermek isteyenler için. Üstelik çok başarılı bulduğum Billie Eilish bombaaa

Üçüncü set ise kendi içinde 3 parça kısa ama her birisi 4 ila 7 dakkalık olan muhteşem bir veda uçuşu diyebiliriz.

Şimdide, biraz daha rahatlamak için ya alttaki… Yada yok yüksek birşeylerle devam edelim.. Hızlı olsun diyorsan… bir alttakine geç 🙂

Blogumda müzik için bir kategori yok ama blogumu takip edenlerin hayır diyeceği bir içerik değil bence 🙂 blogumda ayrıca bir müzik kategorisi olmadığı için… Müzik güncellemelerimi bu sayfadan yapabilirim…

Bu arada hobi olarak ilgilenmiyorum ama hayranları olarak ses sistemleri ufaktan takip ediyorum.. Ve bu ses sistemleriyle çok kez müzik dinlemişliğim vardır… profesyonel ses sistemleriyle böyle müzikler dinlemek başa bir zevk.. Profesyonel bir Hi-fi sistem ile her türlü müzik kulağa güzel geliyor orası başka ama hani acı dolu müzikeri cepten bile dinlersin de, eğlenecek müzikleri öyle cepten dinleyemiyor be insan. İşte bu tür durumlarda paranızın yettiği kadar bir ses sistemi almak istersiniz ya 🙂 ki benim favorim şu sıralar Harman Kardon studio aura 2 modelli bir hoparlör ve fiyatı 2000 tl civarlarında… Hani alınabilir fiyatlarda… Ancak şu alttaki videodakilere bakın eğer şaşırmak isterseniz. Ve yukarıdaki muzikleri bunlarla dinlediğinizi hayal edin 🙂

Hornet Gay uygulaması neden kapandı

(18 eylül güncelleme)

Hornet gay uygulaması maalesef kapandı evet! Değerli ziyaretçimiz. Bu yazıyı aslında 1 yıl önce yazmıştım ve yazının biçemini günümüze uyarlayarak değiştirmek istemedim. Yazı olduğu gibi duruyor. Yazının konusu hornet gay uygulaması kapandı mı sorusuna bir cevap niteliğinde olup sadece ilk paragrafı güncellenmiş ve ana başlık değiştirilmiştir. Bu yazının başlığı aslında alttaki başlıktı. Fakat ayrı bir yazı ile kaleme almaktansa yeni bir giriş paragrafı yazmanın daha doğru olacağını düşündüm. Hornet neden kapandı? Tüm olasılıkları bu yazıda değerlendirdim.

Hornet Gay uygulaması hacklendi mi? Hornet Kapanır mı? Hornet’in riskli tarafları

Hornet Gay uygulaması Grindr uygulamasının yaptığı gibi Hiv verilerini ve diğer kullanıcı bilgilerini başka bir şirkete satar mı ?

Hornet Gay uygulaması Türkiye’deki Gay arkadaşlık sitelerinin en popüler olanlarından biri. Hatta Türkiye’den de öte, tüm dünyada bilinen en popüler Gay arkadaşlık uygulamalarından biri…

Hornet Gay uygulaması
hornet gay sosyal ağı

Uluslararası Gay arkadaşlık uygulamalarını solladı

Hornetten çok çok daha önceden beri var olan ancak Türkiye’den erişim yasağı alan Planet romeo (asa: Gayromeo) Gaydar, Grindr gibi siteler, Hornet Gay sosyal ağının kullanıcı sayısı bakımından çok gerisinde kaldılar. Ayriyeten Hornet hariç çoğu, Türkiye’den erişime kapalı. Hatta Grindr sitesinin neden kapatıldığı yazan şu linkte https://t24.com.tr/haber/gey-aplikasyonu-grindra-sansur-anayasa-mahkemesinde konu anlatılmış ancak net bir tanı yok. Sonuç olarak demek istediğim şu ki; Hornet yıllardır var olan bütün uygulama ve siteleri, kullanıcı sayısı ve popülarite açısından geride bıraktı! Bu çok büyük bir başarı elbette. Amerikan menşeili olmasının bunda bir parmağı var mı tartışılır! Hal böyle olunca Hornetin de kullanıcılarının hiv vb diğer verilerini satabilir mi sorusu geliyor akla.

Eşcinsel siteleri kapatılıyor mu ?

Yani şimdi Planetromeo ve diğer bir kaçı kapatılıyorsa Hornet neden kapanmıyor? E tabi şimdi itirazlara rağmen hukuki yolla kapatılma kararı kaldırılmıyorsa insan bir düşünüyor yani. Neden kapatılıyor ki? Sonuç olarak bizim ülkemizde fuhuşa alenen aracılık eden veya kolaylaştıran, vb sebep barındıran siteler maalesef Tib engelinden kurtulamıyor. Aslında şu linkte, biraz düşününce daha mantıklı gelen http://www.diken.com.tr/bu-kez-grindr-escinsellerin-arkadaslik-uygulamasi-hiv-verilerini-paylasti/ bir haber var, onunda linkini de paylaşmak istedim. Yani şimdi sen kalk milyonlarca kullanıcının Hiv verileri de dahil olmak üzere adres, telefon, konum bilgilerini paylaşırsan tabiki bir çok ülkede engeli yersin.

Sonuçta bunlar, unutmayın ki yurt dışı kaynaklı büyük şirketlerin uygulamaları. Ve büyük şirketlerin uygulamalardan veri topladığı gerçeğini unutmayın. Bunu zaten hepiniz biliyorsunuz. En basitinden bakarsanız; Google bile arama verilerinizi kullanıyor. Son zamanlarda aradığınız kelimelere istinaden alakalı reklamları neden gördüğünüzü şimdi anlıyor musunuz? Yani tüm veriler kullanılıyor. İşin bu kısmı ise apayrı karmaşık yer yer hukuki bir hikaye… Merak edilecek bir durum yok. Kimse sizi izlemiyor kimseninde böyle bir yetkisi yok. Bunlar çok derin mevzular. Veri korsanlığı diye bir başlık açıp anlatmak gerek ama ana konudan sapmadan ilerleyelim.

Şimdi bu Grindr sitesinden ve benzerlerinden tam emin değilim ama PlanetRomeo sitesinde isterseniz eskort olarak kayıt olabiliyordunuz. Çoğunun da böyle benzeri fuhuşa aracılık eden içerikleri barındırıyor olması gibi bir şeyler söz konusu olabilir… Shemaleturk neden Kapanmıyor? Veya Gabile neden kapanmıyor? Çünkü fuhuşa aracılık eden uygulamalar değiller. Yani nihayetinde kim kiminle ne konuşuyor bilinmez, bunu anlamak için de binlerce sitenin ve kullanıcının ne konuştuğuna bakıp da işte burda fuhuş var diye kimse kimsenin peşine düşmez.

Bazıları eskort sitelerine dönüşmüştü

Alenen bir şikayet varsa ve söz konusu sitenin önlemlerine rağmen fuhuş olduğu ispatlanırsa da, bu durum siteyi bağlamaz! Ancak siteler herhangi bir durumda kullanıcı bilgilerini söz konusu şikayete göre otoriteye iletmekle yükümlüdür… Siteler özellikle eşcinsel sitesi diye kapatılmıyor! İnsanları korumak için basit sebeplerdir vardır. İnsanları korumak söz konusu ise kapatılma durumu,hem hetero seksüel siteleri hem de eşcinsel arkadaşlık siteleri için geçerlidir. İlle de girmek istenince uygulamalarını indirip bir şekilde girilebilir. E tabi bundan emin değilim. Ama yani illede merak ediyorsan kendin deneyebilir, içerde neler oluyor bir bakabilirsin.

Hornet Gay uygulaması kapatılır mı ?

Eğer Hornet kapatılırsa, ki içimden bir his kapatılacak diyor ama içimden bu sesin neden geldiğini bilmiyorum da. Aslında ortada çok aleni bir sebep yok. Kullanıcılar üzerinde iyi bir hakimiyete sahipler ve şikayete göre profillere kolaylıkla son verebiliyorlar anladığım kadarıyla. Ve hatta bugün önemli bir güncelleme yaptıklarına dair toplu mesaj gönderdiler. Ama yinede spam mesajlar gelmeye devam ediyor. Aslen Amerikan mı yoksa Brezilya menşeili bir şirket mi emin değilim. Lakin kurulduğundan beri sürekli hata verdiğini biliyorum. Hani bunu kötülemek içinde söylemiyorum. Yazılım sektörü bu herşey olabilir. Ancak bu kadar çok paranız var bu hataları neden gidermiyorsunuz? Ölümcül hatalar mı ? Tabiki değil…Sonuçta herkes iletişimde kalabiliyor mu? Kalabiliyor… ancak dikkat!

Hornet Gay uygulaması

Hornet gay uygulaması Hacklendi mi ?

Bu kadar büyük bir şirketin uygulamasının Hacklenmesi aslında hiçte iyi bir durum değil. Keza tam olarak hacklenmek denebilir mi ondan da emin değilim ama, çoğunuz biliyorsunuzdur… Yakın zaman önce Hornet’te kimden nerden geldiği belli olmayan bir spam mesajı patlak verdi… Milyonlarca kullanıcının hepsine gitti bu mesajlar.. Ayriyeten Hornet Türkiye’de neredeyse 3 yüz bin kadar üye sayısına sahip. Bu spam mesajlar bize gelebiliyorsa bizim bilgilerimiz de risk altında demektir. Eğer bundan yakayı kurtaramaz ve işin ucu kişi haklarını ihlale kadar giderse maalesef Türkiye’den erişim yasağı alabilir. Burası Türkiye öyle kolay kolay vermez kullanıcı verisini… Şak diye çekiverir fişini… Ayrıca Hornet aldığı dev yatırımlarla bir çok ülkedeki yerel Gay arkadaşlık uygulamaları içinde gerçek anlamda tehdit. Sadece yerel uygulamalar değil aslında ülkedeki kullanıcıların veri gizliliği içinde risk teşkil ediyor.

Hornet gay uygulaması ile risk altında mıyız?

Öncelikle Hornet’in neden ve nasıl bu kadar kullanıcı sayısına ulaştığını tahminlerimizce kısaca ve genelleyerek özetlemek isteriz. Hiç bir üyelik açma zahmetiyle uğraştırmadan üye topladı dersek doğrudur. Ancak bu süreçte, (benzetme yapmamı maruz görün lütfen) uyuşturucu satıcılarından, hırsızlara kadar bir çok kişiye açık bir kapı oldu. Neden ? Çünkü kimse gerçek bir kişi olduğunu ıspatlamaya gerek kalmadan ve zorlanmadan tek tıklamayla basit bir Gmail hesabıyla giriş yapabiliyor. Gmail hesabını oluşturmak ise saniyeler alıyor.

Bu tarz uygulamaları kullanmasını beceremeyen kişiler için bile basit ve tek tıkla girilebilen bir yer. Çoğu kullanıcı giriş yaptığı mail adresini de şifresini de hatırlamıyor. Zaten hornet böyle bir doğrulama olmadan da rahatlıkla kullanabileceğiniz bir uygulama. Bu bağlamda Hornet’deki üye sayısının çoğunluğunu anonim kullanıcılar oluşturuyor desek elbetteki hiç yanlış olmaz. Bu arada Hornet’deki resimsiz üye sayısı resimli üye sayısından kat kat daha fazla. Örnedğin dünya çapında 25 milyon kullanıcısı varsa sadece 5 milyonunun profil resmi var ve bu durum da doğal olrak hornetle alakalı değil.

Anonim kalmak kötümü veya hakkımız yok mu?

Elbetteki anonim kalmak, gizlenmek herkesin en doğal hakkı. Uygulamalar size bu hakkınızı zaten sonuna kadar veriyor. Ancak mail aktivasyonu veya numarayla aktivasyon gibi önlemlerin olmayışı gibi bir durum çok riskli kişileri de barındıracağından, bu basit önlem bile kötü olayların yaşanmasında önem arz edebilir. Neden? Çünkü mail ile aktivasyon linkini kullanmak kişinin kötü niyetli biriyse caymasını sağlayabilir. İstendikten sonra yetkili otoriteler online hareketlerinizi gerçek kişi olduğunuzu ıspatlamasanız bile cihazınıza kadar bulabilirler buralar da ayrı mevzu. Keza aktivasyon falan da tek başına tabiki yüzde yüz güvenliği sağlayacak demiyoruz. Ancak söz konusu güvenlik ise en ufak ayrıntının bile önem taşıdığı kanaatindeyiz.

AngelsTurkiye Gay arkadaşlık sitesi Senin için yeni ve adil bir platfrom

AngelsTurkiye projesini elbette Hornet’e rakip olması için yapmadık. Ancak projemizi, olayların Hornetteki kadar kolay olmakla birlikte daha sağlam ilişkilere dayanmasını isteyen kişiler için biraz daha spesifik bir yer olması için tasarladık ve hayata geçirdik. Projemizde kişiler mail adresiyle üyeliklerini etkinleştirmek zorundadır. Kimliğinizle ilgilenmiyoruz! Sizin ve diğer tüm kullanıcıların güvenliğini düşünüyoruz. Dilerseniz erişiminiz olan herhangi bir başka eposta adresi kullanabilirsiniz de! Bu robot olmadığınız ve kendiniz olduğunuzu ıspatlamak için ciddi bir önlemdir. Ayrıca unutulan parola vb. erişim sorunlarının önüne geçmek içindir.

Sosyal medya entegrasyonu tamamdır!

Bu özelliği uzun zaman önce kapattık. Sosyal medya hesabıyla giriş yapmak şu sıralar mümkün değil ancak kullanıcı talebine göre bu özelliği sadece Facebook için etkinleştirebiliriz. Sosyal medya hesabıyla giriş yapanlar üye aktivasyon maili beklemez! Ayrıca giriş bilgilerini hatırlamalarına gerek kalmaz ve tek tıkla giriş çok daha kolay. Mail ile üye olanlar aktivasyon maili ile üyeliklerini etkinleştirmek durumundadır! Mail saniyeler içinde size ulaşır.

Kendinizi özgürce ifade etmeniz için sunucularımızın gücü yettiği sürece ücretsiz ve sınırsız kalacak olan projemiz Google reklam ortaklığıyla, reklam gelirleri elde etmeyi hedeflemektedir. Reklamları kaldırmanın maliyeti ise sadece aylık 15 tl. Ve hiç bir zaman Hornet veya diğer benzeri uygulamalar kadar pahalı olmayacaktır. Projemiz sürekli olarak güvenlik kontrollerinden geçmekte ve geliştirilmektedir. Özellikle Türkiye’deki Lgbt ve gay arkadaşlık sitelerine kıyasla çok daha modern bir yapıya sahip olan projemizi daha yakından tanımak daha da önemlisi bir gay arkadaşlık sitesi için belki de fazla ilginç bulacağınız bazı farklı özelliklerimizi daha yakından görmek isterseniz, buradan 👈 herhangi bir üyelik açmadan site hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Türkiye’nin en yeni gay arkadaşlık ve sohbet uygulamasına katıl ve aşk için bir not bırak

Kilyos Milyon Beach İstanbulda deniz keyfi için yakın yer

Kilyos Milyon Beach havalar sıcaklayınca İstanbul’dan çok uzaklaşmadan deniz, kum ve güneş keyfi yapmak istediğinizde gidebileceğiniz yerlerin başında gelir. Avrupa yakasında Karadeniz kıyısına doğru ilerlerken Sarıyer’e bağlı Kilyos’ta çok sayıda plaj ve plajlarda hizmet alabileceğiniz tesisler bulunuyor. Aslında Bedavaya halk plajı varken neden ücretli plajlara gidiyoruz bilmiyorum 🙂 Biz 6 7 travesti trans karışık bir grupla gittik. Özel bir minibüs kiraladık. Aramızda erkek sinek bile yoktu… Bizi getirip götüren şoför hariç 🙂

Kilyos Milyon Beach’e alternatif olarak halk plajına da gidebilirsiniz elbette

Toplu taşıma araçlarıyla bile çok kolay. Ancak 1 saatten fazla sürüyormuş. 151 No’lu İETT Otobüsü ile Sarıyer’e oradan da Kilyos’a giden minibüslerle ulaşım sağlanabiliyor veya İETT otobüsü direk oraya kadar gidiyor olabilir. Gerisini bende bilmiyorum, bence sorarak ilerleyin çünkü biz arabayla gittik Halk plajına kısaca bir uğradik ama kıyamet kalabalıktan sonra rotayı Milyon Beach’e çevirdik. E bir de lubunya olunca rahat edemezdik orası da ayrı konu elbette 🙂 Halk plajı Kilyos’un hemen girişindeki ilk plaj ve kilometrelerce uzunlukta. Üstelik her türlü gereksinimiz için her şey var. Bakkal market ne ararsanız. Soyunma kabinleri duşlar bildiğiniz bomba bir plaj.

Kilyos Milyon Beach

Milyon beach Kilyos’un Demirciköy isimli konumunda yer alan nefis bir koy ve eğlence alanıdır. Kumsalı halk plajı kadar kilometrelerce uzunlukta değil. Çünkü küçük bir koy. Ama yinede söz konusu parti ise binlerce kişiyi alır herhalde. E tabi biz geçen sene gittik. Şimdi korona virüs döneminde nasıldır bilemiyorum. Milyon beach ve Solar beach eğlence ve muhteşem organizasyonlarının yapıldığı en popüler iki yer. Milyon beach tam bir tesis havasında olduğu için kışın da açık ve bazen partiler düzenleniyor. Milyon Beach’e giriş ücretli ve hafta içi 50 TL hafta sonu ise 80 TL. Bu fiyatlar güncel fiyatlar. Sabah erken saatte gidip kapanana kadar kalabilirsiniz. İçeriye dışarıdan yiyecek içecek getirmek yasak ve ücretleri girişte ödüyorsunuz.

Kumsal muhteşem. Doğa deniz güneş kum kesinlikle Marmaris’i Bodrum’u aratmıyor. Yani tatil için illede uzak yerlere gitmenize gerek yok. Kilyos İstanbul’un içinde ama sanki bambaşka bir yerdeymişsiniz gibi hissettiriyor. Halbuki araçla yarım saat civarında varabiliyorsunuz. Kim derki bu tatil alanları İstanbul’un yarım saat ilerisinde diye. Ancak bu ve benzeri tesislerde konaklama yok. Yani civarda belki vardır ama tesis kapandığı için civarı bilmek lazım. Civarda bir otelde kalsanız her gün giriş parası insanın canına değer yahu 🙂 Neyse işte bizim geçen seneki ziyaretimizden kalan muhteşem fotoğraf ve videolara bakabilirsiniz 🙂

Tüm fotoğraflara da bakın

Galata kulesini görmeye gittik Eminönü’ne çıktık

Galata Kulesi İstanbulun en gözde turistik uğrak noktalarından biri. İstanbul’da gidilecek yerlerin yolu, genel olarak İstiklal Caddesinden geçiyor. Yani gidilecek yer derken tarihi yarım ada genelindeki herhangi bir yere gitmek için, özellikle de yürüyüş yaparak gitmekse tercihiniz mutlaka istiklal caddesinden geçilir. Yani biz lubunyalar seviyoruz istiklali 🙂 İstiklali sevmeyen var mı ki zaten 🙂 Bu Galeride de sizlere Galata kulesine giderken çektiklerimi paylaşmak istiyorum. Ancak Galata’ya inerken İstiklalin sonundaki meydandan bir kaç poz aldım. Gördüğünüz bu meydan Lgbt pride yürüşlerinde buluşulan noktaydı. Bu civar genel olarak Lgbt friendly bir yer olup Cihangirdeki Firuzağa Gay hamamı da bu civarlarda ve çok yakın 🙂

Meydanın hemen solundan Galata’ya inerken rengarenk dükkanların olduğu Galip Dede caddesinden ilerliyorsunuz… Her yer rengarenk grafitilerle süslü kepenkleri olan egzotik dükkanlarla dolu. E tabi İstanbulun zaten bu bölümüdeki her yerin sokakları kendine özgü aurasıyla sizi ayrı bir büyülüyor. Sokaklar daracık Galata kulesine inmeden önce. Ayrıca sokak her daim tıkış tıkış olmasına rağmen nedense bu yol trafiğe kapalı değil ve daracık sokaklardan bana mısın demeden arabalar geçmeye devam ediyor…

Galip Dede caddesinden ilerlerken yolun devamında, caddenin adı değişiyor ve Yüksek Kaldırım caddesi isimli cadde olarak ilerliyor. İşte tam o kesişme noktasında, sağa dönerseniz Şahkapısı isimli sokağa giriş yapıyorsunuz ve karşınızda Galata Kulesi. Tüm heybetiyle yüzlerce yıldır, masallara konu olmuş Tarihiyle büyüleyen ve tam bir çekim merkezi olan Galata Kulesinin hikayesini vikipedia‘dan veya aktivite olarak neler yapılır gibi ayrıntıları merak ediyorsanız gezimanya sitesinden okuyabilirsiniz.

İtiriraf ediyorum, yıllardır istanbulda yaşadım ama bir kere bile kuleye çıkmak kısmet olmadı. Neden mi ? Çünkü her geldiğimde kuleye giriş yapmayı bekleyen yerli yabancı karışık bir tursit kitlesi metrelerce uzunlukta sıraya girmiş. Sattler sürebilir kuleye çıkımanız. Keşke bir gidişimde bekleseymişim. Eminim ki buna degerdi. Ama olmadı işte kısmet…

Galata kulesinin etrafında çay, kahve servisi yapan ucuz yerler veya daha geniş keyif yapabileceğiniz irili ufaklı kafeler bulmak mümkün. Ancak yürüyüş modundaysanız hırsınızı alamaz ve ayaklarınız içgüdüsel olarak yokuşun sonunda ne olduğunu merak eder ve yokuştan aşağı inerken alttaki karelerle karşılaşırsınız. Yine ilginç sokaklar ve rengarenk grafitiler…

Birde bakmışsınız ki bütün yolu yürümüş ve yokuşun sonunda kendinizi eşsiz Eminönü manzarasıyla Karaköy’de bulursunuz.

Karaköy’e inince Galata köprüsünü görüpte üstünden geçmemek olur mu? Olmaz tabi. Niyeyse köprü görünce mutlaka üstünden geçesimiz geliyor 🙂 Köprüden de geçince başka bir hikaye ve başka bir yer başlar… Eminönü…

Koronavirüs günlükleri / hayat nasıl değişti

Koronavirüs karantinasının sonunda, yeni bir başlangıcın başında, Adana yönüne yolculuğum esnasında başlıyorum bu yazıma… (ekleme düzenleme vs. derken ne zaman yayınlarım bilmiyorum) Bu gün 30 mayıs 2020

Koronavirüs süreci, bizim bildiğimiz tarih aralığında, tüm dünyanın aynı anda girdiği ilk sınavı sayılır. İlginç olacak, tam da bu dönemde belki izlenmemesi gereken The walking dead dizisini izliyorum. ‘İzlenmemesi gereken’ derken, dizide dünya, ölümcül virüsten bitmiş falan. İçinde olduğumuz karantina dönemi ve bu dizi arasında istemeden de olsa onlarca bağlantı kurmak mümkün. E tabi dizide olanlar tam bir felaket. Bir korona virüs oldu ortalık böyle oldu, gerçekten zombi virüsü olsaydı ne olurdu merak ediyorum 🙂 ama neyseki zombi virüsü gibi bir şeyin ölüleri canlandırması olayı bilimsel açıdan imkansızmış. Ama Allah korusun eğer olsaydı, kesinlikle The Walking Dead dizisinde olanlardan çok daha beter bir şeyler olurdu o kesin. Konumuz tabiki The walking dead değil elbette. Malum Koronavirüs süreci…

Artırılmış gerçeklik nedir/ 3D odalarda sohbet

Artırılmış gerçeklik nedir?

Artırılmış gerçeklik, öncelikle gerçek dünyanın bilgisayar ortamına birebir aktarılmasıyla oluştu. Örneğin Google haritalar sokak görünümü (yani street view) bir artırılmış gerçeklik ortamıdır ve temel görevi sadece sokak görüntüsünü kullanıcıya iletmektir. Ancak artırılmış gerçeklik teknolojisi gerçek dünyayı yine bilgisayar ortamında oluşturulan ilginç nesnelerle birleştiren ve aslında böyle yaparak eğlenceli hale getiren bir yazılım teknolojisidir. Zaten ilginç şeyler yoksa ne anlamı var ki? Tek başına dünyayı resmetmek, yani bilgisayar ortamına taşımanın ne anlamı olabilir? Bizler artırılmış gerçeklik ortamına sığamayacak kadar artırılmış bir gerçeklikte yaşıyoruz. Artırılmış gerçeklik ortamlarının, gerçek bir dünya kadar etkileşimli olması neredeyse imkansız. En mantıklısı ise ancak savaş oyunları ve benzeri aparatlarla interaktif olan oyunları deneyimlemek olabilir.

Örneğin sanal gerçeklik ortamında belki birileri gerçek bir savaş alanını resmetmiş olabilir. Kıran kırana kılıç kalkan savaşının gerçekte tam ortasında olmak hiç cazip değil ama sanal olarak orada olmayı deneyimlemek cazip gelebilir. Eğlenceli olan kısmı da zaten budur. Onun dışında gerçek dünyayı birebir ve eş zamanlı olarak artırılmış gerçeklik ortamına nakşetmek sanırım şimdilik 100 yıl ötede bir gerçekten öteye gidemez. Artırılmış gerçekliğin bize, günümüzdeki hali fazlasıyla yeter ve artar bile. Üç beş sene önce hayatımıza giren Pokemon Go artırılmış gerçeklik üstüne kurgunlanmış bir oyundu ve artırılmış gerçekliğe iyi bir örnektir.

AngelsTurkiye’nin arttırılmış gerçeklik ve 3D odaları

3 boyutlu odaların nasıl olduğunu merak ederseniz, üye olmanız gerekmeden en alttaki linkten söz konusu sayfaya gidebilirsiniz. 3 boyutlu sanal gay arkadaşlık odaları, yeni nesil bir özellik olup yazılım firmamız tarafından özenle hazırlanmış eşsiz bir yazılım mühendisliği örneğidir. Birbirinden farklı bu odaların hepsinde kullanıcılarla etkileşime geçebilir ve muhteşem bir sanal deneyim yaşayabilirsiniz. 3 boyutlu gay sohbet ortamında, örneğin hoverboard odasına girdiğinizde karşınıza uçan kay kay Hover Board’u deneyebileceğiniz 3 boyutlu oda açılır.

Burada diğer kullanıcılarla yarışabilirsiniz. Dilerseniz sağ alttan diğer 3 boyutlu odalara girebilirsiniz. 3 boyutlu odalarda birini görürseniz sanal dünyada kendi oluşturduğu avatarıyla dolaşan birileri olabilir… Her odanın kullanıcısı farklıdır. Tüm odalara bakabilirsiniz… Çok romantik odalar da var 😉 Mutlaka hepsine bakın deriz. Örneğin 3boyutlu sinema odasında izin verilen herhangi bir Youtube videosunu ekleyebilirsiniz. Eğer oda kalabalıksa herkes senin eklediğin videoyu görecek. Bunu yapabilmek için ekrana yaklaşmanız yeterli. Ekrana yaklaştığında o an devam eden videoyu değiştirebileceğin bir link paneli açılır. Partnerine dinletmek veya izletmek istediğin bir klibin linkini Youtube’dan kopyala yapıştır. Artık show senin, seçtiğin klip ile kendini özgürce ifade et! Oradaki herkes seni görsün. (videoların izin verilmiş video olması gerekir veya hata giderilmediyse bu özellik şu aşamada çalışmayabilir)

Artırılmış gerçeklik ile sokakta sohbet

Augmented Reality ile sokak konumunu paylaş ve sokağında sohbet et. Özellikle son 6 7 yıldan buyana ciddi bir şekilde geliştirilen AR ileri düzey bir yazılım teknolojisidir ve sürekli geliştirilmeye devam ediyor. AR teknolojileri çeşitlilik gösterir ve bazıları farklı aparatlar gerektirebilir ve bu ortamların yazılım teknolojisi ve veya platformları farklılık gösterir. AngelsTurkiye, Google haritaların artırılmış gerçeklik ortamı olan sokak görünümü (street view) teknolojisine tam entegre çalışır. Daha da ilginç olanı ise, burada kendi oluşturduğunuz avatarınızla görünmenize olanak tanır. Sistem konumunuzu genellikle otomatik olarak rastgele tespit etse de, haritalardan konumuzu değiştirebilir ve dünyanın farklı yerlerindeki insanlarla sohbet edebilirsiniz. Ayriyeten sanal dünya veya artırılmış gerçeklik odalarının nasıl göründüğünü merak ediyorsanız şu videoya bir bakın.

3 boyutlu eğlenceli odalar

Avatarınla bambaşka bir sen tasarla ve istediğin gibi görün. Gizlilikten yana endişeniz olmasın! İnsanlarla tanışmanın yollarından biri de sanal bir yüz ile sanal ortamda görüşmektir. Sistemdeki hazır avatarlardan birini seçebilir veya dilerseniz herhangi bir yüz fotoğrafınızı yükleyebilir ve sanal odalarda kendi oluşturduğunuz avatarınızla dolaşabilirsiniz. Belki aradığın aşkı bir mehtap turunda bulabilirsin. 3D dünyada eğlenebileceğin farklı odalar mevcut. Gecenin karanlığında burayı keşfetmek çok ilginç olabilir… Belki eğlenceli birileriyle tanışabilirsin. Birbirinizi fark etmeniz zor olmayacaktır.

3 boyutlu odalar

Satranç oynamayı sever misin ? Peki iddalı mısın? Böylesini hiç görmedin çünkü bu dev satranç. Ayrıca birbirinden eğlenceli 4 farklı oyun modülü ile dilersen tek başına sisteme karşı veya dilersen odadaki biriyle karşılıklı oyna. Hiç kimse yoksa direk davet linki yolla. Üye olmayan kişilerle oynayabilirsin 🙂 Tüm özellikler tamamen ücretsiz. Alttaki görsellere bir göz at

Satranç odası

via GIPHY

Artırılmış gerçeklik ortamında yakısıkşı biriyle satranç oynama fikri fena değil gibi 🙂 şans işte diye… Belki sapyoseksüel birisin veya demiseksüel… kimbilir. Al işte gir adamın zihnine aşık ol 🙂 Lütfen yanlış anlaşılma olmasın bu aslında basit ve belki trajik bir dokundurma. Yenerim yenilirim diyorsan veya yenmek yenilmek için burada birileri yoksa… Şansını değerlendirmek için herhangi birine sadece oyunun linkini atman yeterli hemen karşılıklı bir satranç turnuvası başlat herhangi birine atarak ve üye olmasına gerek kalmadan ikinizde satranca başlayabilirsin 🙂 https://www.angelsturkiye.com/3d/e8sc1

Artırılmış gerçeklik


3 boyutlu odalar

Kuzey kutbu ? Aurora borealis mi ? Nasıl yani?

Kuzey kutbunda ne işin var ki zaten? Gitsen gitsen buradan gidersin diye 🙂 Bizi zaten olsa olsa bahtsız diye kutup ayısı falan diye 🙂

via GIPHY

Galerilere giriş Galerilere resim yükleyebilirsin. Biz bir kaçtane yükledik 😉

via GIPHY

Artırılmış gerçeklik, öncelikle gerçek dünyanın bilgisayar ortamına birebir aktarılmasıyla oluştu. Örneğin Google haritalar sokak görünümü
3 boyutlu odalar avatar seçimi

Örneğin satranç odasında gösterildiği gibi kendi yüzünü nasıl ekleyebileceğin detaylarına bir bakabilirsin. Yüzünü değiştirmek için yukarıdaki ekranda olman gerekir

Sokakta sohbet! Teorik olarak dünyanın herhangi bir yerinde sohbet edebiliyorsun falan. Şey gibi… Google earth’desin ve insanlar var orada. Onlarla sohbet edebiliyorsun. Gün gelip holografik yansımalarımızı da görürürüz belki belli mi olur 😉 Şimdilik yüz fotoğrafınızı seçtiğiniz bedene entegre edebiliyorsunuz. Örnek alttaki youtube videosunda

3 boyutlu sinema salonu

Niye hep bu bikinili kız onu bilmiyorum 🙂 Ama bunu değiştirebiliyorusunz

via GIPHY

3 boyutlu mehtap turu nasıl olur diyorsan o da burada

via GIPHY

Sokakta sohbet diğer kareler

Taksim meydanı sokakta sohbet
artırılmış gerçeklik
artırılmış gerçeklik
3 boyutlu odalar
Artırılmış gerçeklik
artırılmış gerçeklik
Artırılmış gerçeklik
3 boyutlu odalar

Diğer tüm 3 boyutlu oyun ve odaları kendin keşfedebilirsin

Tabletler ve tablet bilgisayarlar birbirinden ne kadar farklı?

Gelişen teknoloji, insanları şaşırta dursun IOS (i-pad) ve Android geliştikçe, elektronik mağazalarında daha gelişmiş tabletler raflarda yer aldı. Peki tablet bilgisayarlara ne oldu? Tablet bilgisayar nedir? 

Tabletler ve tablet bilgisayarlar İnternette keyifle sörf yapmak için biçilmiş kaftanlardır. Bilgisayarlarda gezilmediğinden değil, tabletlerin bilgisayarlara göre daha pratik, daha hafif ve daha taşınabilir olmasıyla alakalı bir durum bu. E tabi taşınabilir bilgisayarlara göre daha uzun süren pil ömürleri de cabası. Facebook Twitter İnstagram ve diğer yüzbinlerce web sitesi ve bir çok uygulamanın tablet versiyonlarını görmek mümkün.
Akıllı telefonlarda da olduğu gibi, en iyisi hangisi diye bir soru ister istemez tarih oldu çünkü tabletler ve tablet bilgisayarların hepsi günümüzde bir birinden güçlü donanımlara sahip.

E tabi ismi cismi belli olmayan su’dan ucuza tabletlerde var piyasada. Ancak elinizde yeterince güçlü bir akıllı telefon varsa tablete neden ihtiyaç duyasınız ki? Akıllı telefonlar ne kadar büyük olursa olsun, bir tabletin görece dev ekranında sosyal medya kanallarında veya İnternet’te gezmek, onlarca uygulama ile eğlenmek, telefona kıyasen daha zevkli. Uygulama marketlerindeki onlarca 3 boyutlu oyunu tablette oynamak ta ayrı bir zevk. Film arşivinizdeki filmleri veya Youtube videolarını telefondan izlemek fena değil, ancak büyük ekranlı bir tablette hem filmleri hem Youtube videolarını izlemenin daha göz doyurucu olduğu da bir gerçek. E tabi bir televizyon ekranında izlemekle bir tutmamak gerekir, keza televizyonu da sinema perdesinin büyüklüğüyle kıyaslamıyoruz değil mi 🙂

Günümüzde diz üstü bilgisayarlar da tabletler kadar taşınabilir ve hafif. Ancak bir touchpad (mouse) ve klavye gereksinimi, ister istemez tablete göre taşınabilirliği zorlaştırıyor. Zaman içinde çıkacak ince ve faklı tasarımlar durumu değiştirebilir ancak şimdilik tabletler taşınabilirlik açısından önde. Tabletleri de mouse ve klavye ile kullanabilirsiniz ama buna çoğunlukla gerek kalmıyor.

Tabletler ve tablet bilgisayarlar arasındaki fark ne?

Tabletler ve tablet bilgisayarlar

Şimdi birde şu noktaya değinelim. Tabletler gerçekten bilgisayar mıdır? En azından alışık olduğumuz, çoğumuzun evinde olan diz üstü veya masa üstü cihazlar gibi bir deneyim sunabilir mi ? Bu sorunun cevabı hem evet hem hayır. Çünkü artık devir, uygulamaların devri, hangi cihazda olduğunuz değil hangi uygulamayı kullandığınızda önemlidir. Ancak bilgisayar deyince akla gelen, içinde bir Windows işletim sisteminin olduğu her şeye kadir makineler geliyor insanın aklına.

Hiç bir tablet, şu an için Windows’lu bir bilgisayar kadar işlevsel bir kullanım sunmuyor. Masaüstü bilgisayarlarda oynamaya alışık olduğumuz devasa yer tutan ve yüksek grafik yongası gerektiren oyunları en iyi tabletlerde bile oynamak şimdilik mümkün değil. Fakat bu durum da her an değişebilir. Örneğin, hem tablet hem gerçek bir dizüstü bilgisayarının performansını sunan Windows tabletler var artık.  Ve piyasaya gireli çok uzun bir süre geçti. Tablet piyasasını alt üst etmesi bekleniyordu çünkü her donanıma uyum sağlayan bu yazılım, satın aldığınız modele göre, sadace tablet, veya hem tablet hemde bilgisayar olarak kullanılabiliyor.

Microsoft, Türkiye de ve dünyada Microsoft Surface Modelini piyasaya sürdü. bir kaç farklı modelden oluşan bu cihaz serisi, hem tabletçilere hitap ediyor hemde bir dizüstünün performansını da istiyorum diyenlere hitap ediyor. Ancak tabletlere göre daha pahalı ve aslında bilmeniz gereken çok detay var. Tablet almayı planlıyorsanız Windows’lu tabletlere de göz atmayı unutmayın. Ancak bildiğiniz üzere 2020’de I-PAD Veya Androidli tabletler kadar popüler olan bir windows tablet yok. Evet, windows bir tablete dönüştü ama bir tabletin işlevselliğinde veya basitliğinde bir tablet modeli çıkaramadı ve bildiğimiz masaüstü windowsların taşınabilir halinden neredeyse hiç farkı yok , I-Pad ve Android tabletlere kıyasen Windows tabletler neden başarılı olamadı? Bir tablet ve bilgisayar arasındaki fark ve Windows’un hybrid modelleri hakkında ayrıntılı bilgi bu yazıda https://stories.angelsturkiye.com/2019/05/i-pad-ve-android-tabletlere-kiyasen-windows-tabletler-ne-durumda/