Kategori arşivi: İnternet

Google’da ilk sayfada çıkmak için bilinmesi gerekenler

Google’da ne yazılınca ilk sayfada çıkmak istersiniz?

Google’da ilk sayfada çıkmak için çok güçlü bir içerik bütünü ve hızlı bir web sitesi altyapısına sahip olmak gerektiğini sanırım belirtmeme gerek yok. Bu şartlar sağlandıktan sonra size bu konuda asıl yardımcı olacak olan ise, seo çalışmalarınıza tepki veren Google arama motorunun kendisi ve Yandex, Bing, Yahoo gibi diğerleri. Arama motorlarında ilk sayfaya gelmek için yapmanız gerekenler aşağı yukarı benzer şeyler olsa da ufak tefek farklılıklar olabilir. Seo deyince aklınıza gelen ilk şey Google ve benzeri arama motorlarında ilk sayfa da çıkmak ise, yanılıyor olabilirsiniz. Çünkü seo, Google’da ilk sayfada çıkmak için değil, genel olarak arama motorlarında görünürlük için yapılan çalışmanın adıdır. Ancak tam olarak Google’da ilk sayfada çıkmak demek değildir.

Yani çalışmanın adı seo dur ama bu seo çalışmalarında ilk sayfa’da çıkma garantisi verilemez ve ilk sayfa şart değildir. Seo, çalışmanın adı, yani arama motorlarının sıralamalarında yükselmek için uygulanan bir iyileştirme tekniğidir. Burada rakibiniz arama motorları değil söz konusu içerikte en üstte olan diğer sitelerdir. Dolayısıyla içeriğiyle ilk sayfalarda olan diğer insanlar! Yani bir mikro ve makro çerçeve söz konusu. Keza tüm kriterleri bilmek ve ilk sayfaya gelmek için yazmak da ne kadar gerekli olur tartışılır. Kötü bir şey değil tabiki ve hatta anahtar kelimenizde ilk sayfaya gelip bunu başardıysanız siz bir seocu sayılırsınız.

İlk sayfada değil de belli bir sırlamaya girdiyseniz bile seocu sayılabilirsiniz. Seo para ile alınabilen ve reklamlara kıyasen daha ekonomik ancak yine de uzman eller tarafından yapılması gereken bir iyileştirme türüdür. Para ile bu hizmeti alacağınız ajans veya kişiyi çok iyi seçmeniz çok çok ehemmiyetli. Ancak yine de, sitenizdeki her yazı için aranma sorgularında ilk sayfada olmak gibi bir dünya yok ve mesele kesinlikle bu olmamalı. Ve şu sorulara cevap verin; Google’da ne yazılınca ilk sayfada çıkmak istersiniz? İlk sayfada çıkan bir içeriğiniz var mı? Bu 2 soruya ufaktan değinelim!

Google Search Console, Yandex Metrica ve Bing yönetim araçlarından faydalanın

Google ve Yandex site yönetim araçlarını kullanmak sitenizin geleceği için çok önemlidir. Hem Yandex, hem Google, hem de Bing, kendi web sitesi yönetim araçları (webmaster tools) servisini sunuyor. Yandex webmaster tools (Yandex metrica) kullanıyorsanız Yandex’in, Google Search Console kullanıyorsanız Google’ın dilini  konuşuyorsunuz demektir. Arama motorlarıyla iletişime geçmek için, bu farklı web sitesi yönetim araçlarını (konsollarını) kullanmanız önemli. Bu yönetim panellerini kullanmak ortalama benzer özellikler ile sitenizin performansını arttırıp hataları görmeniz ve ziyaretçi analizi gibi özelliklere erişmenizi sağlar. Google diğer arama motorlarında sıralamanızı yükseltebilmeniz için iyileştirmeler önerir. E tabi Google’da ilk sayfa’da çıkmak demek diğer arama motorlarında da ilk sayfada da görüneceğiniz anlamına gelebilirde gelmeyedebilirde.

Google’da ilk sayfada çıkmak için neyiniz var?

Googleda ilk sayfada çıkmak

Yukarıdaki bahsi geçen arama motorlarından hangisini seçtiğiniz kendi içinde apayrı bir önem taşısa da, dünya çapında en popüler olanın Google olduğu aşikar. Yakında, Google’ın şart koştuklarından bir tanesi de ‘diğer arama motorlarıyla da çalışmak’ olursa hiç şaşırmayın. Örneğin sosyal medya entegrasyonu nasıl ki önemli şartlardan biriyse, diğer arama motorlarıyla da entegre olmanızı istemesi beklentiler arasında olabilir. Hangisini yapabiliyorsanız yapın ve her birine ayrı ayrı vakit ayırarak ve zamana yayarak sitenizi ve içeriklerinizi optimize edin. Yönetim panelinizde tüm ipuçlarını göreceksiniz.

Baclink ve günümüzdeki önemi: Almak zordur hatta isteseniz de vermezler

Temelde backlink, hacklink ve benzeri İnternet sitelerinde yayılma, bunu sosyal medya entegrasyonu ile birleştirme, tanıtım yazıları, link alışverişleri vesaire gibi hizmetler satın alma ve benzeri diğer faaliyetler, arama motorlarında kendinizi göstermek için yaptığımız seo çalışmalarından biridir. Her ne kadar baclink almanın artık çok önemli olmadığı söylense de bu tam olarak doğru da değil. (Büyük ihtimalle kötüye kullanıldığı için günümüzde önemli bir referans olmaktan çıkarılmış olabilir) .Çünkü kaliteli bir içeriğinize kaliteli bir web sitesinden link almak paha biçilmez bir referanstır.

Fakat günümüzde backlink o kadar değerli ki, rekabetten ötürü bunu alabilmeniz kolay değildir. Bunu ücretli sağlayan firmaları düşünmeniz gerekebilir. Bu firmalar bu tür backlink satışlarıyla aylık, 3 aylık veya yıllık paketler sunabilirler. Ancak bunun ticaretini yapan sitelerin otoritesinden emin olmanızda fayda var keza her siteye backlink veren bir sitenin otorite skorunu koruması zordur. Yani size bir faydası olmayabilir. Ayrıca sürekli bunlara yatırım mı yapacaksınız? Veya kaç tane yazınız için bunu yapabilirsiniz? Evet backlink önemli ancak bunun farkında olan herkes bunu yaparsa o zaman kim ilk sayfada görünecek? Bu durumda ‘on page seo’ yani site içi seo’nuzu kusursuzlaştırmanız gerek.

Google’da ilk sayfada çıkmak ve OnPage seo kapsamı

İçerik kalitesi ve kopya metinleri bulan hizmetler

Gerçekten sağlam bir içeriğiniz yoksa sıralamaya girmek o kadar da kolay değil. Aslında teorik olarak çok sağlam bir içeriğiniz olsa ve hiç bir seo çalışması yapmasanız bile arama motorları sizi bulup belli sıralamaya getirebilir keza arama motorlarının işi budur… kıyıda köşede kalmış sağlam içerikleri gün yüzüne çıkarmak. Ancak kopyalanmış içeriklerle bir yerlere gelmeyi unutun… bu neredeyse imkansız! Benzer bir üslupla yazılmış yazılar bile artık tespit edilebiliyor. Çünkü artık arama motorlarının yapay zeka yazılımları klavye vuruşlarınızı bile tespit edebiliyorken başka bir kopyayı tespit eden siteler bundan para bile kazanıyor. Örneğin altta bu hizmeti veren onlarca siteden birinin olan Copyscape kopya içeriği bulmak veya içeriğinizin kopya gibi algılanmasını sağlayacak detayları bulmanızı sağlıyor.

Google'da ilk sayfada çıkmak için yardımcı araçlar

İçeriğin popüler değil özgün olmak zorunda

Arama motorları, özellikle de Google, sezgisel yaklaşım sunarak belli bir mantık yürütür. Bu bağlamda en iyi içeriği derecelendirir ve ilk sayfaya getirir. Bazen küçücük bir husus bile bu sıralamada onlarca sıra ileride veya geride olmakla sonuçlanabilir. Bu yüzden belli kelime çiftlerine odaklanırken dikkatli olmak da fayda var. Lakin sağlam içerik her zaman yukarılarda olacaktır. Bu arada alakalı içerikler, ve hedef kitlenize uygun yayınlar olması vs. diğer parametrelerden biri.

Emsal teşkil etmeyen örnekler oluşturmak

Emsal teşkil etmemek, yani özgünlük (orijinallik) biraz alengirli bir şey açıkçası. Bir örnek vermek istiyorum. Yaklaşık 4 5 sene önce yazdığım bir kaç makalem vardı. Bu makaleleri yazmadan önce Google da biraz araştırma yaptım. Yazmak istediğimin eşine rastlanır türde örnekler vardı. Bu bağlamda yazacağım içeriğin Google’da ilk sayfada çıkması bir nebze zor gibi görünüyordu. Ancak istisna olarak yazmak istediğim detaylar gerçekten önemliydi çünkü henüz birilerinin yazmadığı detayların olduğunu fark ettim ve tabiki hemen yazdım.

Makalemde mobil telefon klavyelerinden ve Türkçe çekim hatalarından ve yazım düzeltme özelliklerinden detaylıca bahsetmiştim ve doğal olarak bu makale için anahtar kelime çiftim ”telefon klavyeleri” idi. Söz konusu yazım 3 5 ay sonra ilk sayfaya geldi, ancak yazıyı yayınladığım site projemi kapattım vs… Yıllar sonra bu blogda düzenleyerek yeniden kaleme aldım. Şu aşamada söz konusu yazı Google’da ilk sayfaya gelir mi bunu zamanla göreceğim. Ancak asıl altını çizmeye çalıştığım şey yazının ilk sayfaya gelmesi değil, yazının özgünlüğü. Üstelik şimdi çok daha özgün. Telefon klavyeleri ile yazım düzeltme başlıklı yazıma giderseniz özgün içeriğin nasıl olması gerektiğiyle alakalı fikir edinebilirsiniz. Ancak bu defa ‘blogumun konseptinden ötürü o yazım otoriter bir websitesinde değil‘ faktörü, devreye giriyor.

Çünkü gerçekten henüz kaleme alınmış detaylarda benzeri bir yazı olmasa da sitem bir teknoloji sitesi değil. Telefon klavyeleri kelime çiftinin aranma marjı ise başka parametreler bütünü. Ayrıca 5 yıl önceyle bugün arasında söz konusu kelime için yüzbinlerce dolarlık aranma marjı ve reklam yatırımı da söz konusu 🙂 Bu yüzden o yazımın, bu kelime çiftinde ilk sayfada görünmesi zor, ancak ilk sayfada görünmek isteyen otorite bir site için fazlasıyla etkili bir backlink kaynağı olabilirim mesala.

Google’da ilk sayfada çıkmak garantisi değildir

Seo, onlarca kriteri olan ve sürekli değişen bir teknikler bütünü. Evet bu doğru! Seo teknikleri sürekli değişiyor. Seo durağan bir şey olsaydı bütün sitelerin ilk sayfada olması gerekmez miydi ? Bütün siteler de ilk sırada olamayacağına göre, içerik üretmenin felsefesi de bu olmamalı. Yani siz ilk sırada olma kurallarına göre içerik üretseniz de, bu içeriğinizin ilk sayfada çıkacağı garanti edilemez. Hatta çıkmak zorunda da değil. Çünkü yine de söz konusu içerikten trafik alabilirsiniz. Birilerinin arama sorgusuna denk düşen kelime çifti veya cümle öbeği arama motorlarının zekasında bir ışık yakabilir 🙂

Google'da ilk sayfada çıkmak
Google’da ilk sayfada çıkmak

Web sitelerinin site içi ve site dışı seo’larında standartlar geliştikçe, arama motoru kriterleri de değişiyor. Google vb arama motorları da kendi kurallarını aslında içerik üreticilerine göre de güncelliyor. Bu bağlamda herhangi bir arama motorunda ilk sayfada veya ilk sırada olmak, diğer bir arama motorunda da ilk sayfa garantisi değildir. Çünkü hepsi de farklı algoritmalarla çalışıyor. Ancak bazen, her iki arama motorunda da ilk sayfada benzer sıralamada veya bazen de birinde en tepede iken bir diğerinde ise ilk 100 de bile olunamayabiliyor.

Dürüst olmak gerekirse, reklam gösterimiyle internetten kazanç sağlayan bir siteniz varsa özellikle Google’da iyi bir sıralamada olamamak ciddi bir kayıptır. Eğer çok pahalı bir kelime çiftinden bahsediyorsak durum daha da beter. Reklam sektöründe kelime bazında aranma marjını da göz önünde bulundurunca, Seo binlerce dolarlık bir güçtür. Gücün sahibi ise hep değişir ve bu yüzden sürekli olarak bir seo mücadelesi verilmektedir. en çok tercih edilen Google ise 2020 itibariyle bu konuda halen lider konumda.

Amatör seo servislerine dikkat

Google’da ilk sayfada olmak yada olamamak… ‘Bana anahtar kelimeni söyle sana ne kim olduğunu söyleyeyim ‘Ütopik tanım: Seo, Arama motoru optimizasyonu da denen ve büyük bir gücün yetkisine sahip Google ve üvey kardeşleri Yandex, Bing, ve Yahoo’dan ibaret olan ve bunun üzerinden devasa miktarlarda paranın döndüğü sanal bir alan. Ve bu alanda süregelen felsefeyi iyi anlamak gerek. ”Seo‘nun felsefesi mi olur muş” dediğinizi duyar gibiyim. Bir yerlerde ben Seo uzmanıyım deyip ondan bundan para koparmaya çalışan seocular oluyor da Seo felsefesi olmaz mı?

Seo uzmanı bulmak ve süreci anlamak

Seo uzmanı yoktur demiyorum. Elbette var. Ancak bu adamlar kişilerin ufak çaplı blogları vesaire için uğraşan ve ”hadi” deyince bulabileceğiniz kişiler değildir. Ayrıca bulsanız bile sıradan blogunuz veya siteniz için uğraşacak vakitleri yoktur ve bu insanları 3 bine 5 bine alamazsınız. Ayrıca bu tür profesyonel Seo hizmetine kim ihtiyaç duyar ? Tabii ki yine dev firmalar. Bu bağlamda kendi kişisel veya ekip blogunuz için en iyi Seo uzmanı sizsiniz. İyi bir seo uzmanının nasıl olması gerektiği ve nasıl bulanabileceğiyle ilgili ip uçları alttaki videoda

Alanında çok iyi seo uzmanları büyük şirketlerin dev projeleri için yeterince meşgul olan kişilerdir. Bu uzmanlar standart Seocuların bilmediği yöntem ve taktikleri kullanan, hayatlarını bu işe adamış ve genellikle yüksek maaşlı kişilerdir. Örneğin, iki dev şirketin Seo çalışması için en güvenilir kişilerle çalıştığını farz edelim; hangisi en üste gelir sizce ? Cevaplaması çok zordur çünkü bu durumda devreye kıl payı kadar küçük ayrıntılar girer. Yani bu uzmanlar standart Seo’cuların bilmediği kıl payı kadar küçük ayrıntıları bilirler. Google’ın oluşturduğu algoritmaların dilinden konuşurlar. Ayrıca bir diğer yandan, bu kişiler için bildiğimiz seo olgusu çok vasat bir etkinlik bütünüdür. Çünkü basit seo taktikleri: Makale satın alma, başka sitelerde haber yapma türünde tanıtım yazıları ve backlink gibi hizmetlerle ilgilenmezler. Bunun gibi işler kişisel blog yazarlarının yaptığı küçük çaplı bir çalışmadır. Bunun tam olarak ne demek olduğunu tartışmak da konuyu çıkmaza girecek kadar uzatır.

Herhangi bir içeriğinizi seo ile daha da iyileştirmek için seo olgusuyla alakalı detayları yazdığım şu yazıya da bakabilirsiniz.

Google’da ilk sayfada çıkmak için mikro kriterler makro kriterlerle buluşur.

Blog yazarları için birer Seo’cudur demek yanlış olmayabilir. Bu kişiler web sitelerinde mikro kriterleri oluşturan ekipten kişilerdir. Örneğin, WordPress tabanlı bir bloğunuz varsa, sizin için seo çalışması yapan farklı ve ücretsiz onlarca eklentiden haberiniz vardır. Seo, bir çok ihtimali içeren bir alan olduğu için bununla alakalı araçları ve benzeri eklentileri satın alabileceğiniz bir sektördür.

Bu sektör ise bizim için makro kriterleri oluşturur. Makro kriterleri oluşturan tüm yardımcı uygulamaların hepsinin kullanımına vakıf olmanıza gerek yok. Seo en basit anlamıyla herhangi bir arama motorunda yazılan herhangi bir kelimede ilk sayfaya gelme uğraşı ise, bu durum yine seçeceğiniz konuya ve içeriğinize göre değişiklik gösterecek olup hiç bir seo yönetimi ”yüzde yüzü” garanti edemez. Ayrıca seo bir açıdan bakınca satılabilecek, öğretilebilecek bir şey değil deneyimledikçe kendiliğinden anlaşılabilecek bir süreçtir. Makro ve mikro kriterler dengesini iyi kurmak en temel önceliğiniz olabilir. İyi bir takım olmanız ve mikro kriterleri, yani içerik üretenlerinizin sağlıklı ve sağlam içerikler üretmesini sağlamak yapmanız gereken ilk şey olabilir.

Ne yazılınca ilk sayfada olmak isterdiniz?

Şimdi şimdi şu soruyu kendinize sorun! Google da ne yazılınca bulunmak istersiniz ? Daha doğrusu ne yazılınca Google’da ilk sayfada çıkmak istersiniz? Hemen tekrarlıyorum. Google da bulunmak demek ille de Google’da ilk sayfalarda, hatta en başlarda olmak demek değildir. İnsanlar yerine göre ikinci ve hatta üçüncü sayfaya da bakıyorlar. Ayrıca aranılan kelime çifti, yani anahtar kelimeniz, ne kadar az ise bir o kadar şansınız yüksektir. Çünkü, rekabet söz konusu ise kelimenin popülerliğine bağlı olarak yüzlerce olasılık ve rakiple yarışmak zorundasınız.

İstisnalar kaideyi bozmaz, ancak alakasız bir içeriğin alakasız bir blogdan yükselmesi beklentileriniz arasında olmamalı. Ne yazıldığında görünmek istediğiniz sorusu tam da burada bir daha önem kazanıyor. Örneğin, yukarıda bahsettiğim telefon klavyeleri başlıklı yazım niche bir teknoloji sitesinde olsaydı, ilk sayfada çıkmak için şansım biraz daha yüksek olabilirdi. Ancak burası Niche bir teknoloji blogu değil ve o yazıyı ilk yazdığımda bir teknoloji blogumda yazmıştım. O zamanki kriterlerim, ilk sayfada olmamı sağlayan faktörlerden birisiydi.

Peki şimdi de soruyu soralım kendimize! Neden aranınca bulunalım? Satacak bir şeyimiz mi var ? Hitap etmek istediğimiz bir kesim mi var ? Oluşturmak istediğimiz bir kitlemi var ? Ya da sebebimiz her neyse? Kayda değer bir projeniz veya içeriğiniz varsa arama motorları zaten söz konusu içeriğinize gereken önceliği verecektir. Ancak örneğin şu an bu yazıyı okuduğunuz blog sitesini bir değerlendirin! Sizce bu blogun anahtar kelimesi nedir? İlk bakışta bir Lgbt blog sitesi gibi görünse de değişik kategoriler olduğu da ortada. Yani bu blogun veya diğer içerik üreticilerin bloglarının, anahtar kelimesinin ne olduğu da tartışmaya açık bir konudur. Bu blogdaki bütün yazıların Google ilk sayfada çıkmak gibi bir lüksü olamaz.

Content is the king: İçerik kraldır

Bir blog yazarıysanız ve blogunuz için trafik oluşturmaktan yana sıkıntınız varsa, Google anlayışı devreye girer. Yani Content is the king! İçerik en önemli şey. Sürekli ve güncel içeriklerle istediğiniz trafiği yakalamak çokta zor değil. Zor olan şey içeriğin kendisini oluşturmaktır. Google açısından bakınca kayda değer bir içeriğiniz olmasına özen göstermeniz gerekir. Kayda değer bir içeriğiniz olduğunu düşünüyorsanız ve sitenizde görsel ve kodlarla (site içi seo) alakalı bir sıkıntı yoksa üretmeye devam edin. Zaten arama motorları bu tarz sitelere daima öncelik verir. Tabii ki temel sosyal medya entegrasyonu önemli! Sitenizi bütün sosyal ağlarla entegre etmeye çalışın. Bunlardan en önemlisi Facebook ve Twitter ve sırasıyla diğerleri. Eklentilerle blogunuzdaki paylaşımları Facebook ve Twitter sayfalarınızda da paylaşabilirsiniz. Blog yazarları için en önemli olan şeylerden biri de daha fazla trafik için içeriklerin diğer ağlarda paylaşılması.

Sizin gibi düşünen diğer blog yazarlarını bulup onların sitesinde yorumlar yapabilir, sitenizi veya konunuzun linklerini de paylaşabilirsiniz. Sürekli sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan içerikleriniz, ve farklı sitelere yaptığınız yorumlarla doğal bir link çalışması yapmış olup kendi sanal ağınızı ve trafiğinizi oluşturabilirsiniz. Şimdi bu durumda blog yazmak için neler bilmemiz gerektiği sorusu biraz sivrileşmiş olabilir. Yazılım bilmek, kodlardan anlamak şart değil. İçeriklerinizi paylaştığınız siteniz ile, blog yazarlığı farklı konular olsa da, kazanç sağlamak isterseniz bu bütünün ikisine de ufaktan hakim olmak çok önemli. Yani site içi seo denen olay bir yazılımcının yapacağı iştir ve düzgün kodlardan ve tasarımdan ibarettir. Bozuk kodlar ve kötü bir tasarım Google açısından bakınca eksiye düşmektir. Ama bunu tek seferde çözmenin ve iyi bir başlangıç yapmanın yolu, hazır blog sistemlerini kullanmak ve Seo uyumlu içerik yazmayı öğrenmektir.

Google’da ilk sayfada çıkmanın avantajları nelerdir?

Bunun avantajını bilmeyen var mıdır? Özellikle bir Adsense hesabı yöneterek internetten kazanç sağlayan biri için, arama motorlarında ilk sayfada olmak yine paha biçilmez bir kazanç kapısı. Ancak Adsense ile ciddi düzeyde kazanç sağlamak için milyonların değilse bile yüzbinlerin ziyaret edeceği bir konsept oluşturmanız gerekiyor. Yani buda tartışmaya açık bir konu farkındayım ancak bildiğiniz çok popüler web platformları dışında Adsense üzerinden dev paralar kazanmak öyle sandığınız kadar kolay değil çünkü sektörde rekabet sandığınızdan çok daha fazla. İçerikleriniz veya genel olarak kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriklerinizin olduğu bir web sitesi yönetiyorsanız; Örneğin çok isim yapmış Onedio gibi….! İşte o zaman aylık yüzlerce milyar söz konusu olabilir.

Onedio vb türde siteler veya diğer tüm haber siteleri ve isim yapmış dev firmalar için bu miktarlarda kazançlar söz konusu. Yani Adsense onaylı kişisel blog sitenizle bu rakamların kıyısından bile geçmeniz olanaksızdır. Ancak, İstisnai çok kitleli blog yazarlarından biriyseniz o zaman durum değişir. Ancak bu tür kişilerin de kazançları yine dev firmaların ki gibi kesinlikle değil. Hani örnek vermek gerekirse aylık 3 4 milyar kazanan blog sitelerinin aylık milyonlarla ölçülen ziyaretçi kitlesine ihtiyaç duyacağını her azaman göz önünde bulundurun. Şimdi genel olarak içeriğe vurgu yaptık doğru. Ancak içerik sadece reklam gösterimiyle dönen siteler için geçerli. Seo ile uğraşanların çoğunluğu içerikten kazanç elde ederler. Bu site yöneticileri profesyonel Seo firmaları ile ortak çalışır. Profesyonel seo firmaları içerik veya içerik pazarlama taktiklerini ve iş güçlerini satarlar. Yani içeriğin çok önemli olduğu web siteleri profesyonel seo firmalarının müşteri kitlesini oluşturur.

Google web stories yeni hikayeler özelliği

Google web stories Google tarafından yapılmış yeni bir hikayeler özelliği. Tıpkı Instagram Facebook ve diğerlerinde olduğu gibi. Ancak bu özellik web siteleri için geliştirildi. Yani bir web siteniz varsa ve kodlardan anlıyorsanız bunu websitenize entege edebilirsiniz. Ancak wordpress kullanıyorsanız muhtelemen kodlarla uğraşmıyorsunuz demektir. Google web stories WordPress eklentisini hemen indirebilir ve kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hikayeler neden bu kadar popüler oldu?

İlginç bir şekilde şu sıralar web ortamında mobilde veya masa üstünde, neredeyse bütün platformların hikayeler modülleri bir bir etkinleştirildi. Önce Instagram’da başladı daha sonra Facebook’da. Çok zaman geçmeden bunu Youtube ve bazı diğer bilinen büyük sosyal medya mecraları da etkinleştirdi. Çünkü kullanıcıların günümüzde davranışları değişti ve bu konu hakkında iyi bilgi sahibi olan dev isimler bunu hemen sistemlerine entegre ettiler. Kullanıcılar hikayelerle neredeyse videolar kadar haşır neşir oluyor. İçeriği hızlı tüketmeyi seven insan seli için hikayeler çok etkili. Örneğin günümüzde kullanıcılar, Instagram’da takip ettikleri kişilerin fotoğraflarını görmek için zaman tünellerinde aşağıya inip bir bir bakıp like atarken, artık neredeyse fotoğraflara bakmaktan çok hikayelere bakmayı tercih ediyor. Çünkü hikayeler olan bitenden haberdar olmanın daha etkili bir yolu. Bu durumda da hikayeler özelliği çok popüler bir modüle dönüştü.

Google web stories blogunuz için yeni bir kitle demek mi?

Web siteleri için haksızlık olmasın bilinciyle olsa gerek ki, Google, WordPress kullanıcıları (ve diğer içerik yönetim sistemleri) için muhteşem bir eklenti geliştirdi buradan indirebilirsiniz Web Stories ve bu eklenti sayesinde web sitenizde barınan muhteşem hikayeler oluşturabilirsiniz. Bu hikayeleri dilerseniz saklayabilir veya belli bir zaman sonra silebilirsiniz. Bin bir emekle oluşturulan bu hikayelerinizi neden silesiniz ki 🙂 Bu hikayelerin web sitelerinde nasıl paylaşılacağı veya tam olarak içeriğe nasıl entegre olacağı bende net değil ve bir netlik oluştuğu an güncelleme yapacağım. Ancak anladığım kadarıyla yayınladığınız bir hikayenin web sitenizde herhangi bir sayfada veya içerikte paylaşılmasına gerek yok. Bu içerikleri Google kendi keşfedecek. Bu bağlamda hikayeleri silmemek şimdilik mantıklı görünüyor. Arama sonuçlarında (Google discover) görünebilme ihtimalini artıran bu özellik sayesinde blog yazarlarının hazırladığı hikayeler kullanıcılar tarafından daha fazla görüntüleme alabilir ve dolayısıyla kazanç artışı beklentiler arasında.

Hikayelere tıpkı Instagram’da olduğu gibi link eklemek mümkün ancak takipçi sınırlaması diye bir şey yok ki bu güzel bir haber. Örneğin blogunuzdaki herhangi bir içeriğinizin veya makalenizin Google’da ilk sayfada çıkmak için yeterli verisi yoksa veya rakiplerinin gerisinde kalıyorsa, hikayeleriniz sayesinde ilk sayfadaymış gibi ziyaretçi elde etmek mümkün gibi görünüyor. Hikayenize ekleyeceğiniz link aracılığıyla ziyaretçinin ilgisini çekebilirseniz ziyaretçi linke tıklayarak söz konusu ana yazsınıza ulaşabilir.

Google web stories henüz çok yeni

Yaklaşık 2 yıl önce çalışmaları başlayan ancak yakın zamanda WordPress eklenti mağazasında indirebilir durumda olan eklentiyi kullanmak 1 2 saat haşır neşir olduktan sonra çok kolay. Genel olarak basit ve sürükle bırak tarzında çalışan web stories ara yüzü sayesinde kullanıcıların etkileşime geçebileceği inanılmaz hikayeler oluşturmak mümkün. Web stories özelliği şu sıralar çok yeni olduğu için, Google keşfet bölümünde görünürlük sunumu sınırlı bölgelerde. Yani, standart Google aramasında, nasıl ki videolarda resimlerde arama varsa, aynı şekilde hikayelerde ara gibi ekstra bir arama opsiyonunu şeklinde sunulacak. Bu sunum şeklide şimdilik sadece Amerika’da uygulamada. Türkiye’de hikayeler özelliğiyle üretilen içerikler, eğer link paylaşılmışsa Amerika’daki veya dünyanın herhangi bir yerindeki kullanıcı tarafından görüntülenebilir. Ancak Google’ın keşfet sekmesinde görünüp görünmeyeceği şimdilik net olmamakla birlikte buna hazır olmak yarar sağlayabilir. Nasıl bir kullanımla hayatımıza gireceğini, zamanla güncellenen uygulamalarımız sayesinde yavaş yavaş keşfedeceğiz.

Ben kendi hikayelerim için bir sayfa oluşturup yeni hikayelerimi aynı sayfaya ekleyerek güncellemeyi planlıyorum. Şimdilik, blogumun galeriler kategorisindeki Kilyos gezimden oluşan basit bir hikaye oluşturdum bile. Kısaca göz atıp hikayeler özelliği hakkında daha somut bilgi sahibi olabilirsiniz. E tabi inanılmaz yaratıcı şeylerin yanında benim hikayem biraz basit kalıyor ama yarının ne getireceği hiç belli olmaz 🙂 Görüşmek üzere

Kilyos milyon beach Hikayeme göz atın

Kilyos Milyon Beach

IFTTT Nedir? Nasıl kullanılır – Sosyal medya otomasyonu

IFTTT: IF THIS THEN THAT İLE AKILLI EV VE SOSYAL MEDYA VE OTOMASYONU

IFTTT Nedir? Kısa cevap: Nesnelerin interneti çağında akıllı ev aletleri için görevleri, sosyal medya ve üretkenlik uygulamaları için paylaşımları ve içerikleri otomatiğe bağlamanıza ve dolayısıyla verimliliğinizi arttırmaya yardımcı olacak aracı bir websitesi ve uygulamasıdır. IFTTT görevleri ‘Applets’ olArak isimlendiriliyor

IFTTT nedir? if this then that: Eğur bu olursa şu olsun. Herhalde bunu tercüme eden ilk kişi ben değilimdir 🙂 Zaten tercümesi olayın ne olduğunu anlamamız için ufak bir ön fikir veriyo. IFTTT aslında akıllı ev sistemleri veya akıllı işletim sistemlerini bir kaç basit tarif ile robotize eden veya sosyal medya paylaşımlarını otomatiğe bağlayan bir ara hizmet. Bir örnek verelim ve bu vereceğim örneği hepimizin yaşamasını dileyelim.🙂

Basitçe şöyle bir şey: Sisteme diyorsunuz ki: Ben eve yaklaşırken, klima, evi ısıtsın, veya kombi yansın veya ışıklar açılsın veya söz konusu istediğiniz hizmet neyse o olsun! E tabi bu istekleri yerine getirebilecek ve internete bağlanabilen akıllı cihazlarınızın olması gerekiyor. E zaten ne kaldı ki; 10 yıla neredeyse tüm evler basit aparatlarla akıllı evlere dönüşebilecek. Dijital pazar bu her şey olabilir. E tabi bu ve benzeri akıllı ev aletlerinin entegre edileceği evlere sahip olmak kendi içinde başka bir sektör.

Büyük markalarla entegrasyon

IFTTT Nedir

Ayrıca akıllı ev sistemlerini kullanabilmek için baştan aşağı binlerce dolarlık teçhizatlar şart değil. Teknoloji firmaları günümüzde bir çok ev aletinin internete bağlanabilen modellerini yapmaya yöneldiler bile. Yani internete bağlanabilen bir klima veya kombi, ille de milyon dolarlık ev gerektirmiyor. Bunun dışında bizlere yapacakları hatırlatan dijital asistanların günümüzde gayet alınabilir fiyat aralıklarında olduğunu görmüşsünüzdür. Akıllı ev sistemlerinin sınırı zaten hayal gücünüzle sınırlı. Özetle IFTTT: Temel amacı nesnelerin interneti çağında işleri otomatiğe bağlayan veya akıllı ev alet veya mobil cihazlarınızı programlayan bir platform. Zaten internete bağlanabilen ev aletlerini satan firmalar genel olarak yazılımlarını da birlikte sunarlar. Ancak IFTTT çok daha global bir yaklaşımla geleceği şekillendirmek için General Electric, Bosch, Fijutsu, Somfy, Samsung, LG gibi dünya devleriyle ortaklaşa bir çalışma sürdürüyor gibi görünüyor. Bunu bize sundukları hizmetlerden anlayabiliyoruz.

IFTTT PRO YOLDA

Uzun zamandır bu konu hakkında yazmak istiyordum ve hatta yazdım da. Ancak yeni gelişmeler söz konusu olduğu için yazıyı güncelleyip daha somut örneklerle detaylandırmak faydalı olur diye düşündüm. IFFTT platformu son 4- 5 senedir ücretsiz ama ufak tefek sorunlarla hizmet sağlarken günümüzde ücretli ve muhtemelen daha sağlıklı çalışmasını beklediğimiz bir versiyonla karşımıza çıkıyor. Üstelik IFFTT hali hazırda bir fiyat belirlememiş ve eğer platformun kullanıcısı iseniz hizmetin bedelini kendiniz belirliyorsunuz. Yani IFTTT firması, hizmeti bilenler için kişilerin bütçesini kendileri seçmesi için alternatif sunuyor.

IFTTT Nedir IFTT Pro

IFTT İLE SOSYAL MEDYA OTOMASYONU

Yukarıda bahsi geçen akılllı ev otomasyonu ve cihazlar şimdilik sizler için çok pahalı ve belki gereksiz olabilir. IFTTT platformunu sadece ev otomasyonu için değil, ayrıca son derece dişe dokunur çözümler sunan ve bunları ayrıntılı bir hale getirebileceğiniz seçenekleri olan sosyal medya otomasyonu için de kullanabiliriz. IFTTT platfromunda yapmasını istediğiniz her göreve ‘applet: tarif’ deniyor.

Sizin yerinize otomatiğe bağlanmış ve her gün Twitter, Tumblr, Pinterest veya Facebook gibi sosyal medya mecralarında paylaşım yapan tam bir sistem iyi olurdu diyorsanız bu yazı tam size göre. Ancak bu ve benzeri otomasyonları yaparken sosyal medya mecralarının içerik politikalarına dikkat etmeniz gerekiyor. Herkesin akıllı bir cep telefonu olduğunu göz önünde bulundurursak ve daha fazla popülerlik istiyorsak örneğin instagramda fenomen olmak başlıklı yazımda da belirttiğim daha fazla görünürlüğe ihtiyacınız varsa ve paylaştıklarınıza da güveniyorsanız IFTTT servisinde çok güçlü applets (tarifler) var.

Örneğin ‘Instagramda herhangi bir fotoğraf paylaştığımda, bunu Facebook (duvarımda veya sayfamda) ve Pinterest sayfalarımda veya Tumblr veya Twitter profilimde de otomatik olarak paylaş’ şeklinde ayarlayabileceğiniz bir tarif var. Alttaki ekran görüntüsüne bakın. Dilerseniz görseli yeni sekmede açıp daha büyük inceleyebilirsiniz. Alttaki applet, instagram’da paylaştığınız bir görseli Facebook veya Pinterest Panolarınızdan birine paylaşmanıza olanak sunuyor.

Başka ne tür sosyal medya otomasyonları sağlayabilirsiniz?

Tüm sosyal medya kanallarınızı güçlendirmek veya hiç olmadık şeyler yapmak kesinlikle olasılıklar dahilinde. Dilerseniz tersine mühendislikler bile yapmanız mümkün. Örneğin basit bir WordPress.com hesabınızda barınan, veya kendi barındırdığınız wordpress blogunuz varsa orayı sürekli içerik paylaşan bir web sitesine dönüştürebilirsiniz. Normalde wordpress’te paylaştıklarınızın sosyal medya ağlarında paylaşılmasını bekleriz. Ancak sosyal medya ağlarındaki içeriklerinizi yeni gönderi şeklinde wordpress ortamında paylaşmak da mümkün. Tabi bu biraz daha karmaşık ve daha az yarar sağlayan bir tersine mühendislik. Dilerseniz sadece Instagram’da paylaştıklarınızı paylaşabilir ve öne çıkan görsel, yazı, ve etiketleri de ekleyebilirsiniz. Ancak instagramı bu şekilde kaynak olarak kullanmak Tumblr’a göre çok daha karışık ve zor. Alternatif olarak Pinterest, Tumblr, Twitter, platfromlarında paylaştıklarınızın hepsinin karmasından oluşan bir wordpress sitesi yapmanızda olası. Alttakiler benim yakın zaman öncesine kadar kullandığım appletler

IFTTT Nedir

IFTTT ana sayfada bağladığınız servislere göre size değişik applet’ler sunuyor.

IFTTT Nedir

Örneğin Twitter’da paylaştığınız bir gönderiyi hiç bir başka işlem yapmadan, aynı anda veya kısa süre içinde, Tumblr veya Pinterest veya Facebook gibi ortamlarda ve dahi elinizde bulunan diğer sosyal mecralarda (IFTTT tarafından destekleniyorsa) paylaşmak mümkün.

İnternette sosyal medya otomasyonu yapan onlarca ve özellikle ücretli iyi yazılımlar var. Fakat çoğunun bir bir birine kıyasen ‘göreceli’ eksi ve artıları varken IFTT bütün bu ücretli ortamların eksilerini de kapsayan ve hepsinin yapabildiğinden çok daha fazlasını bir araya getiren tam otomatik bir hizmeti ücretsiz sunuyor. E tabi bundan ne kar ediyorlar gibi sorularım olsa da; tahmini cevaplarımı yazmak ne doğru olur, ne de çözüm olur! En basitinden Facebook’u da ücretsiz kullanıyoruz! Bundan ne kar ediyorlar sizce?  Facebook artık bir reklam platfromu daha ne olsun 🙂 onu anlıyorum ama IFTTT tam olrak neyden kazanıyor sorusunun cevaından emin değilim. Tabi bu yazıyı güncellemen öncedurum böyleydi. Artık ücretli versiyonu geliyor.

Nasıl kullanacaksınız?

IFTTT platformuna Facebook, Google veya Mail hesabınız ile oturum açıyorsunuz.. Tek dokunuşla hesabınız hazır. Ardından elinizdeki tüm sosyal medya hesaplarını tek tek bağlamanız gerekecek. Bu bir defaya mahsus bir işlemdir. Şimdi geldik işin otomasyon kısmına.

Size rastgele bir tarif örneği vermektense kendi yaptığım tarifleri anlatmak isterim, çünkü içeriklerin dağılacağı ana kaynağın hangisinin kendiniz için daha faydalı olacağına karar vermenizi kolaylaştıracaktır. IFTTT Platformunu Yaklaşık 2 yıldır kulandığım için deneyimlerimin faydalı olmasını umuyorum.

Ben 5 farklı IFTTT ana hesabı altında onlarca Tarif kullanıyorum. Sadece 1 tanesinde yaptığımla diğerlerinde yaptığım şey aynı. Fakat başka başka sosyal medya hesaplarını yönettiğim için her birinde ayrı bir kitle oluşturmak niyetindeyim. Sizlerde ayrı ayrı kitlelere hitap öden otomatik içerik hesapları oluşturabilirisiniz. E tabi her biriyle ayrı ayrı uğraşmanız gerekecektir. Bu yüzden tek bir hesabımda yaptığımı anlatmak olayın nasıl işlediğini anlamanız için kayda değer olacaktır!

Ana Kaynağım Tumblr, Neden Tumblr?

Tumblr çoğumuzun bildiği üzere içerik paylaşımında sınır tanımayan yegane platfrom. En önemli özelliklerinden birisi de içerikleri tek tıkla sıraya koyabilme yeteneği. Tumblr ile maksimum 300 içeriği tek seferde sıraya koyabiliyorsunuz. Diyelimki elinizde birbirinden güzel 300 adet fotoğraf var bunları iftt aracılığıyla tek seferde Tumblr paylaşım sırasına koyabilirsiniz. Bu ayrıntıyı yazmama gerek yok yazı uzar, gerekirse yorumlar kısmından sorabilirsiniz. Nasıl yapıldığı ise direkt bu linkte https://ifttt.com/applets/daTqSBDc-batch-upload-to-tumblr-queue

Tumblr’ı ana kaynak olarak seçmemin sebebi yukarıda da belirttiğim gibi Tumblr’ın gönderileri sıraya koyabilme yeteneği. Böylece bu içeriği onlarca farklı platformda paylaşılmasını sağlayabiliriz. Bu benim işleri otomatiğe bağlamak için ürettiğim bir alternatif. Dilerseniz Ana kaynak olarak Instagram Twitter WordPress vs. hangisini istiyorsanız seçebilirsiniz. WordPress’de güçlü bir ana kaynak olabilir. Ancak Hali hazırda otomatiğe bağlanmış 300 içerik varken neden uğraşayım demedim! Ve ne yaptım? Instagramdaki manuel paylaşımlarımı da bu otomatik Tumblr’a bağladım…. Yani hali hazırda sıradaki gönderilerle beslenen Tumblr hesabım instagram’daki gönderilerimle de besleniyor. Ancak şu aşamada bunu kullanmıyorum.

Tumblr’da tüm sıradaki gönderilerim kendi içinde günde 2 tane gönderi paylaşmak üzere ayarlı. Bunu zaman zaman Tumblr içinde değiştirebiliyorum. Günde 2 defa paylaşılan  gönderilerim onlarca farklı sosyal medya hesaplarımda yavaş yavaş dağıtılıyor ve bu işlem bir kaç saat içinde tamamlanıyor.

IFTTT Nedir? Tariflerime göz atarak anlayın!

IFTTT Nedir

Tariflerim ayrıntılı olarak şu şekilde. Tarifler sayfamdan olduğu gibi kopyaladım

If Any new video by instagram then create a video post on your Tumblr blog (instagramda bir video paylaştığımda tumblrda paylaş)

Share pins from a specific board to you Tumblr blog (Pinterest panolardan birinde paylaşılan pinleri Tumblr’da paylaş)

If Any new photo by instagram, then Share a link on linkedin’s profile (Instagramda yeni bir foto paylaşımında Linked in ağında link olarak paylaş)

If New post tagged ‘xxxx’ on your Tumblr blog, then create a post on your WordPress blog (Tumblr’da ‘herhangi, bir etiket’ olan göderiyi WordPress’de paylaş

Backup all your pins to Google Drive (Pinterest panolara eklenen pinlerdeki görselleri Google drive’a yedekle)

Automatically share new songs you like on Soundcloud to Tumblr (Sound Cloud beğendiğim şarkıları tumblr da paylaş)

Post new YouTube video uploads to Tumblr (Youtube videolarını Tumblr’da paylaş)

If new photo post on your Tumblr blog, then post a tweet with image to Twitter (Tumblr’da paylaşılan bir görseli Twitter’da paylaş)

Yukarıdaki bahsi gecen tüm tarifler teker teker oluşturuldu. Her ne kadar çok dikkat etsem de bazı ufak tefek hatalar oldu ve olmaya devam ediyor. Bunlar yer yer sistem kaynaklı iken yer yer oluşturduğum tarif üzerinde yaptığım hatalardan kaynaklı olabiliyor. Ancak genel olarak çoğu zaman doğru ve sıkıntısız çalışıyor. Bu tariflerin bazıları kapalı veya bazılarını sildim. Sizlerde deneyerek değişik ve verimliliği arttıran ve akla hayale gelmeyecek yeni tarifler uygulayabilirsiniz. IFTTT kısaca harika bir platform.

Instagram’da fenomen olmak için dev tüyolar

Instagram’da fenomen olmak istediğiniz için bu yazıyı bulduysanız hiç bir yere ayrılmayın ve sonuna kadar okuyunuz. Bu yazıda hiç bir yerde görmediğiniz bilgiler paylaşacağım. Evet hiç bir yerde paylaşılmamışlar buna emin olabilirsiniz. Ayrıca, fenomen olunmaz fenomen doğulur dermişim şaka bir yana :). Elbette, en önemli şey yaptığınız işin hakkını vermek olacaktır. Instagram’da fenomen olmak aslında büyük bir avantaj ve bir şekilde size kazanç sağlayabiliyor. Özellikle de bir işletmeniz veya sattığınız bir ürün varsa fenomen olmadan, satış yaparak da para kazanabilirsiniz. Hem ürün satıyor hem de fenomenseniz o zaman kazandığınız parayı sayacak vaktiniz olmayabilir. Abartmış olabilirim 🙂

Ancak Instagram’da nasıl fenomen olunur öncelikle buna bir cevap bulmanız gerekiyor. Yani yüz binlerce takipçinizin olması kolay bir mesele değil. İnsanlar sizi neden takip etsin? Onlara sizi takip etmeleri için ne veriyorsunuz? Bu yazıda çok dişe dokunur tüyolar bulacağınıza eminim. Özellikle bir tanesi çok iyi bir bilgi. Ancak hemen belirteyim. Siz yeterince iyiyseniz buradaki bilgilere çok ihtiyacınız olmayabilir. Ama aslında buradaki bilgiye en çok ihtiyacı olan kişiler de yeterince iyi olan kişiler. Kafanız karışmasın herşeyi netliğe kavuşturacağız.

Tribüne oynayın ama iyi onayın

Nasıl takipçi kazanacağınız meselesi tartışmalı bir konu. Ancak siz, Instagram’da fenomen olmak için gerçekten iyi bir şeyler yapmaktansa, iki poz verim de takipçi gelsin diye takipçi sayısına odaklanarak davranırsanız, o zaman istediğiniz şey fenomen olmak değil, çok takipçili bir sayfa sahibi olmaktır. Çok takipçili bir sayfa sahibi olmakla, fenomen olmak farklı şeylerdir. Kendisini alenen göstermeden çok fazla takipçisi olan bir çok Instagram hesabı var. Ancak bu durumda hesabın sahibi değil, hesabın kendisi fenomendir. Bir hesap çok takipçili olduğu için fenomen diye adlandırılabilir mi? Tartışılır! Çok takipçisi olan bir hesabınız varsa, mutlaka, insanların dikkatini çeken iyi paylaşımlarınız vardır diye düşünüyorum.

Takipçi sayısından bahsetmişken fenomenlik ve kazanç çerçevesinde örneklendirmeyle ilerleyelim. 100 bin ful aktif takipçiniz olduğunu farz edelim. Eğer böyle bir hesabınız varsa potansiyel reklamcı oluyorsunuz. Ve böylesi aktif sayfalar reklam verenlerin ilgi odağı olduğu için size ürünlerinin tanıtımı için para ödemekten memnun olacaklardır. Diğer bir yandan takipçi sayısı 200 bin olup yarısından çoğu aktif olmayan veya etkileşimi düşük olan sayfalarda söz konusu. Ve bu tarz sayfalar reklam alma konusunda pek başarılı olamıyor.

Bu bağlamda instagram’da fenomen olmak da, çok fazla takipçisi olan bir sayfaya dönüşmek de öyle sanıldığı kadar kolay değil. Yok ben zaten içerik üretmek veya insanların dikkatini çekecek şeylerle uğraşamam diyorsanız, instagram hesabınızı ölene dek kullanmaya devam edebilirsiniz. İyi bir içerik üreticisiyim, bol vakit ayırır ve bu işte başarılı olurum diyorsanız ve kırılmaz bir motivasyona sahipseniz o zaman yıldızınız parlayabilir. Şansınızı denemekten hiç zarar gelmez. Bu arada instagram’ın kullanıcı sayısının 1 milyar (etkin olmayan hesaplarla birlikte 2 milyar belki daha fazla) olduğunu göz önünde bulundurunca şansınız o kadar da düşük değil.Yani Tribüne oynayacaksınız bu doğru, ama o zaman rolünüzü iyi seçmeli, iyi oynamalısınız.

Instagram’da sayfa büyütmek

Instagram’da sayfa büyütmek için en etkili yol takipçi satın almaktır. Gerli gereksiz herkes takipçi satın aldığı için ve eğer şanslıysanız aldığınız takipçiler de gerçek takipçilerse, takibi bırakabilirler. Takibi bırakmaları aslında iyiye işarettir çünkü takipçi aldığınız firma size gerçek takipçi satmıştır ve bu faktöre dayanarak firmanın güvenilir olduğunu söylemek mümkün. Takipçi satın alma olayına olumsuz bakmayın çünkü büyük şirketler bile takipçi satın alırlar. Buradaki maksat sayfanın takipçi sayısının yüksek görünmesi eşittir prestij meselesi. Ve takipçi satan firmalar bu takipçileri satarken, gerçek takipçi, etkin takipçi, bot takipçi vs diye kendi içinde ayırıp ona göre fiyat biçerler. Eğer yaptığınız işin takibe değer olduğuna inanıyorsanız ve gerçek takipçi satın almışsanız, takibi bırakanların sayısı azalacaktır. Hepsi birden takibi bırakıyorsa bunun cevabını kendinizde arayın ve herkesin sayfanızdaki paylaşımlara ilgi duymasını beklemeyin.

Alternatif olarak diğer büyük ve etkin sayfalarda reklam yaptırabilir veya sizle ortalama aynı takipçi sayısında olan sayfalarla karşılıklı paylaşım yaparak bir birinizin kitlesinden yararlanabilirsiniz. Bu bir değiş tokuş taktiğidir. Takipçi satın almak veya başka sayfalarda reklam vermek ve benzeri alternatifler instagramda sayfa büyütmek için en etkili yoldur. Ha bir de şu var, gerçekten iyi içerikleriniz varsa veya hasbelkader paylaşımlarınızın bazıları instagramda sürekli keşfet’e düşüyorsa bu da size çok olumlu geri dönüşler sağlayacaktır çünkü instagram’ın kendi kitlesi en sadık takipçi kitlesidir.

Sayfa büyütmek için instagram otomasyon programları

Instagramda sayfa büyümek için hiç tavsiye etmediğim Instagram etkileşimini ve hatta gönderi paylaşımını otomatiğe bağlayabileceğiniz uygulamalar söz konusu. Şunu da mutlaka belirtmek gerek, İnstagram’da her şeyi manuel olarak yapmanız gerekiyor veya harici programlarla yaptıklarınızı da sayfanız kapanana kadar sürdürebiliyorsunuz. Örneğin instagram takipçi arttırma uygulaması Followers Chief isimli uygulamadan ayrıntılı olarak bahsettiğim yazıya bakabilirsiniz. Ancak Instagram bu uygulamanın yapabildiklerine izin vermiyor bunu biliniz! Bu uygulamayı kullanarak Instagram’ın politikalarını ihlal ediyorsunuz demektir. Ayrıca uygulamanın son durumu hakkında bilgi sahibi değilim. Linkteki yazıyı güncellersem, gücel bilgiyi buraya da eklerim. Uygulamanın kullanım detayları yazıda ekran görüntüsüyle belirtilmiştir.

Regran Pro repost uygulaması artık yeterince pro değil

Birde, çoğu kişinin bildiği Regran isimli bir re-post uygulaması var. Bu uygulama temel özellikleriyle tamamen ücretsiz ve hiç sıkıntı olmadan kullanabilirsiniz. Ancak bu uygulamanın pro sürümünün harika bir özelliği var. Regran Pro sürümüyle, repost edeceğiniz içerikleri sıraya koyabiliyordunuz. Yani gece yatmadan 5 tane paylaşımı istediğiniz saatte paylaşılması üzere ayarlıyorsunuz, siz okuldayken veya işteyken Regran Pro bunları ayarladığınız saatlerde otomatik paylaşıyordu. Ancak bu otomasyon durumu da, sayfanızın kapanması olarak sonuçlanabiliyor ve benimkiler hep kapandı. Bu arada Regran pro uygulamasını yapan yazılım şirketiyle iletişime geçip uygulamanın halen instagram politikalarıyla uyumlu olup olmadığını sordum. Ve cevap olarak, uygulamanın artık belirlenen saatte otomatik paylaşım yapmadığını, alternatif olarak belirlenen saatte size bildirim gönderdiğini ve paylaşımı manuel yapmanız gerektiğini ilettiler. Bu hiç yoktan iyidir. Resimleri ve videoları metni kopyala yapıştır vs uğraşmadan içerikleri kendi hesabınıze çekebiliyorsunuz bunun bir sakıncası yok. Yazılım firmasıyla yazışmamın ekran görüntüsü altta

instagram'da nasıl fenomen olunur REGRAN PRO

Benim otomatik Regran pro kullandığım zamanlarda tüm sayfalarım kapandı bunu da belirteyim 😉Uygulamayı son olarak 2019 da kullandım. Sürekli değişen Instagram politikaları bu ve benzeri otomasyon için herhangi bir politika değişikliğine gitti mi belli değil. Sayfa büyütmek için bu taktikler veya riskli uygulamalar size göre değilse okumaya devam ediniz. En önemli tüyoyu daha vermedim.

Sayfa büyütmek için sıradanlıktan uzak olmak

Instagram’da sayfa büyütmek istiyorsanız, sıradan bir kullanıcının ötesinde olmanız ve bunu hep yapmanız gerekir. Kendi selfilerinizden onlarcasını paylaşmaya devam edebilir veya insanların sizi takip etmeleri için ilgi çekici içerikler de paylaşabilirsiniz. Eğer takip edilmeye değer bir güzelliğiniz olduğunu düşünüyorsanız ve ilgi çekici pozlarınız varsa sırf bu yüzden bile fenomen olabilirsiniz. İçerikleriniz insanlar tarafından ilgiyle karşılanıyorsa da fenomen olabilirsiniz. Ancak asıl mesele şu; kendi resimleriniz veya paylaştığınız herhangi bir içerik türü, takipçilerinizin beğenisini kazanmışsa bunu hiç durmadan sürdürebiliyor musunuz? Çünkü bu tür sosyal medya işlerinde istiktar önemi ve yüksek takipçi sayısına ulaşınca gelir elde etme durumu da büyük oranda doğru. Fenomen olma durumu aslında, ayrıca, İnternet’ten para kazanma yöntemlerinden sadece biri. Ancak en kestirme yollardan birisi de Instagram’da fenomen olmaktır 🙂 Instagram’da fenomen olmak bir yana, neden çok takipçili bir sayfanız olmasın? Potansiyel bir reklamcı olmak istemez misiniz? Mutlaka istersiniz.

Nasıl sayfa büyütebileceğinizin cevabını kısmen de olsa vermeye çalıştım ancak halen nasıl fenomen olunur sorusunun cevabını arıyorsanız, siz henüz fenomen olmamış ve bunun için bir cevap arıyorsunuz demektir. O halde okumaya devam etmeyin, çünkü, bu yazıda bunun direkt bir cevabı yok fakat çıkarımlar yapabileceğiniz bilgiler söz konusu. Keza bu sorunun cevabını hiç bir yazıda net olarak bulamazsınız. Instagram takipçisi satan sitelerden takipçi satın almak gibi bilgileri yazının yukarısında ayrıntılı olarak anlattım. Başka ne diyim ki zaten? E bu yazıyı da yazdığıma göre, o fenomen ben değilim! O fenomen ben olsam bu yazıyı kim yazacaktı? 🙂 O zaman bu sorunun bana değil Gerçek bir fenomene sorulması gerekiyor. Ama siz ona değil de bu yazıya ulaştınız değil mi ? O halde sırf bu sebep için okumaya devam edin. Çünkü çok işinize yarayacak bilgiler bulacaksınız. Özellikle en önemli bilginin hangisi olduğunu, okuğunuz an, işte burası diyeceksiniz.

Instagram’da fenomen olmak için kaç takipçiniz olması gerekir?

Bu soruyu sorduğunuz için teşekkürler 😉 Şimdi de, bu sorunun dinamiklerini inceleyelim. Bildiğiniz üzere Instagram’da fenomen veya çok takipçisi olan binlerce sayfa var. Ve siz bu sayfaların hepsini takip ediyor musunuz? Tabii ki hayır. Yani bir milyondan fazla takipçisi olan bir milyon hesabın hepsinde haberdar olmanız da, bunların hepsini takibe almanızda imkansız. Ayrıca, siz takip etmiyorsanız, 5 milyon takipçisi olan bir sayfa sizin için nasıl önemli olsun ki? Sizin haberiniz bile yok. Yani orda var mı? Var! Ama siz bakana kadar orada yok. Tıpkı kuantum fiziğinde olduğu gibi 🙂 Ancak siz bakana kadar orada olmayan bir sayfa siz bakınca bir gören göz daha kazanıyor ve işin kuantum fiziğinden ayrılan tek yanı da bu gerçek: Bakmasanız da var! Ütopik detaylara girmeyelim ve somut şeyleri konuşalım. Instagram’da fenomen olmak için kaç takipçiniz olması gerekir?

5 bin takipçiniz varsa ve kendi kimliğinizle bunu başarmışsanız, siz bir fenomen sayılırsınız. Ve yakın zamanda okuduğum bir habere göre, işletmeler artık bu tarz küçük ölçekli fenomen hesapları hedef alıyorlar. Yani 5 bin 10 bin ve üstü takipçiniz varsa ve gönderilerle kullanıcılar arası etkileşimleriniz iyiyse, fenomen olduğunuz söylenebilir. Ancak bu durumda kendinizi 5 milyon takipçisi olan bir sayfayla kıyaslamak doğru bir yaklaşım olmaz. Sizin markalaşmış her kurumsal şirketten nasıl haberiniz yoksa, sizin sayfanızdan da haberi olmayan insanların olması çok normal. Ama bir avantajınız var. 5 milyon takipçili bir fenomen olmasanız da 5 bin takipçili bir fenomensiniz. Dikkat: Fenomenliğin bir mesleğe dönüştüğü gerçeği yadsınamaz ancak fenomenlik bir meslek değildir. İsteyerek veya istemeden olunan sonuçtur. Süreç ise… zaten süreçten bahsettik… Konuyu bir tık değiştirip işin felsefesini anlamaya çalışalım mı ne dersiniz ? Phd yapalım yani 🙂

Influencer kelimesi ne demek

Instagram’da nasıl fenomen olunur

Influencer ve fenomen kelimelerinin her ikisi de (etimolojik ve morfolojik detaylarına girmeden ve çok uzatman) İngilizce kökenli iki yabancı kelimedir. (beklediğiniz tanım altta)

Phenomenon: olağanüstülük, olağanüstülük durumuyla ilgili, olağanüstü olan şey vs. gibi anlamlara gelip Türkçeye, neyse ki biraz Türkçeleşip, fenomen olarak girmiş bir kelimedir.

influencer: Etkileyici… anlamına gelip ancak ne yazik ki direkt İngilizce olarak dilimize yerleşen bir kelimedir… ve Influence: etki, etkilemek kelimesinden türemiştir (hatta influenza dedikleri grip benzeri şeyde de bu kelimeye bağlı olabilir)

Influencer olmak bunu gerektirir

Bir ara Cihangir sokaklarında yürürken, yolda fotoğraf çeken iki gencin, muhtemelen fenomen olmak isteyen gençler olsa gerek ki; bir birleriyle konuşurken bir tanesinin, ‘influencer olmak bunu gerektirir’ dediğini duydum. Nasıl yani? Ne gerektiriyor? Falan oldum… N’apıyorlardı veya Neye istinaden dediler bilmiyorum ama muhakkak bir açıklamaları vardır… Ayrıca o cümle inanılmaz hoşuma gitti. Çünkü doğru söylüyordu ve bunu söyleyecek cesareti ve motivasyonu vardı ve ne yapması gerektiğinin farkındaydı… Haklıydı da . Bir influencer olmak onu gerektirir di!

Influencer nedir?

Yaptıklarıyla, söyledikleriyle, giydikleriyle, yüz binleri, hatta milyonları etkileyen, yönlendiren kişilere influencer denir. Bu kişiler genel olarak sosyal medyada fenomen diye tabir ettiğimiz kişilerdir. Fenomen kelimesiyle, influencer kelimeleri, yapılan iş bazından aynı olup influencer kelimesi kulağa daha nitelikli olanları temsil ediyormuş gibi gelebilir. Kişiler tabii ki nitelikli de olabilir şansları yaver gitmiş bir hiç bir şey de olabilirler. Ayrıca aslında, sanatçılar ve bazı ünlüler de infleuncer sayılabilirler.

Instagram’da fenomen olmak: IN Twitter’da fenomen olmak: OUT  

Farkında mısınız bilmem ama artık fenomen olmak deyince insanların aklına ilk önce Instagram platformu geliyor… Eskiden Twitter fenomeni olmak önemliyken şimdi devir Instagram devri. Sırf bu takipçi sayısı yüzünden takipçi satan onlarca site bundan para kazandı. Bir şekilde bu kadar popüler olan bir sosyal medya platformunun da ister istemez bir çok kısıtlaması söz konusu olabiliyor. Üstelik bu kısıtlamalar hem kullanıcı hem de 3üncü parti uygulamalar için geçerli. Yetişkin içeriklere, veya cinsellik içeren topluluk paylaşımları veya kişisel paylaşımlara tam olarak izin verip vermediği veya neye göre izin verdiği konusuyla alakalı net bir bilgim yok. Ancak neye istinaden bilgim olduğunu lütfen izah etmeme izin verin.

Web paylaşımlarında veya 3üncü parti otomasyon uygulaması kullanımlarında kısıtlı

Örneğin bir blogunuz varsa veya örneğin WordPress içerik yönetim sistemi kullanıyorsanız, yazı veya içeriklerinizin sosyal medya platformlarında otomatik paylaşılmasını isteyebilirsiniz. WordPress her şeye adapte olabilen ve bir çok diğer sosyal medya platformunun kendine adapte olabilmesini sağlayan bir içerik yönetim sistemidir. WordPress eklentiler yardımıyla bir çok önemli sosyal mecrada aynı anda paylaşım yapmanıza olanak tanınıyor ve dilerseniz yine eklentiler yardımıyla tüm paylaşımlarınızı sosyal medya kanallarınızda otomatiğe bağlayabilirsiniz. Söz konusu otomatik post atan eklenti ile alakalı yazı bu linkte. Ancak göreceğiniz üzere eklentiyle de Instagrama otomatik paylaşım söz konusu değil . Yani instagram’da otomatik olarak hiç bir şey paylaşamıyorsunuz. WordPress blogunuzda yazdığınız bir yazı, Tumblr, Twitter Facebook platformunda aynı anda yayınlanabiliyorken Instagram için bu geçerli değil. Ancak Instagram’dan paylaştıklarınızı Twitter veya Tumblr’a gönderebiliyorsunuz.

Instagram’da fenomen olmak için dev tüyo

Instagram’da fenomen olmak isteyen birinin genellikle diğer sosyal ağlarla veya WordPress vs. gibi ortamlarda pek işi olmayabilir. Ancak yine de paylaşımlarınızın çok daha fazla geniş kitlelere ulaşmasını istiyorsanız sizinle paylaşacağım bu bilgiye çok dikkat: IFTTT isimli bir platform inanılmaz güçlü bir otomasyon sistemi sunuyor. Ancak sizin tüm servislerinizi IFTTT ile bağlayıp kendinize otomatik bir sistem kurmanız gerekiyor. Youtube fenomeni Barış özcan’da Vloglarından bir tanesinde IFTTT uygulamasında bahsetmişti. Videoyu bulamadım ama bulduğum an ekleyeceğim.

IFTTT ile Çok daha karmaşık şeyler yapmak da mümkün. Ancak bunu kendiniz keşfedebilirsiniz. IFTTT nedir nasıl kullanılır başlıklı yazımda tüm detaylara göz atabilirsiniz. Bu arada yıllardır ücretsiz hizmet veren IFTTT artık ücretli oluyor ve ücretsiz kullanım ile 3 tarif oluşturmanıza olanak tanıyor. Anlatacaklarım için sadece bir tanesi yeterli merak etmeyin. Bu sistem işe yarasa da yaramasa da görünürlüğünüz üstünde etkisi olacaktır. Unutmayın, 1 milyon takipçiniz varsa bile henüz sizi takip etmeyenlerin sizden haberi yok. Şimdi gelelim onları haberdar etme postansiyeline.

Instagram’da fenomen olmak için sıfır maliyetli otomasyon

Aşağıdaki işlemleri yaparken bir VPN sağlayıcı kullanmak çok çok önemli bir ayrıntı. Ancak yapacağınız hiç bir şey kural ihlali sayılmayacağı için çok önemli değil. VPN kullanmanın asıl önemli olan kısmını maalesef bu yazıya ekleyemem çünkü o bilgiyi paylaşmak yasal olmayabilir. VPN kullanmanın neden önemli olduğunu başka kaynaklardan öğrenebilir veya yorumlardan sorabilirsiniz. Özel olarak paylaşmam da mahsur yoksa iletirim. Ve yapacağınız işlemlerin tüm sorumluluğunun size ait olduğunun altını ısrarla çiziyorum.

1- Ücretsiz bir WordPress hesabı oluşturun: Bu sizin ana hesabınız olacak. Nedeni ise WordPress’in her şeye entegre olabilen olağanüstü esnekliği. Ve tabi daha çok detay var ama şu aşamada o detaylar gereksiz. Sitenizi oluştururken içeriklerinizin türüyle alakalı bir alan adı seçmeye özen gösterin.

2- İçeriklerinizin türünü çağrıştıran aynı alan adı veya hedef kitleniz olabilecek diğer olasılıkları değerlendirip her biri farklı bir mail hesabında olan Tumblr hesapları oluşturun. Hesapları Gmail ile oluşturun çünkü Google hesabıyla giriş sağlayacağınız Pinterest hesaplarına da ihtiyacınız olacak. 10 farklı Gmail hesabı yeterli olabilir.

3- Yine aynı şekilde içeriklerinizin türüyle alakalı veya benzer hedef kitleye hitap eden Twitter hesapları oluşturun. Bu hesapların hepsini oluşturduğunuz farklı maillerle açmanız gerekir.

4- Her bir Gmail hesabı farklı Google hesapları olacağı için, bu Google hesaplarıyla farklı Pinterest hesapları oluşturun. Pinterest hesapları oluştururken hesap ismine, yani odak anahtar kelime seçimine çok dikkat. Sayfanızla alakalı veya benzer kitlenin dikkatini çekecek türde olsun. Her Google hesabıyla oluşturduğunuz Pinterest hesablarınıza, Tumblr hesaplarınızı tek tek bağlayın. Pinterest, bağladığınız herhangi bir siteden içerikleri, Pinterest panolarda otomatik paylaşır ve bu özelliği son 1-2 yıldır hizmete sundu diyebiliriz.

Hesaplarla entegre olma kısmı

Öncelikle, Oluşturduğunuz Tüm Tumblr ve Twitter hesaplarını tek tek oluşturduğunuz ana WordPress hesabınıza bağlayın. Her bir Tumblr hesabınızı da Pinterest hesaplarınıza bağladınız mı ? Bu iş tamamdır. Şimdi geldik en önemli meseleye. WordPress’te bir yazı ve bir görsel paylaştığınızda bu paylaşım aynı anda 10 farklı Tumblr, 10 farklı Twitter ve 10 farklı Pinterest hesabında paylaşılacak. Instagram’daki paylaşımınızın, WordPress ortamında paylaşılması işini ise IFTTT platformu üstlenecek. Ancak Instagram hesabınızı ve şifrenizi bu platformda paylaşmak için çekinceleriniz varsa bunu manuel olarak ta yapabilirsiniz. Ancak IFTTT büyük bir platform ve çekinecek bir şey yok. Her paylaşımdan sonra aynı içeriği WordPress uygulamasıyla da manuel olarak paylaşırım diyorsanız tercih sizin. Eğer bu sistemi iyi bir strateji ile kurduysanız, iyi alan adı seçimleri ve hesap isimleri vs gibi, 3 5 ay sürmez Google’dan trafik almaya, dolayısıyla takipçi almaya başlarsınız. Umarım bu taktik işinize yarar.

En popüler sosyal medya platformu Facebook

En popüler sosyal medya platformu Facebook, insanların başka insanlarla iletişim kurmasını ve bilgi alışverişi yapmasını amaçlayan bir sosyal ağ. 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi 2006 devresi öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan Facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu

En popüler sosyal medya platformu Facebook nasıl bu hale geldi?

Facebook Instagram vs gibi dev isimler yazılım sektörünün geleceğini şekillendirdiği gibi donanım sektörünün de geleceğini şekillendiriyor. Tüm cihazlarda çalışabilen farklı Facebook sürümleri derken bir de baktınız ki en popüler sosyal medya platformu Facebook neredeyse her platformda kullanmak zorunda olduğunuz varsayılan bir uygulama. Popüler olmasını sağlayanda zaten bir nebze bu oldu. Zorunlu diyorum çünkü Facebook artık çoğu cihazda varsayılan uygulama olarak karşımıza çıkıyor ve dilerseniz uygulamayı etkisizleştirebiliyorsunuz ancak kökünden kaldırmak bazı cihazlarda mümkün değil. Cihazlarınızda varsayılan olarak gelen bu uygulamayı root işlemi yaparak kaldırabilirsiniz. Ancak bu durum 2020’de kullandığınız cihaza göre değişiklik gösterebiliyor. Örneğin Facebook uygulaması bazı cihazlarda varsayılan olarak gelmeyebiliyor.

Yazılım ucu bucağı olmayan bir sektör. Doğal olarak Facebook olmak bu sektörde en iyi olmayı gerektiriyor. Ve diğer iyi olanlar da buna dahil tabiki. Nasıl ki telefonlarımız uygulamalarla çalışan cihazlar ise buna benzer olarak PSP veya Nintendo, veya benzeri diğer mobil oyun cihazları da aslında aynı şey. Ne demek istiyorum? Mobil cihazlarda sürekli oyun oynayanlar için sıradan bir telefon asla yeterli değildir. Ve sadece oyun oynanan cihazlar bu kişiler için muhteşem alternatifler sunuyor. Bunların bazıları Android tabanlı bazıları ise firmanın kendi akıllı yazılımı ile sunuluyor. Örnegin PSP kendi yazılımını kullanıyor. Ancak çok az insan kullandığı cihazın yazılımsal düzeyde ne olduğu bilgisine hakim. Herkesin de hakim olmasını beklemek doğru olmaz hatta gereksiz. Çünkü büyük bir çoğunluğumuz bu uygulamaların veya cihazların işletim sisteminden ziyade bize sunduklarından en iyi şekilde yararlanmaya çalışırız. Ama asıl konum olan bu cihazların neredeyse hepsinde olan veya hepsine entegre olabilen Facebook.

En popüler sosyal medya platformu Facebook bir arkadaşlık sitesi mi?

Facebook… Dünyanın en büyük arkadaşlık sitesidir dersek hiç yanlış olmaz. Ama o kadar büyük bir kitleye hitap ediyor ve o kadar çok ayrıntısı var ki sıradan bir arkadaşlık sitesi olmaktan çok öteye gitmiş. Ve gittikçe de gelişmeye devam ediyor. Arkasında yatan programlama şekli son derece komplike ve durmak bilmeyen çok uzun bir çabanın ürünü. Basit bir arkadaşlık veya çöpçatan sitesi özelliklerini de içinde barındıran devasa bir sanal ortam. O yüzden O Facebook oldu ve her platformda karşımıza çıkması çok normal. Windows telefonlar, Windows tabletler, Android tabletler ve hatta yukarıdaki paragrafta da bahsettiğim bazı oyun cihazlarında ve hatta akıllı bir platforma sahip olmayan cihazlarda bile Facebook’u görmek mümkün. Yani akıllı işletim sistemi olmayan en alt segment cihazlarda bile basit arayüzlü ve küçük bir Facebook versiyonu bulmak mümkün.

İletişim şeklimiz Facebook ve benzeri uygulamalarla şekil aldı

En popüler sosyal medya platformu Facebook

Eskiden yakın çevremizle haberleşmenin şekliyle şimdiki yakın çevremizle haberleşme şeklinin aynı olmadığı son derece aşikar. Haberleşmek, eskiden özel bir iletişim şekli idi, ve mobil telefonların ilk haliyle metin mesajı göndermek bir mucize gibiydi 😅 Günümüzde İnternet ortamında paylaşabildiklerimizin sınırı yok. Zira mesaj yazıp birine ulaştırmak istenirse sadece bir kaç saniyeden ibaret. Ancak artık Kimsenin kimseye doğru düzgün mesaj yazdığı yok denecek kadar azaldı…. Mesaj ile çevrim içi sohbeti ayrı kavramlar olarak değerlendiriniz lütfen. Çünkü standart sms artık eskisi kadar popüler değil. Ayrıca İnstagram ve Whatsapp uygulamalarının da sahibi olan Facebook günümüzde temel iletişimde sektörde tekel değil ama tekelden farkı var mı diye size sorsam ne derdiniz? Bir yorumunuz varsa lütfen iletmekten çekinmeyin. Ayrıca yazımın tam da bu aşamasında Whatsapp ve mavi tik işareti ile ilişkiler arası parametreleri değerlendirdiğim şu yazıya da bakabilirsiniz. https://stories.angelsturkiye.com/2020/03/whatsapp-mavi-tik-isareti-ve-iliskiler/

Geleneksel iletişim teknikleri tarihe karıştı

”Eskidendi” dediğimiz zamanlara gitsek ve bu haberleşme şeklinin eskiden olduğu gibi habercilerle yapıldığını düşünsek! Mektuplaşma yani. Bir kağıda yazarsınız, haberciye verirsiniz oda mesajı gönderdiğiniz kimse ona götürse… Söz konusu mesafeye göre değişen sürelerde teslim edilen mesajlarda cabası; Birde karşıdan gelecek cevabı beklemek. Zira o kadar şairane bulurum ki eskilerdeki haberleşme şeklini… E tabi çok daha geçmişe gittikçe iletişimin şekli de değişiyor. Güvercinlerden dumanla haberleşmeye kadar 🙂

Günümüze dönüp iletişimin temeline bakacak olursak, elbette bu sadece Facebook ile değil temelde İnternet ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle alakalı. Teknolojinin bu denli gelişmiş olduğu günümüzde Facebook haricinde bizi yakın veya 2.derece yakın çevremizle bu derece entegre eden ve iletişimde kalmamızı sağlayan kaç site var? 2020 itibariyle bir çok uygulama söz konusu elbette. Ancak hiçbiri Facebook kadar popüler değil… Facebook artık sadece arkadaş veya arkadaşın arkadaşı değil, eş, dost, akrabalarında iç içe girdiği bir sosyal çevre altyapısı sunan devasa bir ağ. Herkesin akıllı telefonlarıyla ellerinden düşürmediği bir iletişim kanalı olmuş durumda. Akıllı telefonu olup da Facebook kullanmayanın sebebi vardır elbette.

Facebook ile yakın mıyız uzak mı?

Çevremde yakınım dediklerimle yakın mıyım, yoksa aslında uzak mıyım bilemedim. İnsanlarla aramı iyi tutayım ve hal hatır sorayım diye mi var Facebook? Hani artık herkes herkesi ekliyor ama kimse kimseye bir şey yazmıyor veya bazı kişilerden haber almamayı bile tercih edebiliyorsunuz. İletişimin gidişatını belirleyen Facebook’ta karşılıklı ekleştiğimiz herkesin halini hatırını sormasak da, orada bir köy var uzakta hesabı dostlarımızı sadece görmek bile yetebiliyor. E tabi hiç görmemekten iyidir. Hani temel görevi insanları iletişimde tutmak. Ama iletişimde kaldığımız kişiler, örneğin beni ekleyen amcamın yıllarca görmediğim ve şimdi koca adam olmuş oğlu veya kızı değil.

Temel iletişim bazında bakacak olursak, Facebook’un sunduğu en güzel şeylerin başında, son derece sağlıklı bir ileti gönderme, sınırlama, sınıflandırma, belli listelere gönderebilme, belli kişilerden gizleyebilme ve belli kişilere gösterebilmek gibi kabiliyetleri geliyor. Örneğin, arkadaşlık listenizde olan sevdiğiniz birinin doğum günü için ondan habersiz bir doğum günü planı yapmak isterseniz ve Facebook hesabınızda yaklaşık 1000 arkadaşınız varsa, bunu açık olarak paylaşıp, sürpriz yapmak istediğiniz kişi haricinde, aynı anda bir sürü kişi ile paylaşarak yapacağınız sürpriz için organize olabilirsiniz.

Kaçamak Facebook hesapları

Her ne yaptığınızın bilinmesini istemediğiniz diğer kaçamakları da saklamak istiyorsanız tamamen buna özgü bir çevre oluşturmak mümkün. Zira bazılarımızın, kimilerinin tabiri ile ”Fake Facebook” hesabı dediği Facebook hesapları açmasının sebebi de bu. Çünkü herkes ufak tefek kaçamak için kendi Facebook hesabıyla stratejik ayrıntılara girip kendini riske atmak istemez elbette 🙂 Bu yüzden günümüzde çoğu kişinin ikinci bir Facebook hesabı var. Düşünsenize bütün akrabalarınızın ekli olduğu bir Facebok hesabınız var… Evli veya bekarsınız da… Partner arayış mesajları veya partner arayış gruplarına girdiniz. Aynı anda yüzlerce kişiye bildirim gidecek 🙂 Bunu istemezsiniz herhalde 🙂 Bunu istemeyen bu kişilerdenseniz sizinde ikinci bir Facebook hesabınız mutlaka vardır 🙂

En popüler sosyal medya platformu Facebook reklam platformuna dönüştü

Kim, kiminle, nerede, ne yapmış, kim kimin resmine yorum yapmış vs, bütün olanı biteni anında bilgilendiren ve bunu milyarlarca kullanıcısına sağlıklı bir şekilde iletebilen ve her cihaza entegre olan Facebook, zamanla da milyarlarca kullanıcıya ulaştı. Facebook günümüzde o kadar popüler ki, kullanıcıları için artık vazgeçilmez durumda. Öyle ki, neredeyse Sosyal CV olmuş. Yeni tanışıp da ”Facebook hesabın var mı” diye sormak bile artık adetten. Sosyal hayatta tanışan iki insan birbirlerini Facebook hesaplarıyla ekliyor ve iletişimlerinin geri kalanlarını bu şekilde sürdürüp, birbirleri hakkında daha çok fikir sahibi oluyorlar. Veya Facebook aracılığıyla tanışıp, dışarıda sosyalleşerek daha iyi tanışıyorlar. Sanal bir dünya haline gelen Facebook oluşturduğu kitle ile Google ve rakiplerine kafa tutacak kadar büyük bir kitleye sahip ve reklam vermek isteyenler için de son derece etkili bir platform.

Facebook yöneticileri revaçta

Kullanım açısından, derin temelleri olan özellikler barındıran Facebook’u iyi kullanan uzmanlar aranıyor. İyi kullanıldığında, sunduğu özellikler ile, çok büyük kitlelere ulaşmanıza imkan sağlıyor ve Facebook bunu sonuna kadar destekliyor. E tabi söz konusu reklam olunca bu kitleye ödediğiniz limitlerle sınırlısınız. Facebook ile ayrıca websitelerine entegre olabilen uygulamalar oluşturabilir, sayfalar ve gruplar kurabilir, istatistikleri görebilir ve reklam hesabınızla kampanyalarınızı ve buna yönelik istatistikleri görebilir ve reklamlarınızı yönetebilirsiniz. Elbette bütün bu ayrıntılar dile kolay. Çünkü sunulan bu özelliklerin hepsi doğal olarak belli bir kullanıcı arayüzüne sahip ve Facebook, artık son derece uzman olmayı gerektirecek ayrıntılara büründü. Bu yüzden, günümüzde, reklam sektöründe, bir reklamcının Facebook ile işi çoktur. Hatta bir çok reklamcının reklam yükünü alacak kadar etkili. E tabi akıllıca kullanmak için artık Facebook yönetimi konusunda gerçekten uzman kişiler talep görüyor diyebiliriz.

Facebook öylesine dev ve güçlü bir hale geldi ki, artık teknolojinin kendisini değiştirecek projelere imza atıyor. Bunun en somut örneklerinden biriside yakın zamanda haber kanallarına konu olan, insanların düşüncelerini okuyabilecek bir cihaz ve yazılım teknolojisi üstünde çalıştığıydı. Dilerseniz alttaki linkte bununla alakalı bilgilendirme yazısına göz atabilirsinz. Öte yandan eklediğim mini videoda moderatör

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39640782

https://www.cnbc.com/2019/09/24/facebook-bought-instagram-because-it-was-scared-of-twitter-and-google.html

Tumblr nedir ? Tumblr ve diğer sosyal medya devleri

Tumblr nedir; web’de başka cepte başka mı?

Tumblr nedir? Klasik bir sosyal medya platformu mu yoksa bir web sitesi mi? Hem evet hem hayır. Sosyal medya dünyasında geride kalmış olsa da kemik ve inatçı kullanıcı kitlesiyle halen yoğun talep görüyor. Özellikle WordPress olarak bildiğimiz Automattic şirketinin yakın zamanda satın aldığı Tumblr, yapılan son güncelleme ile artık çok daha etkileşimli ve tasarımsal anlamda çok daha güçlü bir kullanıcı arayüzüne kavuştu. Örneğin artık Tumblr ile grup kurabiliyorsunuz. Bir kaç maddeyle Tumblr ve sunduklarına bir bakalım.

Tumblr nedir

Tumblr Nedir? Web sitesi kurucumu? yoksa basit bit uygulama mı?

Sosyal medyada anında gizlilik içinde hem profil hem web sitesi karması olan Tumblr nedir diyorsanız bunu sırasıyla açıklamak daha doğru olur.

1- Basitçe hesap oluşturabileceğiniz ve sosyal medya kanallarından biri gibi kullanabileceğiniz sıradan bir sosyalleşme uygulaması.

2- Basitçe oluşturduğunuz standart bir üyelikle, görsel açıdan büyüleyici bir görsel web sitesi yapabilecek kadar geniş ölçekte olanaklar tanıyor.

3- Kendi alan adınızda barındırabilir ve kimseye Tumblr kullanıcısı olduğunuzu göstermeden sitenizi yayınlayabilirsiniz. Altta Tumblr’ın yeni arayüzüne bakabilirsiniz.

Tumblr nedir
Tumblr yeni ara yüzü

Tumblr ile gönderi yayınlamak için tek yapmanız gereken kalem düğmesine basmak. Üstelik paylaşımlarınız için videolarda 100 mb. limiti hariç hosting derdi de yok 😉 Tamamen sınırsızsınız

Tumblr nedir

via GIPHY

E tabi yukarıdaki tanımlar Tumblr nedir sorusunun cevabını anlamak için yetersiz ve zaten kullanıcı için ne kadar önemli? nasıl bir kullanıcı olduğunuzla alakalı. Kimilerince çok önemli kimilerince az önemli, kimileri içinde önemsiz 🙂 Ancak Tumblr nedir ki deyip geçmeyin. Tumblr, günümüzde bir çok dev mecranın bile bir hesaba sahip olduğu güçlü bir sosyal medya ağıdır. Dev mecraların hesaplarının, hepsinin, kendi birbirlerinin sosyal medya hesaplarında profilleri var ve bu profil adlarına sahip olmanın ardında bir strateji yatıyor olabilir. Çünkü değişik dinamikler ve parametreler söz konusu. Keza Tumblr bir çok açıdan bir çoğunu bertaraf edebilecek kilit unsurları bünyesinde barındırıyor. Tumblr neden aralarında en güçlülerinden denebilecek kadar güçlü. Ya da öylemi? Bir bakalım…

Tumblr’ın Twitter takipçi sayısı

Takipçi sayısının çok önemli olduğu Twitter’da Tumblr’ın tam 2.4 milyon takipçisi var bu rakam Tumblr’ın kendi kitlesinin kaymağı. Tumblr Twitter’dan daha çok kullanıcıya sahip değil ama azımsanamayacak kadar çok büyük bir kitlesi var… Tahmini rakamlara göre 400 milyon Tumblr kullanıcısı söz konusu… 2 yıl kadar önce 300 milyon olduğu bilgisi söz konusuydu.

Twitter’ın gücünü ve etkinliğini bilmeyen yoktur. Ancak Twitter bildiğiniz Twitter ve Tumblr’ın yukarıda bahsi geçen sunduklarından hiç birini sunmaz. Takipçi sayısının asla önemli olmadığı Tumblr’da, sizce Twitter isimli hesap neden halen boş? Facebook’un ve bazı diğer devlerin Tumblr’daki sayfalarıyla alakalı tüm detaylar yazının devamında.

Dünyanın en büyüğü Microsoft’un Tumblr’da çok şık bir web sitesi bulunuyor. Microsoft bu! Site denen olguyu İnternet denizinde yutar. Çünkü dünyanın en büyüklerinden Microsoft, prestijinin Tumblr’da sarsılmasına izin vermez. Ve doğal olarak Tumblr’da adını kirletme riskini alamaz. Sırf Tumblr hesabı ve Tumblr kimlikleri için bile bir ekipleri olduğunu düşünüyorum 🙂 Söz konusu büyük isimler ve ‘Tumblr nedir’ ilişkisi olduğunda, hakkında anlatacaklarım uzar da gider. Facebook Instagram, Pinterest derken, sosyal medya platformlarının birbirlerinin kendi pazarlarında da ilginç bir düellosu var diyebiliriz. Tumblr İnternet’te Kabuktaki hayalet misali gizli kalabileceğiniz muhteşem bir ortam sunuyor, bunun altını çizmeden geçmek istemem. Şimdi, kısaca hangi sosyal medya devi Tumblr’da ne yapıyor meselesine ve aynı durumun tam tersine bakalım!

Tumblr Twitter sayfası nedir?

Bu Tumblr’ın Twitter’daki hesabı https://twitter.com/tumblr Twitter da 2.2 milyon takipçi saysıyla Tumblr, Twitter’ın kendinde bile fenomen olmuş. Tumblr’ın muhteşem görsel dünyasından seçmelerle Twitter’da önce çıkmış.

Bu Twitter’ın Tumblrdaki hesabı https://twitter.tumblr.com/ Tumblr’ın Twitter’daki fenomenliği göze çarparken, Twitter’ın Tumblr’da varlığı neredeyse yok. Tumblr’ın boş duran Twitter sayfası. Sadece adını korumak için açılmış gibi. Takipçi sayısını göstermiyorsan içerik yok der gibi. Tumblr’da takipçi sayısı varsayılan olarak gösterilmiyor.

Tumblr’da diğer devlerin sayfası nedir?

https://microsoft.tumblr.com/ Zaten sosyal medya hesabı değil ama dünya devi. Ve yakışır bir varsayılan Tumblr uzantısıyla varlığını sürdürüyor. Üstelik kendine özgü bir temayla. Temanın header bölümündeki içerik yıllardır değişmiyor.

http://google.tumblr.com/ Google sosyal medya hesabı olmayı başaramadı ama bugün internet deyince aklan ilk olgu olan Google sunduklarıyla her şeyin çok ötesinde. Google tek başına Microsofta rakip başka bir şey… Ve tabiki boş bir varsayılan Tumblr sayfası ve ‘I love Tumblr’ notuyla hiç içerik içerik olmayan bir sayafaya sahip 🙂 Google’dan daha fazlasını beklerdim derdim ama Google internette bir karadelik olduğu için bunu pek sorgulamaya gerek yok.

https://facebook.tumblr.com/ Facebook? O da ayrı, hemde apayrı bir hikaye ve artık kim kimden daha dev bilinmiyor. Söz konusu Facebook olunca yine bir durucan gibi bişiler… 🙂 Çünkü Facebook da çok ayrı bir hikaye ve bununla ilgili blogumda dev bir yazı var… En popüler sosyal medya platformu başlığı altında bir çok açıdan Facebook’u inceledik. Facebook’un Tumblr sayfası var ama ziyaret ettiyseniz içerik yok

Tumblr’da Instagram

https://instagram.tumblr.com/ Bu adres belki çok çok az insanın bildiği, İnstagram’ın Tumblr Hesabı. Bilin bakalım nasıl kullanılıyor? Tıkladığınızda İnstagram’ın alt alan adı https://about.instagram.com/ yönlendirilmiş durumda. 🙂 Samimiyetle söylüyorum Her iki adrese de girip bakabilirsiniz. Tumblr uzantılı adresin about.instagram alt alan adına yönlendiğini göreceksiniz. Yani bu hiç olmayacak bir durum ama olmuş işte. Tumblr Alt alan adını İnstagram’a satmış olabilir mi? Tumblr’da kendi alan adınızı kullanabiliyorsunuz. Ancak içerik yönetim olarak Tumblr arayüzünü kullanıyor olmanız gerekli. Tahminime göre bu alan adı Tumblr’dan direk İnstagramın kendi alan adına manuel olarak yönlendirilmiş. Kısacası İnstagram’ın Tumblr’da varlığı yok

Tumblr’ın gerçek anlamda en büyük rakibi Pinterest diyebiliriz. Nasıl mı ona rakip oluyor? Resimlerin sihirli dünyası başlıklı yazıya bak lütfen veya devam et…
http://apple.tumblr.com/ Apple’ın Tumblrda bir sayfası var. Ancak bunu masa üstü veya mobil arayüzden görmek mümkün değil. Sadece uygulamada ve sadece @apple kullanıcı adıyla erişebiliyorsunuz.

Son olarak, Tumblr’ın kendi içinde Tumblr uzantılı bir sayfası var mı diye merak ederseniz, evet o da var işte burada https://tumblr.tumblr.com/ ama ilginç bir şekilde Bu Tumblr’da da hiç içerik yok 😉

Tumblr’ın ve en ayırt edici özelliği

Tumblr’ı asıl özel yapan ve segmentini çatırdatabildiğiniz asıl önemli farkı, yukarıda bahsi geçen sosyal medya sitelerinin hepsinin sunduklarını neredeyse aynen sunan ve aslında profesyonellerin özellikle tercih ettiği WordPress, Blogger ve benzerlerinin sağladığı bloglar dünyasında bile parmağı olabilecek kadar güçlü olmasıdır. Hem Blogger hem de WordPress, Instagram, Twitter, Pinterest veya Facebook gibi bir sosyal medya ağı değil. Çünkü buna uygun bir kullanıcı ara yüzleri yok. Temelde mantık aynı ama işlevler farklı. Blogger ve WordPress ile sadece basitçe sadece birer websitesidir ve her türden olağanüstü siteler yaratmak söz konusuysa en profesyonel seçenek WordPress, Blogger ve sırasıyla diğerleri gelecektir. Aslında Twitter, Facebook, ve İnstagram, onlar nasıl isterse öyle kullandığınız, sosyal medya hesaplarıdır ve websitesine dönüştürelemezler. Ama evet aslına bakacak olursanız İnstagram ve diğer bütün sosyal medya ağları da kendi içinde birer websitesidir.

Tumblr nedir ?

‘Tumblr nedir’ Sorusunun asıl ve en teknik cevabı şudur: Tumblr hem WordPress hem Blogger gibi bir web sitesi olabiliyor, hem de Twitter ve Facebook veya Pinterest gibi çalışan bir sosyal medya hesabı olarak kullanılabiliyor. Denebilir ki Tumblr Tümsosyal medya hesaplarının çok ilginç bir karması.

Tumblr; Yukarıda bahsi geçen tüm sosyal ağların ve blog sitesi altyapılarının karması harika bir platform. Basit düzeyden karmaşık düzeye kadar kullanılabilen bu değişken floranın sahibi Tumblr 2019 yılında WordPress tarafından satın alındı ve 2020 de uzun zamandan sonra bir güncelleme aldı. WordPress tarafından alınması Tumblr’ın geleceğini ve varlığını kurtardı çünkü WordPress firmasından önce Yahoo tarafından satın alınan ve bir türlü sağlıklı bir şekilde Yahoo hesabıyla entegre edilemeyen Tumblr bitişin eşiğindeydi.

Tumblr’ın enlerini görmek isterseniz buna bir bakın… https://creatrs.tumblr.com/

Kendiniz için hangi içerik yönetim sistemini kullanmanız gerektiğine henüz karar vermediyseniz ve yazı yazmayı gerçekten seviyor ve bir an önce başlamak istiyorsanız alttaki yazı mutlaka işinize görecek türde bilgiler içeriyor.

Hangi blog platfromu sizin için daha uygun? Bununla alakalı ayrıntılı bir yazı şu linkte bulabilirsiniz https://stories.angelsturkiye.com/2018/12/hangi-blog-servisi-wordpress-mi-blogger-mi-tumblr-mi/

90larda internet kafeler ve sohbet kanalları

90larda internet kafelerdeki sohbet uygulamaları günümüzde bir çok gay arkadaşlık ve sohbet uygulamasının da temelini oluşturmaktadır. O dönemde inanılmaz popüler olan MIRC ve diğer Gay sohbet odaları özellikle pratik ve tek tıkla girilebilen pratik tanışma ortamlarıydı.

90larda internet herkesin evinde yoktu

90’larda internet kafelerde MIRC kanalları popülerdi ama banlanınca bir daha giriş yapamıyordunuz. 🙂 Hatırlarsanız mIRC kanalları özellikle 90lar ve sonlarına doğru inanılmaz bir popülerlik gösterdi ve sırf bu yüzden bile İnternet kafelerin sayısında bir artış oldu. Bu kafeler sonraları Chat kafe olarak bilinmeye ve anılmaya başlamıştı. O dönemlerde büyük çoğunluğun evinde bilgisayar veya bilgisayar varsa bile İnternet yoktu. Bu yüzden 90’larda internet kafeler büyük talep görüyordu. Gençlik dönemi 90’lı yıllara tekabül edenler o dönemi iyi bilirler.

90larda internet ortamında sohbet odalarından banlanmak

90larda internet kafeler ve sohbet kanalları

Bu chat kafelerde, chat kanallarından herhangi birine girdiğinizde, bazen genel sohbet odasına attığınız mesajlar yüzünden veya kullandığınız kullanıcı adınızın uygunsuz olmasından ötürü nikiniz banlanırdı. Tekrardan bağlanmak mümkün değildi. Kullanıcı adınızı değiştirmek bir işe yaramazdı çünkü banlanan kullanıcı adınız değil IP adresinizdi. Bu yüzden giriş yapmak mümkün olmazdı. Yani sandığımız gibi anonim kalamıyorduk 🙂 Hatta bazıları modeme reset atıp yeni bir ip alarak tekrardan bağlanabiliyordu. Chat sitesinde olup da banlanmak ne demek bilmeyen yoktur herhâlde.

E tabi biz özellikle eşcinseller için açılmış gay sohbet kanallarına girmeyi tercih ediyorduk. Ve özellikle gay sohbet kanalları, şehirlerin önadlarıyla kanal isimleriydi. Adana gay, istanbul gay, konya gay, kayseri gayantalya gay vs bütün kanallar açıktı. Ancak özellikle ve en popüler olanı gay kanalıydı. kullanıcılar kalabalık olduğu için en çok bu kanala girmeyi tercih ediyordu ve sohbet odasında olanlar kendi şehirlerinin ön ekleriyle kullanıcı adını belirliyorlardı. Örneğin benim chatteki nikim gayprens, arkadaşımınki kızgibi, bir diğer aradaşımın ki queen01 ve birde gay19 gibi kullanıcı adını kullanan 4 arkadaştık. 🙂 E tabi 90’lar artık çok geçmişte kaldı.

Kısaca bu ortamlarda anonim olmak

Sohbet sitelerine büyük bir çoğunluğumuz, özellikle tamamen anonim kalabilme ve özellikle kendimizle alakalı hiç bir bilgi girmeden tek tıkla giriş yapabiliyorduk. Bu sohbet sitelerinin çoğunluğu kayıt işlemi gerektirmediği için çok tercih ediliyordu. Ancak bu kolaylığı sağlayan sitelerin büyük bir çoğunluğu, söz konusu anonim olmaksa öyle sandığınız kadar anonim kalamıyorduk. Çünkü artık ip denen şey kim olduğunuzu anlamak için yeterli. İp adresiniz defalarca farklı kullanıcı adıyla girseniz bile kayıt altına alınıyor. Kullanıcı adınız ile tamamen anonim kaldığınızı sansanız da göreceli olmakla birlikte tamamen anonim kalamıyordunuz. Çünkü kullanıcı adınızı değil söz konusu bağlantının ip adresi kayıt altına alınıyor. Ama endişelenecek bir şey yok ki! Kim size ne yapsın 🙂 Resim yüklemeden, veya şahsi bilgilerinizi paylaşmadan da güvende hissedebilirsiniz! Amacınız tanınmamak ise yüzünüzü göstermeden de bir şeyler paylaşmanız mümkün elbette.

Bir tek resim göndermek saatler alırdı

Aslında ilk başlarda resim gönderecek bir uygulama bile yoktu. Bir başka web sitesine tarayıcıdan dijital ortama aktarmayı akıl edenler bu resim dosyasını bazı sitelere başkalarıyla paylaşmak üzere yüklerdi ve bu yükleme işlemi bazen saatler sürerdi. Sürekli kopan düşük hızlı bağlantılar kafede chat yapan tüm kullanıcıları aynı anda sohbet ortamından düşürürdü ve çevirmeli modemlerin sesi pek popülerdi. Sohbet ortamının bu kadar koyu olduğu bu sohbet kanalları günümüze o derece popüler değiller ve artık herhangi bir sohbet ortamına bağlanmak için MIRC programına mecbur değilsiniz. 

90ların sonlarına doğru patlayan MSN messenger

İnsanlar için artık MIRC kanallarında hiç bir şey görmeden chat yapma devri bitmişti. Aslında hayatımıza web kamerası olgusunun da girdiği o yıllar sadece metinden ibaret iletişimden daha fazlasını isteyenler için yep yeni bir sohbet ve tanışma ortamı sunuyordu. Ve listenize eklediğiniz herkes artık çevrim içi olduğunuz sürece listenizde dururdu. Sohbet ortamında tanışanlar artık MSN messenger da takılmaya ve görüntülü konuşmaya başlamıştı. Başlangıç aşamasında hiç fena sayılmayan ve çok yavaş ve sürekli atlayarak değişen kameradaki kişiyle bağlantı kurmak o kadar zordu ki, chat kafeler artık internete bağlantı hızlarıyla daha çok müşteri çekmek için reklam yaparlardı. 1 mb hızda bağlanmak havalıydı 🙂

Blogger güncellemesi ve beklenen servis Google Domains

Blogger güncellemesi aşamalı olarak 2019’da başadı ve 2020’de tamamlandı

14 ekim 2019 blogger güncellemesi

Blogger güncellemesi kullanıcılarını çok sevindirecek türden bir güncelleme. Çok uzun zamandır güncellenmeyen, ve hatta Türkiye’den indirmeye bile erişimi yokken kısa süre önce Türkiye’de erişime açılan Blogger ve Android uygulaması 7 Ekim 2019 itibariyle aşamalı olarak güncellenmeye başladı ve şimdi çok daha pratik ve işlevsel. 👏Google öz çocuğu Blogger için yeni bir güncelleme hazırlıyor ve güncellemenin bir kısmı yayınlanmış durumda. Aslında Google ürünlerini sürekli olarak güncellese de, herhalde en az güncelleme alan servisi Blogger oldu demek pek yanlış olmaz.

E tabi sonuç olarak ‘Blogger’ bir blog servisi ve herhangi bir sosyal medya servisi gibi aşırı talep gören veya çok fazla kullanıcının yüklendiği bir sosyal medya platformu değil. En basitinden bir Instagram veya Twitter veya Facebook gibi aynı anda hem mobil uygulamalar hem de web uygulamaları olan bir servis değil. Az güncelleme almasının sebebi sadece ve sadece blog servisi olması ve bu açıdan bakınca tamamıyla kusursuz ve sık güncellemeye ihtiyaç duymayan bir sistem olması. Ancak artık mobil çağda durum böyle olmadığı için bir güncelleme gündeme gelmiş gibi görünüyor. (14 ekim 2019 güncelleme: Blogger Mobil Uygulaması güncellendi ve çok daha pratik)

WordPress blog dünyasında hızlı bir yükselişte

WordPress dünyaca ünlü bir blog platformu ve sürekli güncelleme alıyor. Aslında WordPress ve Blogger’ı kıyaslamak artık çok doğru bir kıyaslama olmaz çünkü söyleyecek hem çok fazla detay var hem de olasılıklar kendi içinde fiyat performans bazında değişiklik göstermekte. Özellikle WordPress ile daha başarılı şeyler yapmak için ücretli yükseltme yapmanız gerekir. Ama temel kodlama bilgisiyle Blogger’da sadece bir alan adı masrafıyla da başarılı sonuçlar elde etmek mümkün. Dilerseniz basit bir kıyaslama yazısı buradaki 👈 yazıda. Özellikle 2020 de tamamlanan Blogger güncellemesi ile Blogger halen WordPress için güçlü bir rakip olrak kalmaya devam edecek. Ayrıca WordPress’in neden sürekli güncellendiğini de ayrıyeten tartışmak gerekir.

Blogger güncellemesi ve ülkemizdeki kullanımı

Günümüzde blog platformları o kadar hızlı gelişiyorki. Aslında değişen sadece blog servisleri değil! Blog yazmanın da şekli değişti denebilir. Şunu da kabul etmek gerekir. Türkiye’de blog yazmak yaygın bir alışkanlık değil ve çok çok az insan blog yazıyor. Blog yazmak demek yazı yazmak demektir ve yazı yazmak kişisel gelişimin çok özel bir parçasıdır. Elbette konumuz bu değil ancak bunu şu demografik bilgiye bağlamak isterim;

Blogger Android uygulaması öncelikli güncellendi.

Aslında blogger, temel açıdan bakacak olursak, WordPress gibi bir Android uygulamasına da sahip. Fakat Türkiye’den bu uygulamayı indirmek mümkün değildi. Bunun en büyük sebebi tabiki Blogger blog servisinin özellikle Türkiye’de çok fazla talep edilmiyor olması olabilir. Hal böyleyken çoğu blogger özellikle her şeyin mobil olduğu çağda Blogger servisinden yararlanamıyor ve uygulamayı da indiremiyor.
Bu durumda kişiler WordPress başta olmak üzere farklı kaynaklara yönelebiliyor.

Ancak WordPress ile ilerleyen aşamalarda mutlaka ücretli bir pakete geçmeniz gerekebiliyor ve en basitinden bir alan adını dahi ücretsiz yönlendiremiyorsunuz da. Bu gibi bir kaç kilit faktörden ötürü, sadece blog yazmak için blog yazanlar, hangi blog servisini kullanarak devam etmeleri gerektiği konusunda bir karmaşa içindeler. Sizin de kafanız hangi blog servisiyle başlamak konusunda biraz karışık ise 👉 Blogger WordPress’ten neden daha iyi başlıklı yazıya bakın

Blogger uygulamasını harici olarak başka kaynaklardan indirip kurmak mümkün. Tabiki bu harici indirip kullanma süreci, uygulama mağazasından indirmek kadar sağlıklı değil. Çünkü uygulama kendi içinde güncellenmiyor ve bir müddet sonra hata veriyor. En azından benim deneyimim böyleydi. Bunu fark etmişler olsa gerek ki, Blogger güncellemesi öncelikli olarak Android uygulamasına ve ardından aşamalı olarak masa üstü ara yüzüne geldi.

Google, Blogger güncellemesi için neden geç kaldı?

Blogger’ın bu güncelleme için geç kaldığı son derece aşikar ancak, Google gibi bir dünya devinin vizyonsuzca ve fütursuzca davranmasını bekleyemediğimiz için, muhtemelen geç kaldıkları konusunu, uzmanlardan dinlemek veya uzmanlarla tartışmak daha sağlıklı olur. Belki de Google tarafından bakınca en doğru zamanlama 2019 ve 2020 idi.  

Bilindiği üzere blogger’ın bir mobil arayüzü olmaması da büyük dezavantajlardan biriydi ve işte bu son güncelleme ile artık Blogger, yeni bir mobil arayüzde kullanılabilir durumda ve uygulama marketlerinden Türkiye’den indirebilir. Blog yazarları için önemli olan zaten Blogger yönetim paneline mobil ortamdan ulaşmaktı. Ve 2020 itibariyle blogger tamamen güncellendi. Şu an masaüstü panelimde gördüklerim çerçevesinde işte Blogger servisinin ilk aşamadaki güncellemeleri. Panelinize girdiğinizde, alttaki resimlerde olduğu gibi değişiklikleri göreceksiniz.

Yeni blogger'ı deneyin
Yeni blogger'ı deneyin

Temalar sayfası güncelleme almış ve muhtemelen buraya yeni temaların ekleneceği de tahminlerim arasında. Ancak sitenin kendisinden çok içeriğin kendisine bakan Google için yeni bir tema eklemek ne derece ihtiyaç meselesi bundan emin değilim. 

Blogger temaları güncelleme almadı

İstatistikler sayfası şu aşamada alttaki resimde görüldüğü gibi

Yeni ara yüz genel istatistikler
Ylogger güncellemesi

Google Domains servisinin yakın zamanda Türkiye’de kullanıma açılmasını bekliyoruz

Blogger kullanıcısı için, ki uzman bir Blogger değilseniz, ki olmak zorunda da değilsiniz, işin en karmaşık kısmı, kendi alan adına geçme kısmıdır. Biraz araştırınca öğreniyorsunuz ancak sıradan kullanıcı için kolay olmak çok önemli bir aşamadır. Blogger ile şahsi alan adına geçmek çok çetrefilli. Bu bağlamda WordPress ile basitçe ödeme yaparak kendi alan adınıza geçmeniz çok daha kolay bunu da eklemek isterim. Blogger, son zamanlarda artan talebin farkında olsa gerek ki Google Domains servisini bir kaç sene önce hayata geçirdi. Bu servis, Blogger kullanıcısı için çok daha profesyonel görünmek için gerekli olan ilk adımdı ve tamamlandı. Ancak bir zamanlar blogger mobil uygulamasında olduğu gibi, Google Domains henüz Türkiye’de kullanımda değil ancak yakın zamanda Türkiye’de de kullanıma açılması tabiki beklentilerimiz arasında.

17 ocak 2020 Blogger güncellemesi

Aşama aşama değişen Blogger panelinde, yayınların gösterilme şekli resimdeki gibidir

Blogger 17 ocak 2020 de tekrardan güncelleme aldı. Yazılar sayfası

21 mayıs 2020 Blogger güncellemesi

Açıkcası blogger bu güncellemeleri aşama aşama sunduğu için, bende fark ettikçe eklemek istedim.  Blog listenize baktığınızda üstteki resme göre değişiklikleri görebiliyor musunuz? 

21 mayıs Blogger güncellemesiyle kademe kademe değişti

Yazi içi düzenlemede de değişiklikler söz konusu elbette. Üstelik artık makaleniz üstünde yapabileceğiniz değişiklik veya bu konuda iyiyseniz çok daha fazla özellik eklenmiş. Zamanla kullandıkça anlamak mümkün olacak elbette. Alttaki resme bakınız

blogger yazı içi resim ayarları

Yeni blogger’da HTML olarak görüntüleme nerede diye soranlardansanız, (bazen gözümüzün önündekini farketmek zor olur) ki ben sordum ve bir müddet bulamadım hatta eski bloggera, yani klasik blogger’a dönüp tek tek uğraşmak zorunda kalmıştım. Sonra bi baktım ki başlığın hemen yanındaymış. Resme bakınız lütfen

Yeni blogger’da HTML olarak  düzenleme ve görüntüleme

Blogger ne zaman güncellendi?

Blogger güncellemesi 2019 Eylül Ekim aylarında kademeli olarak verilmeye başlandı ve 2020 yılının sonuna kadar devam etti. Bu süreçte yeni ara yüzün artık kalıcı ara yüz olacağını da belirtti ve tüm kullanıcılarının gerekli düzenlemeleri yapmasını istedi. Bu süreç boyunca sol alt köşede klasik blogger’a dön seçeneği vardı. Kalıcı ara yüzle birlikte artık o da yok.

klasik blogger artık yok

Blogger temalarda köklü bir değişikliğe gitmedi

Aslında blogger kullanıcılarının en zorlandığı kısım, blogger’ın kategorilerle çalışmıyor olması. Bunun yerine etiketleme yöntemiyle çalışan blogger kullanıcılarına widget (grafik bileşenler) alternatifi ile yayınları kategorize etme veya yine aynı etiketlerle menü linkleri oluşturabilmesini sağlıyor. Çoğu kullanıcı bundan rahatsız değil ancak yeni blogger güncellemesi ile temalara da güncelleme gelebilirdi. Lakin temalarda hiç bir değişiklik yok. Tüm değişiklik admin paneli ve içerik üretme kısmında yapılmış. Ancak en az wordpress kadar güçlü ve görsel açıdan muhteşem ücretsiz temalarda kurabilirsiniz. Bunun dışında blogger resmi destek sayfasına da bakabilirsiniz https://support.google.com/blogger/answer/154172?hl=tr

Google Go sesli okumayla daha eğlenceli – Google Lens ile

Google Go arama çubuğu ile aramalar artık daha kolay. Ayrıca resimdeki metni tercüme edebiliyor

Google Go Yapsa yapsa Google yapar denebilecek türden bir uygulama. Ana ekranınızdaki Google arama çubuğunun çok daha zenginleştirilmiş, daha becerikli ve daha zeki olmuş hali diyebiliriz. Asıl önemli olan şey ise bir önceki daha az fonksiyonel halinden hem neredeyse 4 kat daha az yer kaplaması hem de dokunur dokunmaz çok hızlı açılması. Çünkü bir önceki Google arama çubuğu aşırı hantal tepkime süresiyle, aslında milyarlarca düşük segment cihazda ömür törpüsü sayılabilecek türden bir arama çubuğuydu.

Düşük segment cihazlar için biçilmiş kaftan

Google Go büyük ihtimalle cihazın donanım özelliklerine göre bir kaç farklı versiyonla kullanıcılarını karşılayabilir. Yani örneğin bir Samsung Note 8 9 ve 10 veya S8 S9 S10 veya IPhone’son modelleri ve diğer üst segment cihazları kullananlar bunun ne demek olduğunu pek bilemeyebilirler çünkü bu cihazların çoğunluğu yüksek donanım özellikleriyle çok güçlü cihazlar. Neredeyse evinizdeki masa üstü bilgisayardan bile güçlü oldukları söylenebilir. Hal böyle olunca çile çeken orta segment ve giriş seviyesi cihaz kullanıcıları, telefon kasmasının ne demek olduğunu iyi bilir. Bu gerçekten berbat bir durum hatta bazılarının bu telefon kasması yüzünden telefon kırdığını bilirim. İşte tam da bu noktada Google Go inanılmaz etkileyici bir hamleyle ve çok iyi bir zamanlamayla Google Go yu yaptı. Bu harika

Google Go

Daha hızlı sesli asistan ve Google Lens ile birlikte tercüme

Dot (noktacıklı) menüden diğer tüm görevlere ulaşabiliyorsunuz. Arama çubuğu içine Google Asistan da eklenmiş ve yine tek tıkla ulaşabildiğiniz Google Lens ile birlikte bu arama çubuğu çok daha akıllı… Üstelik süper hızlı tek yapmanız gereken resmi taramak veya bir resmin üstündeki yabancı dildeki bir yazıyı saniyeler içinde çevirin.

Ekran okuyucu dinlemeyi sevenler için

Google go arama çubuğu, kendi içinde yaptığınız aramalar sonucu çıkan sonuçlardaki sayfaları okur. Herhangi harici bir link veya tarayıcıdaki yazıyı okumaz. Aramanızı Google’un yeni arama çubuğundan yaparak sayfaya ulaşmaya çalışabilirsiniz.

Okumakta zorlandığınız bir yazının, örneğin gözünüz bozuksa veya okumaya mecaliniz yoksa, örneğin fotoğrafını çekin Google Lens sizin için okusun. Örneğin bu yazıyı yazarken bilgisayar ekranından fotoğraf çekerek, metni seçip okuma yeteneğini ilk elden hemen test ettim.

Google go uygulama marketinden indirmek için

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.google.android.apps.searchlite&hl=tr

İnternetten para kazanma olgusu ve internet kazançları

İnternet’ten para kazanma konusu özellikle yeni neslin üzerinde sıklıkla durduğu veya çoğunun hayalini kurduğu bir kazanç şekli. Özellikle Lgbt bireyleri yakından ilgilendiren konulara değinmeye özen gösterdiğim blog sitemde, bu defa LGBT arkadaşlarıma özellikle tavsiyem olan bu yazımda gelecekte kendilerine küçük bir alternatif olabilecek İnternet’ten para kazanma konusunu aktarmak isterim. Keza hem ülkemizde hemde dünyada yeni nesil LGBT, farkındalık açısından çok bilinçli. Bilinçli bir kitleden profesyonel sonuçlar beklemek de hiç anormal olmayacaktır. Keza görünürlük için her alanda bilinçli bir LGBT topluluğuna ihtiyaç var. LGBT neden internet sektöründe olmasın? Elbette aktaracağım bilgilerin cinsiyetle sınırlandırılması söz konusu olamaz ve herkese açıktır. Ancak blogumuzun içeriklerden ötürü özellikle Lgbt kitleye hitap ediyor olması bunun altını çizmem için küçük bir gerekçe. Keza ayrıca, her LGBT kendini özgür hissetmiyor ve veya bulunduğu ortam gereği kabuğuna sıkışmış veya kendini ifade etmekte sıkıntı yaşıyor olabilir. LGBT kesime biraz pozitif ayrımcılık yaptığım fikrine kapılabilirsiniz de, ancak haklı olabilirim, çünkü eşcinsel gençler kendilerini muhafazakar toplumlarda baskı altında hissedebilir. Bu baskı ise kişilerin yaratıcılığını ortaya çıkarmasına engel olabilir. İnternet sınırlarınızı bildiğiniz sürece özgür bir alandır ve İnternet’ten para kazanma olgusu gerçektir.

Bu yazımın özellikle bu durumda olan, üretmeye ve hayallerini gerçekleştirmek isteyen, İnternet kazançlarıyla alakalı bilgi almak isteyen, üretken (Özel Lgbt) gençlere, faydalı olmasını diliyorum ve konuyu fazla uzatmadan İnternet kazançlarına bağlamak istiyorum. Ha bu arada bu süreç uzun soluklu bir süreçtir. Kısa vadede bir şeylerin beklentisinde olmamanız gerektiğini de biliniz. Yazının devamını okumadan önce bilmek istersiniz diye belirtmek istedim. Keza bu süreç gibi, yazı da bir hayli uzun 👍

İnternet’ten para kazanma girişimi, bazılarının gerekli adımları atıp sonradan vazgeçtiği, yarım bıraktığı yada hiç başlamayıp sadece hayalini kurduğu faaliyetlerin kuramsal oluşumudur 😉 Felsefi bir giriş oldu 👍

Bu yüzden hayal kurmakla kalmayın bir an önce başlayın. Doğru veya mükemmel zamanlama diye bir ”an” bekliyorsanız öyle bir zaman yok! ‘O’ an şimdidir! Ayrıca şunu da bilin, kimse size nasıl yapıldığını tam olarak gösteremez! Madonna’ da aynısı söylüyor! Şarkılarından birinde geçen söz şu: What are you waiting for nobody’s gonna Show you how (Ne için bekliyorsun kimse sana nasıl yapılacağını göstermez) 🙂 Ve ne yapmanız gerektiğini nasıl yapmanız gerektiğini zamanla çok daha iyi anlayacaksınız ve bazı ayrıntılar anlatılabilecek türden şeyler değil, keza deneyimlemek gerekir. Ve her şeyin çok kısa bir sürede olmasını beklemeyin. Deneyim, üretim ve tabiki sabır en büyük yardımcınız olacak! Asıl mesele başlamak da değil. Bunu sürdürmek! Ve çalışmaktan, hiç vazgeçmemek! Elbette bi yerlerde çalışıyor ve zaten para kazanıyorsanız böyle bir şeye ihtiyacınız olmadığını düşünebilirsiniz. Zaten işinizi gücünüzü bırakıp sırf buna yoğunlaşırsınız direk iptal olursunuz. Öyle bir şey de önermiyoruz. Sadece minik minik çabalarla ve zamana yayarak varabileceğiniz basit bir hedeften bahsediyoruz bunu da ekleyelim 😉

+ ön bilgi

E tabi her şeye profesyonel başlamak isteyebilirsiniz de. İlk günden itibaren çok iyi bir blogunuzun olmasını da isteyebilirsiniz. Ancak, profesyonel veya yarı profesyonel olsa da bunun zaman ve emekten geçtiğini lütfen her zaman göz önünde bulundurun. Biraz araştırma yaptıktan sonra dilerseniz bir yazılım şirketiyle anlaşabilir kendinize eşsiz ve özgün bir blog sitesi de yaptırabilirsiniz. Tüm ihtiyaçlarınızı ve hayal ettiğiniz şeyin nasıl olması gerektiğiyle ilgili bilgiyi yazılım şirketine aktarmanız yeterli olacaktır. Veya yazının devamındaki en bilinen ücretsiz blog servislerinden bahsettiğimiz yazıya da bakabilirsiniz. Olasılıklar çok fazla. Bu yüzden yazımın çoğunluğu sıfır maliyetle neler yapabileceğinizi kapsayan türde bilgiler olacaktır. Elbette devasa miktarlar kazanmaktan da bahsetmeyeceğim. Ancak devasa rakamların da çalışmalarınız, bakış açınız veya yapacağınız yatırımlara orantılı olarak artmasının ihtimaller dahilinde olduğunu asla unutmayın. Günde 1 ekmek parası kazanmakla başlamak ilk hedefiniz olsun. Bakarsınız 2 ekmek olur 3 olur 4 olur… Üstelik sıfır maliyet 👂

1- Temel başlangıç: blog veya site oluşturma 

Süreç basitçe şöyledir:   Bilgisayarınız var mı ? İnternetiniz var mı ? öncelikle bunlar yeterli olacaktır. Aklınıza, bilginize güveniyor musunuz ? Güvenmiyorsanız da sorun yok zira İnternet’te kaynak çok Tavsiyem, uzmanı olduğunuz yada az çok bir şeyler bildiğiniz bir konuya odaklanmanızdan yanadır. Ya da araştırın, okuyun ve kendinize bir alan seçin, sonrasında kendi fikirleriniz elbette oluşacaktır. Söyleyecek bir şeyleriniz olacaktır, çünkü artık bilgi sahibisiniz. Araştırmacı olmak faydalı olacaktır. Bilgiye ulaşmanın tek yolu budur.

Buraya kadar geldik mi ? o halde işe koyulmak için gerekli malzemeler aklınızda kol geziyor demektir. Aklınızda gezenler elbette ki hakim olduğunuz bilgiden ibarettir. Taş, tuğla kum harç gerekmez. Hatta daha basit düşünün, tıpkı Instagram veya Twitter da bir içerik türüne yoğunlaştığınız bir sayfa kurmak gibi ama tam olarak değil çünkü bloglar çok daha geniş kapsamlı olabilir. Her şey zihinsel üretimden ve bilgi birikiminden geçer. Şimdi bu bilgileri insanlara yararlı olması açısından bir yerlerde toplamanız, ekleye ekleye çoğaltmanız ve paylaşmanız gerekiyor dimi ? Yani yazacaklarınızı, çektiğiniz fotoğrafları koyacağınız bir yer lazım. Hayır Facebook veya Instagram gibi değil. Onlar sosyal medya platformu oluyor ve seni neredeyse üretmekten geri koyuyor. Orada on binlerce takipçiye ulaşmanın modası da geçti. Hatta öyle bir hesabınız varsa daha da iyi, keza oluşturduğunuz blogunuzun reklamını çok takipçili hesaplarınızdan paylaşabilirsiniz. Oralarda harcadığınız vakitten vazgeçmek kulağa pek ilginç gelmiyor olabilir ama şunu da bilin. Bu dünyayı yapanlar değiştirir. Ve bir an önce yapın  O halde kendiniz için ücretsiz hizmet sunan onlarca blog servisinden birini seçebilirsiniz. Hangi blog servisinden başlamanız gerektiği konusunda kafanız karışıksa, bu yazıda kafanızı daha da çok karıştırabilirim 😀 https://stories.angelsturkiye.com/2018/12/hangi-blog-servisi-wordpress-blogger-tumblr.html

Hangi blog servisini seçeceğiniz konusunu da anlamamış olabilirsiniz. Çünkü bunu anlamak içinde deneyime ihtiyacınız olacak. Keza hiç dert etmeyin, içerikleriniz blog servislerinde güvende ve bunları birbirlerine aktarmak hiç mesele değil. Zamanla hangi platform ile ilerlemek istediğinize karar verdikten sonra tüm içeriğinizi tek bir yerde toplamak zor olmayacaktır.

İyi iş çıkarmaya özen gösterin çünkü burası sizin sanal eviniz ve bildiklerinizi paylaştığınız platformunuz olacak. Ve yakında o platform size gelir gelir getirmeye başlayabilir. Tasarım görsellik ve benzeri gibi tüm ayrıntılara zamanla hakim olacaksınız. Üstelik gecenizi gündüzünüzü buna harcamanıza gerek yok. Instagram Facebook gibi platformlarda ayırdığınız zamanlardan çalabilirsiniz. Hatta kitlenizi bu oluşturacağınız blogunuza bile baktırabilirsiniz:) Artık içerik üretimine başlayabilirsiniz. Yani yazmaya … Yazmayı seviyor olmak emin olun bir avantaj! Yazmayı seviyor olmak gerçekten önemli. Çünkü artık bir blog yazarı olacaksınız. Ve zaman geçtikçe emin olun kendinizi çok geliştireceksiniz. Öyle ki; Hedefleriniz değişebilir. Sizi para değil belki başarı da mutlu edebilir… kim bilir?

2- Blog yazarlığı gelişimi: Orijinal içerik ve trafik elde etme

Blog yazarlığının önemi sizce neden artıyor sanıyorsunuz? Çünkü internet denen bütünlük, yani arama motorları ve doğal olarak da insanlar, sürekli yeni ve ilginç içerik arayışında. Bir çok sitede blog yazarlığının popülaritesinden ve bu işte başarılı olmanın tüyolarından bahsediliyor. Ancak tüyolar yerine göre tüy gibidir, hiç bir işe yaramaz. Çünkü tüyoları uygulamak için bile yeterli bilgiye sahip olmak gerektiğini unutmayın. Yeterli bilgi sahibiyseniz tüyoları yüksek potansiyele çevirmek mümkün. Gözünüz korkmasın yazıyı okumaya devam edin.

İnternet ortamında bir çok yazarın yazılarını alıp birleştiren ve yeni bir yazıymış gibi gösteren ve izinsiz şekilde kendi bloglarında yayınlayan blog sahipleri mevcut.  Ancak merak etmeyin yazılarınızın kopyalanmasının artık neredeyse size bir zararı yok. Eskiden evet, bir açıdan dezavantajdı ancak Google ve benzeri arama motorlarının sürekli yeni algoritmalar geliştirmesi bu çalıntı yazı olayının büyük oranda önüne geçti diyebiliriz. Arama motorları yazıların ilk yayınlanma kaynağını fark edebilecek kadar iyiler! Klavye de tuşlara basışınız bile kontrol ediliyorken kopya içerik artık sadece vazgeçmeye meyilli olanlar içindir desek yeridir. Blog yazılarını satan kişiler bile mevcut. Bu kişiler kendi bloglarında yazdıkları gibi başka bloglarda da yazı yazıyorlar ve yazdıkları yazı bazında para kazanıyorlar. Yani bu kişilerin para kazanmak için sürekli yazıyor olmaları gerekir değil mi? Kendi blogunuz olmasa bile internetten kazanmanın farklı yolları hep olmuştur. Ancak bu yazımız özellikle kendi blogundan kendi içeriğinden ve emeğinden bir şeyler elde etmek isteyenler için ayrıntı vermektedir.
Tavsiye:

Ne yazacağınızı bilmiyorsanız, kopyalama yapmadan, yeniden yorumlayarak yazmak faydalı olabilir. Ancak çok benzeri olursa avantaj değil dezavantaj olabilir. Yazınızın faydalı olduğundan emin olun yeterli. Zaten olayın özü bu… Faydalı olmak! Keza blog yazmanın çok kolay bir şey olduğunu hiç sanmayın çünkü yazmadan önce konuya az çok hakim olmak gerçekten okunacak türden bir şey çıkarmak için size çok fayda sağlayacaktır. Cümlelerinizin konuyla alakalı bir biçimde gelişmesi, akıcı ve okuyucuyu koparmayacak nitelikte olması önemli kriterler arasında. Yazıyı düzenlemek ve dil bilgisi, noktalama gibi kurallara da uymak gerekir ve belli başlı yazınsal kriterler daima olacaktır. Bir editörünüz yoksa bu gibi yazım kurallarına ve yazı yazma yeteneğine de, zamanla ve sürekli yazarak hakim olacaksınız. Yani kendi editörünüz olacaksınız.. Sabretmekten vazgeçmeyin

Fiziksel ve somut çözüm: Başlar başlamaz profesyonellik gerektiği fikrini unutun. Bilgisayarınızın karşısına oturun ve oluşturduğunuz blogunuzda bilgilerinizi kendi kaleminizden yazılara ve sayfalara dökmeye, yazmaya başlayın. Emin olun yazı yazma beceriniz gittikçe güçlenecek yazdıkça daha çok şey öğreneceksiniz. Ve daha çok şey yazmak isteyeceksiniz. Zaten uzmanlaşmak çok zaman almayacaktır. Bu süre içinde de İnternet’ten para kazanmak gerçeğine daha çok yaklaşacaksınız. Unutmayın ki bilgi bilgiyi tetikler. Konular ve bilgiler bir birini tetikleyip üretkenliğiniz kendiliğinden artıracaktır.. Mademki İnternet’ten para kazanmayı da istiyorsunuz, vazgeçmeyin yeter zira en büyük hata vazgeçmek olacaktır. Ancak şu ‘para kazanma’ olayını uzunca bir müddet aklınızdan çıkarın! Yazılı veya görsel anlamda neyi ne kadar iyi, anlatabileceğinize, aktarabileceğinize odaklanın. Farz edinki İnstagram’da veya Facebookta güzel bir fotoğrafı iyi bir hikayeyle paylaşıyorsunuz. Gerisi hayal gücünüzde saklı.

Orijinal içerik üretimini anlamak.

Yazmış olmak için yazmayın. Gerçekten ilgi çekici bir şeyler yazabilirsiniz. Örneğin Medium isimli bir platformda kullanıcılardan öylesine ilginç konular geliyor ki, hatta okuyabilmek için premium bir hesap bile gerekiyor. Ancak ücretsiz bir hesapla kimlerin ne kadar yaratıcı olduğunu görebilecek kadar fikir edinebilirsiniz… Yazmaktan keyif almak inanın ki başka bir mesele.

Elbette  en uzmanı da bilir ki, İnternet’ten para kazanmanın yolu, öncelikle blogunuzda yazmaktan veya genel olarak iyi üretmekten geçer. Kişinin öncelikle, zamanla uzmanlaştığı veya uzmanlık alanı ile ilgili yazılar tercih etmesi gerektiğini de belirtmeye çalıştık. Bunun yanı sıra sitenin içeriği, tasarımı, ve tabi ne derecede içerik ile dolu olduğu da önemli unsurlardan. Tüm ayrıntılar ve benzeri diğer parametrelerin hepsi zamanla ve emeğinizle orantılı olarak gelişecektir. Hiç dert etmeyin, tasarım ve görsellik 1 kaç saat ve bir kaç gün hafta vs ile sınırlıyken içerik üretmek aylar ve yıllar alacak meseledir. Yani yazmak ve üretmek çok önemli. Üstelik kendi yazdığınız veya orijinal, eşi benzeri görülmemiş, başka bir yerde yayınlanmamış yazılar olmak zorunda. Bu arada kullanacağınız görseller kesinlikle lisans sorunu içermemeli. Yazılarınıza görsel gerekiyorsa şu sitelerdeki ücretsiz profesyonel görselleri değerlendirebilirsiniz. internetten_nasil_para_kazanilir.jpg Unsplash Pexel Bu 3 site neredeyse en iyileri ve her birine üye olarak sitenizin linkini ve sosyal medya hesaplarını ekleyebilirsiniz. Ve hatta kendi yaptığınız kaliteli görselleri yükleyebilirsiniz de. Özgünlük ve orijinallik için ayriyeten blogunuz üstünden gelir ele etmek için, bu tarz sitelerin görsel kaynaklarını kullanmanız şart. Zira görseller telif haklarını ihlal ettiği için Adsense sitenizi reddedebilir. Yazılarınız için muhteşem öne çıkan görselleri kendiniz de yapabilirseniz emin olun bu çok daha iyi ve daha çok ziyaretçi çekme de kilit unsurlardan biridir. Muhteşem görsellerle desteklenmiş orijinal ve ilginç yazılar çarpıcı başlıklar ile arama motorlarının dikkatini çekecektir

Orjinallik arama motorlarının dikkatini çeker

Arama motorları ve özellikle Google, kelime aramalarında son derece akıllı ve adil olmak için programlanmıştır ve sürekli geliştiriliyor ve her gün milyonlarca siteyi geziyor, ve bu sitelerin içinde ne olduğunu kendi veri tabanında saklıyor.  Google’ın siteleri gezme işine index’leme deniyor, yani Google sizin sitenize geldiğinde, sitenizde ne olduğuna dair bir liste hazırlıyor. Ve sanal dünyada neyin veya hangi bilginin nerede olduğunu çok iyi biliyor ve buna göre sıralama yapıyor. Google’ın sizin sitenize gelip, gitme olayının en önemli kısmı ise şu şekildedir:  Örneğin birisi, ”xyz xyz”  kelime öbeklerini arıyor ve sizinki veya sizinki gibi bu konuyla alakalı yazıların bulunduğu yüzlerce siteyi tarayarak sonuçları veriyor. Ancak tamda burada, Google kendi algoritmasına göre, konuyla en alakalı sonuçları, en üstten en alta göre sıralıyor ve bu sıralama şekli dönem dönem değişiklik gösterebiliyor. Burada hemen, bu aramalarda üst tarafta olmak ve Google tarafından referans gösterilmek gerektiği anlaşılıyor .

Ama Google sizi neden referans göstersin? İşin asıl kısmı da burada başlıyor ya! Yani sizin de anlayacağınız gibi; Ne yaparsınız da Google’ın dikkatini çekersiniz? Cevap ise çok basit. Özgün ve orijinal olun ve sadece yazın üretin ve görsellerle destekleyin, sabırlı olun, sonrasında bırakın Google görsün. İsteseniz de istemeseniz de Google sizi ziyarete gelecektir. Çünkü Google kişilerin kendi kalemlerinden bloglara dökülmüş güncel içerikleri (yazı, resim veya video da dahil )  çok sever ve bunlara öncelik verir. Ve gerektiği ölçüde sitenizi şımartır. Bu yüzden sitenizi sürekli yeni bilgi paylaşımları ve yazılarla güncel tutmaya özen gösterin. Bu güncel kalma kronolojisi illede her gün veya her hafta bir yazı yazmak demek değildir. Örneğin sadece 20 30 kadar makalenin bulunduğu ve 2 3 ayda bir güncellenmiş ama gerçekten faydalı ve iyi içeriklerin olduğu bloglar bile belli bir zaman sonra sürekli trafik almaya devam edecektir. Söz konusu içeriğin ve başlıkların sürekli arama alan türden konular olmasının, yani aranma hacminin yüksek olmasının bunda tabiki de etkisi olacaktır. Yani kabaca aranma hacmi yüksek olan 20 adet başlıkla bile sürekli ziyaretçi alan bir blog oluşturmanız kesinlikle mümkün. Bu durum yine çok para kazanacağınız anlamına gelmez. Ancak sürekli ziyaretçi gelmesi olasılıkların ışıklarıdır ve başarı yolunda bir adımdır ve çok az da olsa para kazanmanızı sağlayacaktır. Yukarıda da değindiğim gibi, günde 1 ekmek meselesi!

Google sadece arama sonuçlarını baz alarak sitenize gelmez elbette, belli zaman aralıkları içinde Google zaten sitenize güncel olsun veya olmasın defalarca gelip gitmiştir ve her gelip gitmesinde siteniz ile alakalı yeni bilgiler edinmiştir. Sonuç olarak sizin siteniz ile alakalı bir veri bankasını zaten oluşturmuştur. Yani Google aslında sitenizin elçisi ve yerine göre muhasebecisidir diyebiliriz de. Siteniz veya blogunuzla ilgili bildiklerini arama sonuçlarıyla kıyaslar ve kimin ne aradığına ve talebe göre en uygun siteyi sıralayarak sunar. Sizin siteniz de bu arama yapılan kelimelerde sık sık Google tarafından sıralamada gösteriliyorsa, İnternet’ten para kazanmaya hazırsınız demektir. Nasıl mı? İnternet’te yerli yabancı onlarca reklam şirketlerinin reklam bannerlarını kendi web sitenizde yayınlayarak elbette! Tüm dünyada en çok kullanılan ve talep edilen reklam şirketinin Google Adsense olduğunun altını çizmekte fayda var.

3- Adsense ile tanışın

adsense ile ne kadar kazanırım

Yukarıda bahsettiğimiz gibi 20 30 tane belli arılıklarla girilmiş özgün ve dişe dokunur başlıklar Adsense reklam platformuna başvurabilmeniz için yeterli olabilir. Sonra Adsense panelinizden süreci takip edebilirsiniz. Google Adsense onay süreci başlı başına bir konudur ve Adsense onayını almak sanıldığı kadar kolay değildir. Adsense reklamları yüksek kaliteli içeriklerin olduğu sitelerde genelde daha hızlı onaylanmaktadır. Bu süreçle alakalı çok daha fazla bilgiyi İnternet’ten araştırarak bulabilirsiniz. Adsense onay süreci çok parametreli bir süreçtir ve hakkında başlı başına bir yazı yazmam gerekir. Ancak maalesef bu çok da uzmanı olduğum bir konu değil. Keza bende Yeni bir Adsense kullanıcısıyım ve öğrenmem devam ediyor. Bu süreçle alakalı Adsense forumlarından veya daha uzman kişilerin önerilerini okuyun veya Adsense panelinizdeki uyarı ve tavsiyeleri netlikle anlamaya çalışın. Zira, reddedilme sebepleri, sitenizdeki en spesifik reddedilme sebebinin ne olduğunu açıklamayacaktır. Çünkü politika ihlalleri belirlenen ana başlıklardan bir tanesinin kapsamındadır.  Politikalara uymuyorsa genel bir uyarı çıkar ve ayrıntının ne olduğunu anlamak zaman alabilir. Şiddetle her ayrıntıyı çok iyi şekilde anlayarak okursanız problemi çözebilirsiniz. Adsense onay sürecini geçtiğinizi varsayalım ve konumuza devam edelim.

Adsense hesabınızdaki söz konusu siteniz onaylandıysa. Reklam kodlarını sitenizin görünen kısımlarına eklemeye başlayabilirsiniz. Bu reklamlar ile artık para kazanmaya başladınız demektir! Geriye kalan ziyaretçilerin dikkatini çekmek olacaktır. Herkes kendi cihazında kendi geçmiş arama sorgularına yönelik reklamları görecektir. Bu bazen değişiklik gösterebilir

Bu reklam yayınlama kodlarını alırken otomatik reklamlar seçeneği yeni başlayanlar için daha uygun olabilir. Zaman içerisinde Google ziyaretçi kitlenizi anlayacak ve bu otomatik reklamlarla en iyi sonucu almanız için uygun reklamları yayınlayacaktır.
  

Yayınlanan reklamlar ne kadar çok tıklama alırsa, o kadar da çok para kazanıyorsunuz demektir. Bu bağlamda tıklama oranları, görüntüleme başı maliyet ve benzeri onlarca faktör söz konusu ve tüm bu parametreleri Adsense panelinizden takip edebilir ve gerekirse bu işlerden iyi anlayan birinden yardım da alabilirsiniz. Özellikle başlangıç aşamasında, bu para kazanma olayını gözünüzde ne çok büyütün ne çok küçük görün. Çünkü binlerce ziyaretçiye ihtiyacınız olacak. Bu yüzden başlangıç aşamasında sadece kuruşlar söz konusu olabilir.

İnternet’ten para kazanma fikrine kısa sürede zengin olmak, ya da ben yazayım nasıl olsa kazanırım diye sadece para odaklı bir niyetle başlamanın çok yanlış olduğunu belirtelim. İşe başlamadan önce, elinizde ne var? Kimin dikkatini çekecek? Neden içeriğinizi kayda değer bulsunlar? Gibi soruların cevaplarını vererek bir ön hazırlık yapmak faydalı olacaktır.Ve sadece orijinal olun. Bu zaten yukarıda da bahsettiğimiz Adsense onay süreci için de önemli faktörlerden biridir.

4- Artık İnternet’ten para kazanıyorsunuz! 

Buraya kadar İnternet’ten para kazanmak konusuyla alakalı en gerekli bilgilerden bahsettik ve zaten bu aşamalara kadar olan kısmı tamamladıysanız zaten İnternet’ten para kazanıyorsunuz demektir. İnternet’ten para kazanma olayının, temel başlangıç ve para kazandıran kısmından bahsettiğimize göre konuyu burada tamamlamış sayılırız. Yani günde bir ekmek alabilecek kadar para kazandıran bir bütünü oluşturabildi iseniz, elbette daha fazlasını istersiniz. Neden olmasın? Günde 1 ekmek ile geçinmek günümüz koşullarında elbette mümkün değil. Yazının buradan sonrasında henüz deneyimlemediğimiz ve farklı kaynaklarda da bolca bilgi bulabileceğiniz başlıkları ele almaya ve öngörülerimi aktarmaya devam etmek isterim..

Daha profesyonel kazançlar nasıl sağlanır?

Elbette yazının başından beri vazgeçmediyseniz ve doğal olarak daha fazlasını isteyebilirsiniz. Ki bu en doğal hakkınız. Eminim ki yukarı da bahsettiğim temel profesyonelliğe de ulaşacaksınız. Ve bir sonraki adımınızı nasıl atacağınıza daha sağlıklı karar verebilirsiniz. Unutmayın bu sadece basit bir yan gelir. Gerçek işinizi bırakmanıza halen gerek yok 😉 Günde 3 4 tl kazanınca işi gücü bırakıp ta yazı yazayım falan diye düşünmeyin. Elbette olasılıklar ve bazı sırlar burada yazmayı akıl edemediklerimde saklı da olabilir 😉 ufak ufak ekleme yaparak devam etmeme izin verin.

Trafiğinizi ve gelirinizi arttırmak için SEO ile tanışın

internettten kazanmak için trafik arttırma

Blog sitenizde, yeni ve güncel konular yazmak, sitenize trafik çekmek için en önemli ve en gerekli icraattır. Ancak trafik çekmenin başka yöntemleri de var. Söz konusu yöntem olunca da, tek yöntem sadece yazı yazmak ve güncel içerik girmek değildir. Herkes sizin gibi düşündüğü ve İnternet’te yüz binlerce site olduğu için, son 10 yıldır tanıdık olduğumuz ”SEO” olgusu devreye giriyor.

Yazının devamında ise genel olarak web sitelerinin olmazsa olmazı olan seo çalışmaları ve son zamanlarda “yazarak kazanın” diye ortaya çıkan yeni iş modelinden bahsetmek istiyorum. Yazımızın yukarısında, Google’ın arama sorguları için kullandığı ve sürekli güncellenen özel bir algoritması olduğundan da bahsetmiştik. İşte hikayenin buraya kadar olan ve burada da bahsedeceğim kısmı tam da bu algoritma üzerine kurulu. Zira bütün seo çalışmaları, ve İnternet’ten para kazanma yöntemleri bu algoritmanın eleğinden geçer diyelim ve hemen konumuza dönelim.

Seo Nedir?

”Seo” Kelimesi  ”arama motoru optimizasyonu” anlamına gelen İngilizce kelimelerin baş harfleridir. (search engine optimization) E tabi dile kolay.

”Google” her sorduğunuza artık sesli olarak cevap verebilen, insanların aradıklarını bulmasını sağlayan yapay zekalı bir arama motorudur. Yani artık kim ne arıyorsa, Google, Bing, Yahoo, Yandex, Msn ve benzeri arama motorlarını kullanıyor.  İşte tamda burada hikayenin kendisi devreye giriyor. Yani Seo çalışmaları. Bu arama motorlarında fark edilmek için işimizi, ürünümüzü,  websitemizi veya bloğumuzu bu arama motorlarında ilk sıralara getirmek isteriz. İlk sıralara gelmek için uygulanan bir çok yöntem vardır. Bu yöntemlerin uygulanmasına Seo çalışması denir.

Seo çalışmaları yapmak için öncelikle içerik ve tasarım olarak bütünüyle tamamlanmış ve sürekli güncellenen bir bloğunuz veya bir web siteniz olması gerekir. Piyasada seo yapan onlarca program veya kişi bulmak söz konusu. Diğer İnternet sitelerinde sizden, ürününüzden veya hizmetlerinizden bahseden içerikler, linkler ve benzeri referans ve haber salınmasını sağlayan sizin için yapılan iyileştirme çalışmalarının hepsine birden Seo diyebiliriz. E tabi bu basit bir tanım olup, ileri düzey bir bilgi değil! Bunları yapan büyük şirketler olduğu gibi, kişisel olarak çalışan uzmanlarda mevcuttur. Veya tek başınıza yapmanız da olası elbette. Sonuçta seo: bazı yapılması gereken şeyler bütünüdür. Telepati veya telekinezi değildir 😉

Seo çalışmaları çerçevesinde pek çok yöntem bulunuyor. Bu yöntemlerin hepsine hakim olduğumuzu söyleyemeyiz de, ancak en önemli olanından, yazılı içerikten bahsedebiliriz. Çünkü Google için ‘içerik kraldır’ felsefesi geçerli. Temelde yazılı, güncel içerik yoksa, trafik alamaz ve yeteri kadar güçlü bir Seo çalışması da uygulanamaz…. Örneğin diyelim ki,  günde 1000 görüntüleme ve bir kaç reklam tıklaması için 3 4 TL para kazanma limitine ulaşmış bir blogunuz varsa, yapacağınız doğal bir seo çalışması ile 2000 görüntüleme elde etmek mümkün olamaz mı ? Elbette olur. Bu da, günde 3 4 TL den 6- 8 TL’ye terfi etmek anlamına gelebilir

Seo olgusunu daha iyi anlayarak kendi reklam alanını satan bir projeye dönüşüm

Seo’nun basit tanımına, fiziksel ve  basit düzeyde anlaşılır bir açıklama ile örnek vermek istiyorum. Bu örnek reklam süreçlerinin nasıl çalıştığını anlamanız için de gerekli olabilir.

Örneğin siz bir iş yeri açtınız. Her şeyiniz yerli yerinde ve yeni olduğunuz için sesinizi duyurmanız ve reklam yapmanız gerekir. Ne yaparsınız? Hemen reklam şirketleri vesaire gibi isminizi tanıtacak yerlerle temasa geçersiniz. Caddelerde billboard’larda reklamınız döner. Dış mekan reklamlarını çoğu yerde görüyoruz zaten. İnternet’te açtığınız site projeniz için de dış mekan reklamları kullanılabilir. Keza büyük sitelerin dış cephe reklamlarını görüyoruz da! İnsanların sitenize reklamlar sonucu ulaşıp ziyaretçi sayınızın artması tıpkı iş yerinizin reklamlar sonucu çalan telefonlarının artması gibi bir durumdur. Ancak fiziksel iş yerleri de artık sanal ortamda. Sanal ortam deyince reklamların da şekli şemalı değişiyor. Sonuç olarak fiziksel iş yeriniz için de, web siteniz için de, hem İnternet’te hem de sokaklarda reklam satın alabilirsiniz. Ancak dış mekan reklamlarının veya yüksek ziyaretçi çeken web sitelerinin reklam maliyetleri çok yüksektir. Oysaki Seo genelde düşük maliyetli veya belli bir ücret karşılığı yaptırdığınız veya yaptığınız bir hizmet türüdür ve arama motorlarında yapılan aramalarda görünürlüğünüzü arttırmak için yapılır. Bu doğal görünürlük, büyük bütçeli reklam maliyetlerinden kar elde etmek demektir. Hatta en akıllıca olan reklam türlerinden biri de diyebiliriz. Neden mi ? Kullanılan tekniklere, harcadığınız paraya ve yapılan çalışmanın kalitesine ve büyüklüğüne göre İnternet’te görülme olasılığınız Seo çalışması ile çok daha az maliyetli veya bedava olabileceği gibi çok daha kalıcı olabilir. Daha büyük ölçekli işletmeler seo ve direk reklamları kombine ederek kullanırlar. Ve böylece daha fazla reklam geliri elde ederler.

Şimdi yine örneklerle ilerleyelim. Reklam bazında düşünüce İnternet’te gezmek, sokaklarda gezmeye bazı açılardan benzeyebilir, çünkü çoğu İnternet sayfasında, görsel reklamlara denk geliriz. Sokaktaki dev bir reklam billboard’u reklamın içeriğine veya türüne göre daha etkili sonuçlar da verebilir. Ancak söz konusu İnternet ve Seo olduğunda durumlar çok farklıdır. Çünkü sizi görenlere hitap etmek ayrı bir durum, sizi yada ürününüzü arayanın size ulaşması apayrı bir durumdur. İnternet’te size ulaşılmasını direk reklam satın alarak sağlayabileceğiniz gibi Seo ile de sağlayabilirsiniz.

Hemen burada bir parantez açıp şunu hatırlatmak istiyorum. İnternet’ten önce, farklı ‘arama bulma’ yöntemleri kullanılırdı. Örneğin çilingir veya tesisatçı gerektiğinde, etrafta tanıdık birileri yada bir yerlerden elimize geçmiş bir kartvizit yoksa, firma rehberleri veya altın rehber gibi kitapçıklara başvururduk. Bir konuyu, birini veya farklı bilgi türlerini de kütüphanelerdeki yüzlerce ansiklopedilerden araştırırdık. Bütün kaynak ve bilgi fiziksel ortam ve yazılı belgelerde idi. Ancak günümüzde İnternet var ve neredeyse her şey orada bulunabiliyor. Yazılı kaynakların ne kadarı İnternet ortamındadır, net bir cevap yok! Lakin  ne kadar insanın İnternet ortamında olduğu ortalama olarak biliniyor. E hal böyle olunca İnternet ortamındaki bilgi akışı da birilerinin kontrolü altına giriyor ve kuralları onlar yazıyor. Örneğin Google Facebook Twitter ve benzeri diğer dev isimler başı çekiyor. (Yakın zamanda ülkemizin Twitterdan vergi alması ile alakalı bir haber bile gündeme gelmişti) Düşünün o kadar çok ki kazançları. Hani anlatmak istediğim çabalarınız sonucu iyi trafik alan bir blog sitesine dönüşebilirsiniz. Bu zaten sosyal medyada fenomen olan yüz binlerce takipçisi olan kişiler içinde geçerli değil mi ? Bu kişiler kitlelerine bahsettikleri reklamlardan iyi paralar kazanıyorlar. Sizde kendi blogunuzu reklam alanı satan bir projeye dönüştürebilirsiniz. O halde konuyu hemen bağlayalım.

Reklam Alanlarınızı Satın

internetten reklam satarak para kazanma

Google Adsense ile reklamlardan hatırı sayılır bir kazanç elde etmek için neredeyse on binlerce binlerce ziyaretçi almak gerektiğini herkes bilir. İster Adsense ister diğer reklam sağlayıcınız olsun, hepsi içinde durum aynı. Adsense vb reklam şirketlerinin koydukları belli ödeme limitleri söz konusu ve bu rakama ulaşamayan Adsense hesapları bile söz konusu. Ve bu hesapların blok yazarları bu anlamda sıklıkla hüsrana uğruyor olabilir. Asıl mesele bir blogun iyi trafik alıyor olmasına rağmen halen hayal edilen rakamlarda kazanç sağlayamaması. Bu maalesef tek kişiyle veya profesyonellerle temasa geçmeden kolay başarılacak bir durum değil.  Örneğin Google Adsense Reklamlarından Ayda 200 TL kazandıran ziyaretçi kitlesine ulaşmış biriyseniz, Bu ziyaretçi kitlesi için size bireysel olarak daha çok ödeyecek, kişiler ve benzeri diğer projelerin reklamlarını da verebilirsiniz. Yani Adsense reklamlarının döndüğü bölümlerden herhangi bir tanesinde diğer projenin reklamını yapacaksınız. Adsense hesabınız için herhangi bir sorun teşkil etmeyecektir. Reklam şirketleri veya markalar çok ziyaretçi alan bir siteye reklam vermek isteyecektir. Dilerseniz, belli bir şirketin veya markanın reklamını sitenizde yayınlayabilirsiniz. Bu şirketler sizinle doğrudan iletişime geçebilirler veya siz onlara, site analizleriniz ile teklif verebilirsiniz.

Yazılarınızı satın

Yazılarınız için para ödeyen şirketlere yazılarınızı satabilirsiniz.

Yazmak bu kadar önemliyken,  bu önemli olayı da bir sektör haline getiren siteler ve şirketler ortaya çıktı. ”Yazarak kazanın” kelime öbeklerine odaklı Seo çalışmaları bile yapılmış. Bu çok akıllıca bir yöntem elbette! Bu yöntem sayesinde Google’ın dikkatini çekmek için çok büyük ölçekte özgün ve orijinal içeriğe ulaşan bu firmalar, yazılar için yazarlara ne kadar ödüyor bilemiyoruz ama herkese hatırı sayılır ücretler ödeyeceklerini de sanmıyoruz. Yani iyi içerik üreten biriyseniz 30 40 50 ve belki daha fazla paralar kazanmak söz konusu. Bunun dışında iyi bir yazarsanız, sizden güncel ve orijinal içerik bekleyenler için sürekli yazıyorsanız, onlar için altın dokuduğunuzun farkına varın. Bu şirketler size yazı başına ödediklerinden çok daha fazlasını kazanma potansiyellerinin olduğunu bilen şirketlerdir.Ve bu işte iyi olan yazarlarına yazı başı iyi ödeme yapabilirler. Veya bazı şirketler yazarlarını kendi bünyelerinde çalıştırır.

Yazılarımız için iyi para ödeyen şirketler için yazmak yerine kendi blogumuzda neden yazmayalım sorusu geldiyse aklınıza, şöyle cevaplayalım; Çok büyük reklam geliri veya harici reklamlardan da gelir elde eden bu sitelerin veya şirketlerin, yazarlara ödediği ücretler kendi trafik hacimlerini göz önünde bulundurunca büyük kayıp değil, aksine daha büyük kazançtır. Yani yazarlarının yazdıkları içerikler, hali hazırdaki güçlerine güç katar ve ivme kazandırır. Oysaki tek bir yazarın bu yazıları kendi kişisel blogunda bu derece yüksek kazançlara dönüştürebilme olasılığı daha düşüktür. Yani 700 kelimelik tek bir yazınızı satarak, örneğin, 30, 40 veya 50 TL gibi rakamı mı tercih edersiniz, yoksa bu tek yazının kendi blogunuzda olsaydı yazının tüm yılda size 30 40 50 tl kazandırmasını mı tercih edersiniz? Tabi bunlar sadece varsayımlardır ve pratikte tamamen değişiklik gösterebilir. E tabi günde bunun gibi 2 yazı yazan birisi de doğal olarak 20 30 tl yerine 40 60 tl arası kazanacaktır.

Lakin yine de söz konusu içeriklerinizi, kendi blogunuzda mı yayınlamalısınız, yoksa başka güçlü bloglara mı satmalısınız konusu biraz muamma! Yazınız için size 30 40 TL ödüyorlarsa zaten bu sizin hali hazırdaki potansiyelinizin iyi olduğu anlamına gelmez mi ? Hem kendi blogunuzda hem başka bloglarda yazarak da devam edebilirsiniz. Bu tabiki daha çok zamana ihtiyacınız olduğu anlamına da gelecektir.

Youtube ile para kazanmak mı ilginizi çekiyor?

Youtube bildiğiniz üzere, yazıların deryasında kaybolmaktan hoşlanmayanlar için, videoların zor dünyasında şansını denemek isteyenler veya tesadüfen kolaylıkla da olsa iyi paralar kazanabileceğiniz bir gelir kapısı. Konuyla ilgili maalesef bloglar kadar derin bilgim yok ancak alttaki yazıda özellikle youtube ile para kazanmak isteyenler için ayrıntılı bir yazı