Artırılmış gerçeklik nedir/ 3D odalarda sohbet

Artırılmış gerçeklik nedir?

Artırılmış gerçeklik, öncelikle gerçek dünyanın bilgisayar ortamına birebir aktarılmasıyla oluştu. Örneğin Google haritalar sokak görünümü (yani street view) bir artırılmış gerçeklik ortamıdır ve temel görevi sadece sokak görüntüsünü kullanıcıya iletmektir. Ancak artırılmış gerçeklik teknolojisi gerçek dünyayı yine bilgisayar ortamında oluşturulan ilginç nesnelerle birleştiren ve aslında böyle yaparak eğlenceli hale getiren bir yazılım teknolojisidir. Zaten ilginç şeyler yoksa ne anlamı var ki? Tek başına dünyayı resmetmek, yani bilgisayar ortamına taşımanın ne anlamı olabilir? Bizler artırılmış gerçeklik ortamına sığamayacak kadar artırılmış bir gerçeklikte yaşıyoruz. Artırılmış gerçeklik ortamlarının, gerçek bir dünya kadar etkileşimli olması neredeyse imkansız. En mantıklısı ise ancak savaş oyunları ve benzeri aparatlarla interaktif olan oyunları deneyimlemek olabilir.

Örneğin sanal gerçeklik ortamında belki birileri gerçek bir savaş alanını resmetmiş olabilir. Kıran kırana kılıç kalkan savaşının gerçekte tam ortasında olmak hiç cazip değil ama sanal olarak orada olmayı deneyimlemek cazip gelebilir. Eğlenceli olan kısmı da zaten budur. Onun dışında gerçek dünyayı birebir ve eş zamanlı olarak artırılmış gerçeklik ortamına nakşetmek sanırım şimdilik 100 yıl ötede bir gerçekten öteye gidemez. Artırılmış gerçekliğin bize, günümüzdeki hali fazlasıyla yeter ve artar bile. Üç beş sene önce hayatımıza giren Pokemon Go artırılmış gerçeklik üstüne kurgunlanmış bir oyundu ve artırılmış gerçekliğe iyi bir örnektir.

AngelsTurkiye’nin arttırılmış gerçeklik ve 3D odaları

3 boyutlu odaların nasıl olduğunu merak ederseniz, üye olmanız gerekmeden en alttaki linkten söz konusu sayfaya gidebilirsiniz. 3 boyutlu sanal gay arkadaşlık odaları, yeni nesil bir özellik olup yazılım firmamız tarafından özenle hazırlanmış eşsiz bir yazılım mühendisliği örneğidir. Birbirinden farklı bu odaların hepsinde kullanıcılarla etkileşime geçebilir ve muhteşem bir sanal deneyim yaşayabilirsiniz. 3 boyutlu gay sohbet ortamında, örneğin hoverboard odasına girdiğinizde karşınıza uçan kay kay Hover Board’u deneyebileceğiniz 3 boyutlu oda açılır.

Burada diğer kullanıcılarla yarışabilirsiniz. Dilerseniz sağ alttan diğer 3 boyutlu odalara girebilirsiniz. 3 boyutlu odalarda birini görürseniz sanal dünyada kendi oluşturduğu avatarıyla dolaşan birileri olabilir… Her odanın kullanıcısı farklıdır. Tüm odalara bakabilirsiniz… Çok romantik odalar da var 😉 Mutlaka hepsine bakın deriz. Örneğin 3boyutlu sinema odasında izin verilen herhangi bir Youtube videosunu ekleyebilirsiniz. Eğer oda kalabalıksa herkes senin eklediğin videoyu görecek. Bunu yapabilmek için ekrana yaklaşmanız yeterli. Ekrana yaklaştığında o an devam eden videoyu değiştirebileceğin bir link paneli açılır. Partnerine dinletmek veya izletmek istediğin bir klibin linkini Youtube’dan kopyala yapıştır. Artık show senin, seçtiğin klip ile kendini özgürce ifade et! Oradaki herkes seni görsün. (videoların izin verilmiş video olması gerekir veya hata giderilmediyse bu özellik şu aşamada çalışmayabilir)

Artırılmış gerçeklik ile sokakta sohbet

Augmented Reality ile sokak konumunu paylaş ve sokağında sohbet et. Özellikle son 6 7 yıldan buyana ciddi bir şekilde geliştirilen AR ileri düzey bir yazılım teknolojisidir ve sürekli geliştirilmeye devam ediyor. AR teknolojileri çeşitlilik gösterir ve bazıları farklı aparatlar gerektirebilir ve bu ortamların yazılım teknolojisi ve veya platformları farklılık gösterir. AngelsTurkiye, Google haritaların artırılmış gerçeklik ortamı olan sokak görünümü (street view) teknolojisine tam entegre çalışır. Daha da ilginç olanı ise, burada kendi oluşturduğunuz avatarınızla görünmenize olanak tanır. Sistem konumunuzu genellikle otomatik olarak rastgele tespit etse de, haritalardan konumuzu değiştirebilir ve dünyanın farklı yerlerindeki insanlarla sohbet edebilirsiniz. Ayriyeten sanal dünya veya artırılmış gerçeklik odalarının nasıl göründüğünü merak ediyorsanız şu videoya bir bakın.

3 boyutlu eğlenceli odalar

Avatarınla bambaşka bir sen tasarla ve istediğin gibi görün. Gizlilikten yana endişeniz olmasın! İnsanlarla tanışmanın yollarından biri de sanal bir yüz ile sanal ortamda görüşmektir. Sistemdeki hazır avatarlardan birini seçebilir veya dilerseniz herhangi bir yüz fotoğrafınızı yükleyebilir ve sanal odalarda kendi oluşturduğunuz avatarınızla dolaşabilirsiniz. Belki aradığın aşkı bir mehtap turunda bulabilirsin. 3D dünyada eğlenebileceğin farklı odalar mevcut. Gecenin karanlığında burayı keşfetmek çok ilginç olabilir… Belki eğlenceli birileriyle tanışabilirsin. Birbirinizi fark etmeniz zor olmayacaktır.

3 boyutlu odalar

Satranç oynamayı sever misin ? Peki iddalı mısın? Böylesini hiç görmedin çünkü bu dev satranç. Ayrıca birbirinden eğlenceli 4 farklı oyun modülü ile dilersen tek başına sisteme karşı veya dilersen odadaki biriyle karşılıklı oyna. Hiç kimse yoksa direk davet linki yolla. Üye olmayan kişilerle oynayabilirsin 🙂 Tüm özellikler tamamen ücretsiz. Alttaki görsellere bir göz at

Satranç odası

via GIPHY

Artırılmış gerçeklik ortamında yakısıkşı biriyle satranç oynama fikri fena değil gibi 🙂 şans işte diye… Belki sapyoseksüel birisin veya demiseksüel… kimbilir. Al işte gir adamın zihnine aşık ol 🙂 Lütfen yanlış anlaşılma olmasın bu aslında basit ve belki trajik bir dokundurma. Yenerim yenilirim diyorsan veya yenmek yenilmek için burada birileri yoksa… Şansını değerlendirmek için herhangi birine sadece oyunun linkini atman yeterli hemen karşılıklı bir satranç turnuvası başlat herhangi birine atarak ve üye olmasına gerek kalmadan ikinizde satranca başlayabilirsin 🙂 https://www.angelsturkiye.com/3d/e8sc1

Artırılmış gerçeklik


3 boyutlu odalar

Kuzey kutbu ? Aurora borealis mi ? Nasıl yani?

Kuzey kutbunda ne işin var ki zaten? Gitsen gitsen buradan gidersin diye 🙂 Bizi zaten olsa olsa bahtsız diye kutup ayısı falan diye 🙂

via GIPHY

Galerilere giriş Galerilere resim yükleyebilirsin. Biz bir kaçtane yükledik 😉

via GIPHY

Artırılmış gerçeklik, öncelikle gerçek dünyanın bilgisayar ortamına birebir aktarılmasıyla oluştu. Örneğin Google haritalar sokak görünümü
3 boyutlu odalar avatar seçimi

Örneğin satranç odasında gösterildiği gibi kendi yüzünü nasıl ekleyebileceğin detaylarına bir bakabilirsin. Yüzünü değiştirmek için yukarıdaki ekranda olman gerekir

Sokakta sohbet! Teorik olarak dünyanın herhangi bir yerinde sohbet edebiliyorsun falan. Şey gibi… Google earth’desin ve insanlar var orada. Onlarla sohbet edebiliyorsun. Gün gelip holografik yansımalarımızı da görürürüz belki belli mi olur 😉 Şimdilik yüz fotoğrafınızı seçtiğiniz bedene entegre edebiliyorsunuz. Örnek alttaki youtube videosunda

3 boyutlu sinema salonu

Niye hep bu bikinili kız onu bilmiyorum 🙂 Ama bunu değiştirebiliyorusunz

via GIPHY

3 boyutlu mehtap turu nasıl olur diyorsan o da burada

via GIPHY

Sokakta sohbet diğer kareler

Taksim meydanı sokakta sohbet
artırılmış gerçeklik
artırılmış gerçeklik
3 boyutlu odalar
Artırılmış gerçeklik
artırılmış gerçeklik
Artırılmış gerçeklik
3 boyutlu odalar

Diğer tüm 3 boyutlu oyun ve odaları kendin keşfedebilirsin

Tabletler ve tablet bilgisayarlar birbirinden ne kadar farklı?

Gelişen teknoloji, insanları şaşırta dursun IOS (i-pad) ve Android geliştikçe, elektronik mağazalarında daha gelişmiş tabletler raflarda yer aldı. Peki tablet bilgisayarlara ne oldu? Tablet bilgisayar nedir? 

Tabletler ve tablet bilgisayarlar İnternette keyifle sörf yapmak için biçilmiş kaftanlardır. Bilgisayarlarda gezilmediğinden değil, tabletlerin bilgisayarlara göre daha pratik, daha hafif ve daha taşınabilir olmasıyla alakalı bir durum bu. E tabi taşınabilir bilgisayarlara göre daha uzun süren pil ömürleri de cabası. Facebook Twitter İnstagram ve diğer yüzbinlerce web sitesi ve bir çok uygulamanın tablet versiyonlarını görmek mümkün.
Akıllı telefonlarda da olduğu gibi, en iyisi hangisi diye bir soru ister istemez tarih oldu çünkü tabletler ve tablet bilgisayarların hepsi günümüzde bir birinden güçlü donanımlara sahip.

E tabi ismi cismi belli olmayan su’dan ucuza tabletlerde var piyasada. Ancak elinizde yeterince güçlü bir akıllı telefon varsa tablete neden ihtiyaç duyasınız ki? Akıllı telefonlar ne kadar büyük olursa olsun, bir tabletin görece dev ekranında sosyal medya kanallarında veya İnternet’te gezmek, onlarca uygulama ile eğlenmek, telefona kıyasen daha zevkli. Uygulama marketlerindeki onlarca 3 boyutlu oyunu tablette oynamak ta ayrı bir zevk. Film arşivinizdeki filmleri veya Youtube videolarını telefondan izlemek fena değil, ancak büyük ekranlı bir tablette hem filmleri hem Youtube videolarını izlemenin daha göz doyurucu olduğu da bir gerçek. E tabi bir televizyon ekranında izlemekle bir tutmamak gerekir, keza televizyonu da sinema perdesinin büyüklüğüyle kıyaslamıyoruz değil mi 🙂

Günümüzde diz üstü bilgisayarlar da tabletler kadar taşınabilir ve hafif. Ancak bir touchpad (mouse) ve klavye gereksinimi, ister istemez tablete göre taşınabilirliği zorlaştırıyor. Zaman içinde çıkacak ince ve faklı tasarımlar durumu değiştirebilir ancak şimdilik tabletler taşınabilirlik açısından önde. Tabletleri de mouse ve klavye ile kullanabilirsiniz ama buna çoğunlukla gerek kalmıyor.

Tabletler ve tablet bilgisayarlar arasındaki fark ne?

Tabletler ve tablet bilgisayarlar

Şimdi birde şu noktaya değinelim. Tabletler gerçekten bilgisayar mıdır? En azından alışık olduğumuz, çoğumuzun evinde olan diz üstü veya masa üstü cihazlar gibi bir deneyim sunabilir mi ? Bu sorunun cevabı hem evet hem hayır. Çünkü artık devir, uygulamaların devri, hangi cihazda olduğunuz değil hangi uygulamayı kullandığınızda önemlidir. Ancak bilgisayar deyince akla gelen, içinde bir Windows işletim sisteminin olduğu her şeye kadir makineler geliyor insanın aklına.

Hiç bir tablet, şu an için Windows’lu bir bilgisayar kadar işlevsel bir kullanım sunmuyor. Masaüstü bilgisayarlarda oynamaya alışık olduğumuz devasa yer tutan ve yüksek grafik yongası gerektiren oyunları en iyi tabletlerde bile oynamak şimdilik mümkün değil. Fakat bu durum da her an değişebilir. Örneğin, hem tablet hem gerçek bir dizüstü bilgisayarının performansını sunan Windows tabletler var artık.  Ve piyasaya gireli çok uzun bir süre geçti. Tablet piyasasını alt üst etmesi bekleniyordu çünkü her donanıma uyum sağlayan bu yazılım, satın aldığınız modele göre, sadace tablet, veya hem tablet hemde bilgisayar olarak kullanılabiliyor.

Microsoft, Türkiye de ve dünyada Microsoft Surface Modelini piyasaya sürdü. bir kaç farklı modelden oluşan bu cihaz serisi, hem tabletçilere hitap ediyor hemde bir dizüstünün performansını da istiyorum diyenlere hitap ediyor. Ancak tabletlere göre daha pahalı ve aslında bilmeniz gereken çok detay var. Tablet almayı planlıyorsanız Windows’lu tabletlere de göz atmayı unutmayın. Ancak bildiğiniz üzere 2020’de I-PAD Veya Androidli tabletler kadar popüler olan bir windows tablet yok. Evet, windows bir tablete dönüştü ama bir tabletin işlevselliğinde veya basitliğinde bir tablet modeli çıkaramadı ve bildiğimiz masaüstü windowsların taşınabilir halinden neredeyse hiç farkı yok , I-Pad ve Android tabletlere kıyasen Windows tabletler neden başarılı olamadı? Bir tablet ve bilgisayar arasındaki fark ve Windows’un hybrid modelleri hakkında ayrıntılı bilgi bu yazıda https://stories.angelsturkiye.com/2019/05/i-pad-ve-android-tabletlere-kiyasen-windows-tabletler-ne-durumda/

En popüler sosyal medya platformu Facebook

En popüler sosyal medya platformu Facebook, insanların başka insanlarla iletişim kurmasını ve bilgi alışverişi yapmasını amaçlayan bir sosyal ağ. 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi 2006 devresi öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan Facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu

En popüler sosyal medya platformu Facebook nasıl bu hale geldi?

Facebook Instagram vs gibi dev isimler yazılım sektörünün geleceğini şekillendirdiği gibi donanım sektörünün de geleceğini şekillendiriyor. Tüm cihazlarda çalışabilen farklı Facebook sürümleri derken bir de baktınız ki en popüler sosyal medya platformu Facebook neredeyse her platformda kullanmak zorunda olduğunuz varsayılan bir uygulama. Popüler olmasını sağlayanda zaten bir nebze bu oldu. Zorunlu diyorum çünkü Facebook artık çoğu cihazda varsayılan uygulama olarak karşımıza çıkıyor ve dilerseniz uygulamayı etkisizleştirebiliyorsunuz ancak kökünden kaldırmak bazı cihazlarda mümkün değil. Cihazlarınızda varsayılan olarak gelen bu uygulamayı root işlemi yaparak kaldırabilirsiniz. Ancak bu durum 2020’de kullandığınız cihaza göre değişiklik gösterebiliyor. Örneğin Facebook uygulaması bazı cihazlarda varsayılan olarak gelmeyebiliyor.

Yazılım ucu bucağı olmayan bir sektör. Doğal olarak Facebook olmak bu sektörde en iyi olmayı gerektiriyor. Ve diğer iyi olanlar da buna dahil tabiki. Nasıl ki telefonlarımız uygulamalarla çalışan cihazlar ise buna benzer olarak PSP veya Nintendo, veya benzeri diğer mobil oyun cihazları da aslında aynı şey. Ne demek istiyorum? Mobil cihazlarda sürekli oyun oynayanlar için sıradan bir telefon asla yeterli değildir. Ve sadece oyun oynanan cihazlar bu kişiler için muhteşem alternatifler sunuyor. Bunların bazıları Android tabanlı bazıları ise firmanın kendi akıllı yazılımı ile sunuluyor. Örnegin PSP kendi yazılımını kullanıyor. Ancak çok az insan kullandığı cihazın yazılımsal düzeyde ne olduğu bilgisine hakim. Herkesin de hakim olmasını beklemek doğru olmaz hatta gereksiz. Çünkü büyük bir çoğunluğumuz bu uygulamaların veya cihazların işletim sisteminden ziyade bize sunduklarından en iyi şekilde yararlanmaya çalışırız. Ama asıl konum olan bu cihazların neredeyse hepsinde olan veya hepsine entegre olabilen Facebook.

En popüler sosyal medya platformu Facebook bir arkadaşlık sitesi mi?

Facebook… Dünyanın en büyük arkadaşlık sitesidir dersek hiç yanlış olmaz. Ama o kadar büyük bir kitleye hitap ediyor ve o kadar çok ayrıntısı var ki sıradan bir arkadaşlık sitesi olmaktan çok öteye gitmiş. Ve gittikçe de gelişmeye devam ediyor. Arkasında yatan programlama şekli son derece komplike ve durmak bilmeyen çok uzun bir çabanın ürünü. Basit bir arkadaşlık veya çöpçatan sitesi özelliklerini de içinde barındıran devasa bir sanal ortam. O yüzden O Facebook oldu ve her platformda karşımıza çıkması çok normal. Windows telefonlar, Windows tabletler, Android tabletler ve hatta yukarıdaki paragrafta da bahsettiğim bazı oyun cihazlarında ve hatta akıllı bir platforma sahip olmayan cihazlarda bile Facebook’u görmek mümkün. Yani akıllı işletim sistemi olmayan en alt segment cihazlarda bile basit arayüzlü ve küçük bir Facebook versiyonu bulmak mümkün.

İletişim şeklimiz Facebook ve benzeri uygulamalarla şekil aldı

En popüler sosyal medya platformu Facebook

Eskiden yakın çevremizle haberleşmenin şekliyle şimdiki yakın çevremizle haberleşme şeklinin aynı olmadığı son derece aşikar. Haberleşmek, eskiden özel bir iletişim şekli idi, ve mobil telefonların ilk haliyle metin mesajı göndermek bir mucize gibiydi 😅 Günümüzde İnternet ortamında paylaşabildiklerimizin sınırı yok. Zira mesaj yazıp birine ulaştırmak istenirse sadece bir kaç saniyeden ibaret. Ancak artık Kimsenin kimseye doğru düzgün mesaj yazdığı yok denecek kadar azaldı…. Mesaj ile çevrim içi sohbeti ayrı kavramlar olarak değerlendiriniz lütfen. Çünkü standart sms artık eskisi kadar popüler değil. Ayrıca İnstagram ve Whatsapp uygulamalarının da sahibi olan Facebook günümüzde temel iletişimde sektörde tekel değil ama tekelden farkı var mı diye size sorsam ne derdiniz? Bir yorumunuz varsa lütfen iletmekten çekinmeyin. Ayrıca yazımın tam da bu aşamasında Whatsapp ve mavi tik işareti ile ilişkiler arası parametreleri değerlendirdiğim şu yazıya da bakabilirsiniz. https://stories.angelsturkiye.com/2020/03/whatsapp-mavi-tik-isareti-ve-iliskiler/

Geleneksel iletişim teknikleri tarihe karıştı

”Eskidendi” dediğimiz zamanlara gitsek ve bu haberleşme şeklinin eskiden olduğu gibi habercilerle yapıldığını düşünsek! Mektuplaşma yani. Bir kağıda yazarsınız, haberciye verirsiniz oda mesajı gönderdiğiniz kimse ona götürse… Söz konusu mesafeye göre değişen sürelerde teslim edilen mesajlarda cabası; Birde karşıdan gelecek cevabı beklemek. Zira o kadar şairane bulurum ki eskilerdeki haberleşme şeklini… E tabi çok daha geçmişe gittikçe iletişimin şekli de değişiyor. Güvercinlerden dumanla haberleşmeye kadar 🙂

Günümüze dönüp iletişimin temeline bakacak olursak, elbette bu sadece Facebook ile değil temelde İnternet ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle alakalı. Teknolojinin bu denli gelişmiş olduğu günümüzde Facebook haricinde bizi yakın veya 2.derece yakın çevremizle bu derece entegre eden ve iletişimde kalmamızı sağlayan kaç site var? 2020 itibariyle bir çok uygulama söz konusu elbette. Ancak hiçbiri Facebook kadar popüler değil… Facebook artık sadece arkadaş veya arkadaşın arkadaşı değil, eş, dost, akrabalarında iç içe girdiği bir sosyal çevre altyapısı sunan devasa bir ağ. Herkesin akıllı telefonlarıyla ellerinden düşürmediği bir iletişim kanalı olmuş durumda. Akıllı telefonu olup da Facebook kullanmayanın sebebi vardır elbette.

Facebook ile yakın mıyız uzak mı?

Çevremde yakınım dediklerimle yakın mıyım, yoksa aslında uzak mıyım bilemedim. İnsanlarla aramı iyi tutayım ve hal hatır sorayım diye mi var Facebook? Hani artık herkes herkesi ekliyor ama kimse kimseye bir şey yazmıyor veya bazı kişilerden haber almamayı bile tercih edebiliyorsunuz. İletişimin gidişatını belirleyen Facebook’ta karşılıklı ekleştiğimiz herkesin halini hatırını sormasak da, orada bir köy var uzakta hesabı dostlarımızı sadece görmek bile yetebiliyor. E tabi hiç görmemekten iyidir. Hani temel görevi insanları iletişimde tutmak. Ama iletişimde kaldığımız kişiler, örneğin beni ekleyen amcamın yıllarca görmediğim ve şimdi koca adam olmuş oğlu veya kızı değil.

Temel iletişim bazında bakacak olursak, Facebook’un sunduğu en güzel şeylerin başında, son derece sağlıklı bir ileti gönderme, sınırlama, sınıflandırma, belli listelere gönderebilme, belli kişilerden gizleyebilme ve belli kişilere gösterebilmek gibi kabiliyetleri geliyor. Örneğin, arkadaşlık listenizde olan sevdiğiniz birinin doğum günü için ondan habersiz bir doğum günü planı yapmak isterseniz ve Facebook hesabınızda yaklaşık 1000 arkadaşınız varsa, bunu açık olarak paylaşıp, sürpriz yapmak istediğiniz kişi haricinde, aynı anda bir sürü kişi ile paylaşarak yapacağınız sürpriz için organize olabilirsiniz.

Kaçamak Facebook hesapları

Her ne yaptığınızın bilinmesini istemediğiniz diğer kaçamakları da saklamak istiyorsanız tamamen buna özgü bir çevre oluşturmak mümkün. Zira bazılarımızın, kimilerinin tabiri ile ”Fake Facebook” hesabı dediği Facebook hesapları açmasının sebebi de bu. Çünkü herkes ufak tefek kaçamak için kendi Facebook hesabıyla stratejik ayrıntılara girip kendini riske atmak istemez elbette 🙂 Bu yüzden günümüzde çoğu kişinin ikinci bir Facebook hesabı var. Düşünsenize bütün akrabalarınızın ekli olduğu bir Facebok hesabınız var… Evli veya bekarsınız da… Partner arayış mesajları veya partner arayış gruplarına girdiniz. Aynı anda yüzlerce kişiye bildirim gidecek 🙂 Bunu istemezsiniz herhalde 🙂 Bunu istemeyen bu kişilerdenseniz sizinde ikinci bir Facebook hesabınız mutlaka vardır 🙂

En popüler sosyal medya platformu Facebook reklam platformuna dönüştü

Kim, kiminle, nerede, ne yapmış, kim kimin resmine yorum yapmış vs, bütün olanı biteni anında bilgilendiren ve bunu milyarlarca kullanıcısına sağlıklı bir şekilde iletebilen ve her cihaza entegre olan Facebook, zamanla da milyarlarca kullanıcıya ulaştı. Facebook günümüzde o kadar popüler ki, kullanıcıları için artık vazgeçilmez durumda. Öyle ki, neredeyse Sosyal CV olmuş. Yeni tanışıp da ”Facebook hesabın var mı” diye sormak bile artık adetten. Sosyal hayatta tanışan iki insan birbirlerini Facebook hesaplarıyla ekliyor ve iletişimlerinin geri kalanlarını bu şekilde sürdürüp, birbirleri hakkında daha çok fikir sahibi oluyorlar. Veya Facebook aracılığıyla tanışıp, dışarıda sosyalleşerek daha iyi tanışıyorlar. Sanal bir dünya haline gelen Facebook oluşturduğu kitle ile Google ve rakiplerine kafa tutacak kadar büyük bir kitleye sahip ve reklam vermek isteyenler için de son derece etkili bir platform.

Facebook yöneticileri revaçta

Kullanım açısından, derin temelleri olan özellikler barındıran Facebook’u iyi kullanan uzmanlar aranıyor. İyi kullanıldığında, sunduğu özellikler ile, çok büyük kitlelere ulaşmanıza imkan sağlıyor ve Facebook bunu sonuna kadar destekliyor. E tabi söz konusu reklam olunca bu kitleye ödediğiniz limitlerle sınırlısınız. Facebook ile ayrıca websitelerine entegre olabilen uygulamalar oluşturabilir, sayfalar ve gruplar kurabilir, istatistikleri görebilir ve reklam hesabınızla kampanyalarınızı ve buna yönelik istatistikleri görebilir ve reklamlarınızı yönetebilirsiniz. Elbette bütün bu ayrıntılar dile kolay. Çünkü sunulan bu özelliklerin hepsi doğal olarak belli bir kullanıcı arayüzüne sahip ve Facebook, artık son derece uzman olmayı gerektirecek ayrıntılara büründü. Bu yüzden, günümüzde, reklam sektöründe, bir reklamcının Facebook ile işi çoktur. Hatta bir çok reklamcının reklam yükünü alacak kadar etkili. E tabi akıllıca kullanmak için artık Facebook yönetimi konusunda gerçekten uzman kişiler talep görüyor diyebiliriz.

Facebook öylesine dev ve güçlü bir hale geldi ki, artık teknolojinin kendisini değiştirecek projelere imza atıyor. Bunun en somut örneklerinden biriside yakın zamanda haber kanallarına konu olan, insanların düşüncelerini okuyabilecek bir cihaz ve yazılım teknolojisi üstünde çalıştığıydı. Dilerseniz alttaki linkte bununla alakalı bilgilendirme yazısına göz atabilirsinz. Öte yandan eklediğim mini videoda moderatör

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39640782

https://www.cnbc.com/2019/09/24/facebook-bought-instagram-because-it-was-scared-of-twitter-and-google.html

Robotların ruhu var mı? Kuantuma kalmış olabilir miyiz?

Robotların ruhuyla mı yaşıyoruz? Robotlara ruh kodlamak mümkün mü ?

Robotların ruhu var mı? Bu yazıda genel anlamda bildiğimiz ruh kelimesini değil, robotlara kısmen ruh katan yazılım ve donanımın bileşeninden bahsedeceğiz. Robot nedir? İnsansı metal parçalar mı yoksa onu oluşturan yazılım mı? Peki ya mutfak robotu nedir? İnsana benzemediği halde robot deniyor da! Ama o durum biraz fazla istisna değil mi? Margarin’e sana yağ demek gibi bir şey oluyor. Genel olarak robot deyince beklentimiz insansı robotlardan yana oluyor. Bizim yerimize geçmeye aday değilse o zaman robot sayılıyor mu bizim için? Sanırım pek değil.

Tüm elektronik cihazlar robot mu?

Robotların ruhu var mı başlıklı bu yazımı, elimizdeki telefonlardan tutunda evdeki basit kaset veya CD çalarların bile kısmen robot olduğunu söylemek için yazdım. Konuyta direk girelim. Bütün yazılımlar, bedeni olmayan bir robottur ve hatta kendileri bedensiz de çalışabilirler. Çünkü yazılımlar, robot demeye alışık olduğumuz ve günümüzdeki insansı ve zeki robotları da yöneten asıl robotlardır. Yazılımlar hareket mekanizmasından bağımsız çalışan ve robotik bedene sahip olmadan anlam teşkil etmeyen bir bütünün önemli parçasıdır . Bir robota ne kadar çok mekanik kabiliyet eklerseniz, bir o kadar da çok yazılım eklemeniz gerekmekte. Bu bağlamda bütün yazılımlar mekanik robotların ruhudur diyebiliriz.

Robotların ruhu var mı
Robot Sophia

Cep telefonunuz da, bu yazılımları bir arada tutan basit bir robottur. İçindeki işletim sistemi ise yine bir yazılım olup telefonunuzun ruhudur. Ayrıca denebilir ki; yüklediğiniz tüm uygulamalar cihazınızın kabiliyetlerini geliştiren değişik zeka seviyesindeki ruhlar olup telefonunuzun ana işletim sisteminin haricinde, kendi başına başka işler becerebilen ruhlardır. Bu ruhlar telefon denen makinenin içinde, ana ruhla birlikte yaşarlar.

Robotların ruhu var mı olma durumu!

Peki her mobil cihazdaki her uygulamanın birer bedeni olsaydı nasıl olurdu? Aslında olmazdı, olsa da gereksiz olurdu, gerekli olması için telefon üstündekinden daha fazla mekanik donanıma ihtiyaç duyardı. O zaman telefon olmaktan çıkardı. E tabi günümüzdeki cep telefonları zaten tek başına telefon olmaktan öteye geçti. Örneğin, 90’larda kaset çalarlar ve mp3ler vardı ve prensipte bu cihazlar günümüzde yüzüne bile bakmadığımız, telefonumuzdaki basit bir ses oynatıcısının ruhunun yansımasıydı. Bu bağlamda evlerimizdeki gelişmiş ses sistemleri veya diğer cihazların hepsi, bedeni olan yazılımlardır. Bunun en gelişmiş örnekleri ise akıllı televizyonlar. Çünkü televizyonlar eskisine göre çok daha fazlasını yapan ve çok daha gelişmiş yazılımlara sahip donanımlardır . Nerden baktığınıza göre bu cihazların tümü için robot demek mümkün ve kısmen basit görevleri yerine getirebiliyorlar. Ancak beklentilerimiz çerçevesinde robot dememiz için yeterli değiller!

Akıllı cihazlara robot diyebilir miyiz?

Telefonlarınızdaki oyunların ruhu ise biraz daha farklı ve hatta ruhlar birliği (yazılımlar bütünü) demek daha doğru olur 🙂 Çünkü bu oyunlar da, Playstation, Xbox gibi kendi bedenine sahip olan abilerinin yaptığını taklit ediyor. E tabi burada devreye zevkler giriverebilir. İyi bir Playstation tutkunu birisini, telefon oyunuyla mutlu etmek zordur. Kaliteli müzik dinleyeni ise pahalı ses sitemlerinden başkası mutlu edemez. Ancak robotların bedeni öyle hızlı evriliyor ki, örneğin bir telefonu 4k çözünürlüğe sahip bir TV’ye bağladığınızda farkını ve keyfini sadece Playstation tutkunu söyleyebilir.

Aynı şekilde telefonunuzdan çıkan sesi kablolu veya kablosuz bir kulaklığa veya iyi kalitede bir hoparlöre bağladığınız zaman yine dev kalitede sesler elde edebiliriz. Ama yine bunun farkını da profesyonel Hi-Fi sistemlerde müzik dinleyen bir kulak fark edebilir. Yani demem o ki, bir oyun makinesi (robotu) sadece oyun için tasarlanmış ve buna odaklanmış güçlü donanım ve işlemcilerle profesyonelleri memnun edecek detaylara sahip olup, prensipte telefondakilerle aynı şeylerdir. (Tamamen farklı olan detaylarını sadece uzmanlar açıklayabilir)

Robotların ruhu mobil cihazlarımızda

Bu ve benzeri her türlü ‘profesyonel cihazlarla’ ‘telefonların bunları yapabilmesi arasındaki’ fark, gittikçe kapanıyor. Yani artık müzik seti veya oyun konsolu çok gerekli değil… Tabii ki yukarıdaki paragrafta bahsettiğim kullanıcılardan değilseniz! Ancak yine de, telefonunuzdan, kalkıp çamaşır yıkamasını beklemezsiniz değil mi? Bunu çamaşırları kendi elinizle içine yerleştirdiğiniz çamaşır makinesi robotundan bekleriz 🙂 ama çamaşır makinesi de yazılımla çalışır ve yine basit bir robottur. Ancak bizim için yine tam olarak robot sayılmazlar, çünkü çamaşırı kendi toplayıp, yıkayıp, asıp, kurutup vermiyor. Öyle bile yapsa robot demek için yeterli olabilir mi? Tabii ki hayır! Ancak günümüzdeki modelleri, sen sadece bana getir, yıkarım kuruturum veririm diyor ki bu bile fena değil! Ama katlayıp kaldırma işini yine bize yaptırıyorsa bizim için halen robot sayılmaz 🙂 Şu alttaki videoya bir bakın lütfen.

Bence ya biz robot kelimesinin ne olduğunu tam olarak bilmiyor ya da bir robottan çok şey bekliyoruz. Bir kadın için ev işlerini yapan hizmetçi, bir iş adamı için sekreter gibi bir şey olana kadar onlara robot diyemiyoruz. Ancak bu robotların ruhuyla yaşıyoruz ve basit anlamda robotların ruhu var diyebiliriz. Günümüzde ulaşılabilen en akıllı robotlar ise muhtemelen sürekli örnek verdiğim cep telefonlarıdır. Yani ilk çıktığında yapabildikleriyle günümüzde yapabildikleri arasında dağlar kadar farklar var.

Özetleyecek olursak telefonlar, televizyonların, oyun konsollarının, kameraların, fotoğraf makinelerinin, mektup gönderme araçları ve tüm yazışma işlerinin, gerçekten gelişmiş ve iyi birer alternatifi haline geldiler. Ve tabi yine her zaman olduğu gibi bunula da alakalı söyleyecek çok şey var diyorum ve konuyu robot ve ruh ikilisine bağlayarak devam ediyorum. Lütfen yazının bir bütün olarak kesinlikle kişisel bir blog olduğunu ve özellikle devamı için herhangi bir uzmanlığım olmadığının altını çizmek isterim. Ve tanımların göreceliliğini lütfen araştırınız. Çünkü konu ‘ruh ve madde’ felsefesine kadar gidebilir.

Robotların ruhu var mı? bunu ne belirliyor?

Buraya kadar olanlar bildiğimiz şeyler. Şu aşamada ulaşılabilir olan bu elektronik cihazların hiç biri robot demek için yeterli değil. Çünkü günümüzde robot kelimesini sadece insansı robotlar için kullanıyoruz. Bostondynamics firması günümüzdeki en gelişmiş robotları üretiyor. Üstelik tamda beklediğimiz gibi insanın yapacağı tüm işleri yapabiliyorlar. Üstelik bu robotlar savaşabilir veya can kurtaran robotu olarak hayat bile kurtarabilirler. Şu videoya bakın. Şirketin atlas isimli robotu iş başında. Ve bu daha başlangıç!

Bunun yanı sıra Honda’nın Asimo model robotu yine muhteşem bir örnek. Üstelik Bostondynamics’in ürettiği Atlas modelli robota göre hem çok daha şirin, daha işlevsel ve iletişim kabiliyeti olan bir robot. Hareketlerindeki detaylar ise insanlarınkine bir hayli yakın. Ama yine de her iki modelinde birer oyuncak, makine olduğu ortada…

Özellikle Sophia ile karşılaştırıldıklarında Atlas ve Asimo’nun birer oyuncak gibi görünmeleri çok normal. Çünkü iletişim konusunda çok daha gelişmiş bir robot olan Sophia özellikle insansı olmak için tasarlanmış çok uç bir model. Elbette Sophia sadece bir prototip ve tam olarak bir bedene sahip değil. Ancak yazımızın başından beri aradığımız robotların ruhu var mı sorusunun cevabına en yakın robot yine Sophia.

Robotların ruhu varmış gibi hissetmemizi sağlayabilirler mi?

Aşağıdaki videoda dünyanın en ileri yapay zekasına sahip Sophia’yı daha önce görmüş olabilirsiniz. Sophia çok ileri bir model ve yazılım teknolojilerinin en ileri ürünlerinden bir tanesi. Yer yer, Google Asistanı veya Apple’ın Siri’sini andırsada onlara göre gerçekten çok daha ileri bir yazılım ve şekle bürünmüş.

Robotların ruhu asla bir insanın ruhu gibi olamaz diye düşünmekte haklılık payımız var. Çünkü söz konusu ruh olunca beklenti çıtası doğal olarak tavan yapıyor. İnsan karar mekanizması ne kadar insansı görünürse görünsün veya ne kadar akıllı olursa olsun, en insansı makineyi bile ayırt edebilir. Aslında olayların ipinin kopma noktası tam da bu nokta! Çünkü yazılım teknolojisi gerçekten çok hızlı gelişiyor. Ancak yine de bizim zamanımızda bizi şaşırtacak türde bir insansı robot beklemek çok akıllıca olmaz. Bir ruhu, kişiliği varmış gibi hissetmemizi sağlayabilen makineler şimdilik sadece bilim kurgu filmlerindeler.

Robotların ruhu olduğuna inandıran en iyi 2 film

Artificial Intelligence (Yapay Zeka)

Başlı başına robotların ruhunu ve kişiliklerini hedef alan en iyi ilk film 2001 yapımı Steven Spielberg imzalı bir başyapıt. İzlemeyenlerdenseniz mutlaka izlenmesi gereken bir film olduğunun altını çizmek isterim. Bize gelecekteki olasılıklar için gerçekten fikir veriyor. Robotların ruhu olduğuna sonuna kadar inanacağınız bir bilim kurgu drama türü.

Blade Runner 2049

Harrison Ford’un az ama öz oyunculuğuyla ancak çoğunlukla başrolde kimin olduğunun anlaşılmadığını izleyince anlayacağınız gerçekten şaşırtıcı derecede güzel bir film. Bu yazıya en iyi örnek temsil edecek ikinci film sırasında. Ve gerçekten artık bir robotun ruhtan çok daha ötesine gittiğini anladığınızda şok edecek düzeyde. Türün meraklılarındansanız mutlaka izleyin.

Kuantum bilgisayarlarına mı ihtiyaç duyuyoruz?

Yazının bundan sonrasının, kesinlikle bilgi birikimimi aştığını söylemek isterim. Çünkü ne kuantum bilgisayarının ne olduğu, ne de neler yapabileceği aslında çok net değil ama bir çok açıklayıcı video veya yazı görmek mümkün. Evet kuantum fiziği diye bir bilim var fakat bunun fiziksel boyutta makineleştirilmesi, yani bir bilgisayara dönüştürülmesi meselesinin, ne olduğu aslında tam olarak net değil. Google ve IBM bu konuda yarış halindeler. Yani birden fazla deneme söz konusu ve mühendislerin yaptığı en iyi örnekler şu videodaki gibi. Ve bir çok sorunun yanıtını videoda dinleyerek alabilirsiniz. Ama buradaki söz konusu bilgiler bir çoğumuzun dinleyerek anlayabileceği bir bilgi bütünü değil. Yani konumuzla alakalı olarak robotların ruhu olması için kuantum bilgisayarlarına mı ihtiyaç duyuyoruz sorusunun da cevabı çok net değil.

Robotlar ve ruh

Yukarıdaki paragrafların birinde de değinmeye çalıştığım gibi, ruh olgusunu anlamak başka mesele… Ama her insan ruh nedir kısmen bilir. Konuyu çok dağıtmamak adına yazının başından beri bahsettiğim robotların ruhu meselesini yazılıma bağlayarak ilerlersek çok daha somut bir konu üstünde daha çözüm odaklı ve daha rasyonel bir ilerleme sağlayabilirz. Aksi halde felsefi veya bilimsel anlamda konuyu inceleyemeyiz ve konu çöker.

Ruh olgusunu basitleştirelim

Yazılımları birer ruh olarak görmek, iyi bir anlama sağlamak için şimdilik en basit örnek olacak. Ve yukarıda da bahsettiğimiz gibi yazılım mühendisliğinde en gelişmiş robot Sophia dedik ve hiç de fena sayılmaz. Peki konuyu neden kuantum bilgisayarlarına bağladım? Yukarıdaki videoda da izlediğiniz üzere kuantum bilgisayarlarıyla olasılıkları anlamasak da yapılabilecekleri hayal edebiliyoruz. Kuantum bilgisayarlarının hesaplama gücü hayal gücünün ötesinde. Sıradan bilgisayarların çalışma mantığını bile doğru düzgün bilmeyiz ve bunun için mühendis olmak gerekir ama biz genel olarak bilgisayarların kendilerine ve yapabildiklerine bakar ve bunu anlarız. Yani sonucu anlamamak mümkün mü ? Tabiki de değil. Sonuç dediğimiz şey ‘bilgisayar’ işte! Ancak Sophia vb robotların aslında birer bilgisayar olduklarını ve anlama ve anlatabilme kabiliyetlerinin olası en ileri teknolojiyle, programcıların, kodlama kabiliyetleri ve bilgisayarların işlemci gücünün bir sonucu ortaya çıktığı aşikar.

Yazılım teknolojilerini iyi anlamak yardımcı olabilir

Yazılım teknolojilerini çok iyi anlamak bizim işimiz değil elbette. Ancak bir robota nasıl davranacağını yazılım ile anlatabilirsiniz. İşin ilginç yanı işlemci ve yazılım teknolojisi hızla gelişiyor ve sonucu öngörmek asla mümkün değil. Ulaşabildiğiniz tüm teknolojilerin en basitinde bile kod satırlarını görürsünüz. Şimdi tamda burada donanım ve yazılımın bir bütün olduğunu daha iyi anlıyoruz. Örneğin Asimo veya Sophia nasıl davranması gerektiğini insanların programladığı kodlarlarla bilirler. Ve şu aşamada bir insandan daha bilgili olsalar da bunu eriştikleri veri havuzundan yani internetten sağlarlar. Yani bizim beynimizde depoladığımız bilgiyle alakası yoktur. Yakın gelecekte insandan daha bilgili daha güçlü daha dayanıklı olmalarının ardında yatan makine olmalarının kendilerine kattığı basit bit avantajdır. Yani özünde asla bir insan kadar zeki değiller ve olmalarını beklemiyoruz.

Sürücüsüz araçlarda robot teknolojilerine benzer bir örnektir

Sadece insansı robotlar değil, elektrikli akıllı arabalar veya benzeri tüm akıllı teknolojilerin nasıl davranması gerektiğinin altında yatan yine yazılım mühendisliğidir. Yani bütün bu cihazlara basit bir ruh yüklenir ve hep aynı görevi yapmaya programlanmışlardır. Şu sıralar yazılım üretebilen, yani kod satırı yazabilen başka yapay zeka yazılımları söz konusu olsa da bu üretim, insanların verdiklerinden öteye gitmiş değildir. Fakat bu bahsettiğimiz durum da yakın zamanda değişiklik göstermiş

Yapay zeka ayaklanıyor mu?

2018 yılında Facebook’un kurucusu Marc Zuckerberg bir yapay zeka yazılımı veya yazılımları üretmişler. Bu yazılımlar başlangıçta birbiriyle İngilizce yazışarak iletişim kurmuşlar. Araştırmacılar bu süreçte yazılımların kendi aralarında insana özgü ‘pazarlık etme’ ‘blöf yapma’ gibi bir iletişim geliştirdiklerini de farketmişler. Daha sonradan kendilerini kendi içlerinde geliştirip İngilizceyi bırakıp anlaşılmaz bir dilde konuşmaya başlamışlar…. Bunun üzerine programın fişi çekilmiş… Bu haberin ardından uzun bir süre düşündüm… Yani düşünmemek elde değil çünkü insan merak ediyor ve cevaplanmamış bir çok detay var burada ve bizlerin bu cevaplara ulaşmasına emin olun izin vermezler. Ne yani yazılımlar kendi kendini geliştirip insan ırkı için tehlike arz edecek bir bütüne dönüşüp ayaklanabilir mi? Şimdilik kulağa ütopik gelse de maalesef olasılıklar dahilinde ama tam olarak kimsenin bilgisi dahilinde değil.

Daha basit düşünelim! Yukarıdaki haber belki sadece spekülasyon için yapıldı belli mi olur? İnsanın verdiğinden daha ötesine gitmesini beklemediğimiz yazılımlar değil mi bunlar? Nasıl oluyor da böylesi şeyleri başarabiliyorlar? Yani alışık olduğumuz zeka kavramını kodlamak nasıl mümkün olabilir? Bunu muhtemelen iyi bir yazılımcı basitçe anlayabilir ve anlatabilir ama her daim olgunun arkasında yatan şeyin kod satırlarından ibaret olduğunu bilir ve buna anında müdahale edebilir.

Peki bir yazılımcı, düşünebilen bir yazılımı kodlayabilir mi? Yani madem her şey kodlama da saklı ve kodlar kendi içlerinde, bir bedene çok ihtiyaç duymayan bir bütün olabiliyorlarsa, ne kadar ileri gidilebilir? İnsan zekasını veya kişiliğini kodlamak mümkün mü ? Günümüz bilgisayarlarının işlemci gücüyle bu zor, ancak Facebook’un sahip olabileceği bir süper bilgisayarın sınırlarını nasıl bilebiliriz? Gerçek olma ihtimalleri insanın kafasını kurcalıyor. Üstelik bu durum, günümüzdeki süper bilgisayarlarla, kimine göre tehlikeli, olası veya müphem bir hale gelmiş ve iddialra göre çok gelişmiş ise, kuantum bilgisayarların işlemci gücüne geldiğimizde Robotların ruhunu kodlayabilecek miyiz?

Konuyla alakalı 2 muhteşem ingilizce kaynak

https://blog.uat.edu/does-this-unit-have-a-soul

http://jmc.stanford.edu/articles/aiphil2/aiphil2.pdf

Güncelleme: 19 kasım 2020:

Bu güncellemeyi sevdiğim bir kanaldan bir video ekleyerek yapıyorum. Hem bu yazıda hem de video da anlatılanlar çok örtüşüyor… Dinleyin

Tumblr nedir ? Tumblr ve diğer sosyal medya devleri

Tumblr nedir; web’de başka cepte başka mı?

Tumblr nedir? Klasik bir sosyal medya platformu mu yoksa bir web sitesi mi? Hem evet hem hayır. Sosyal medya dünyasında geride kalmış olsa da kemik ve inatçı kullanıcı kitlesiyle halen yoğun talep görüyor. Özellikle WordPress olarak bildiğimiz Automattic şirketinin yakın zamanda satın aldığı Tumblr, yapılan son güncelleme ile artık çok daha etkileşimli ve tasarımsal anlamda çok daha güçlü bir kullanıcı arayüzüne kavuştu. Örneğin artık Tumblr ile grup kurabiliyorsunuz. Bir kaç maddeyle Tumblr ve sunduklarına bir bakalım.

Tumblr nedir

Tumblr Nedir? Web sitesi kurucumu? yoksa basit bit uygulama mı?

Sosyal medyada anında gizlilik içinde hem profil hem web sitesi karması olan Tumblr nedir diyorsanız bunu sırasıyla açıklamak daha doğru olur.

1- Basitçe hesap oluşturabileceğiniz ve sosyal medya kanallarından biri gibi kullanabileceğiniz sıradan bir sosyalleşme uygulaması.

2- Basitçe oluşturduğunuz standart bir üyelikle, görsel açıdan büyüleyici bir görsel web sitesi yapabilecek kadar geniş ölçekte olanaklar tanıyor.

3- Kendi alan adınızda barındırabilir ve kimseye Tumblr kullanıcısı olduğunuzu göstermeden sitenizi yayınlayabilirsiniz. Altta Tumblr’ın yeni arayüzüne bakabilirsiniz.

Tumblr nedir
Tumblr yeni ara yüzü

Tumblr ile gönderi yayınlamak için tek yapmanız gereken kalem düğmesine basmak. Üstelik paylaşımlarınız için videolarda 100 mb. limiti hariç hosting derdi de yok 😉 Tamamen sınırsızsınız

Tumblr nedir

via GIPHY

E tabi yukarıdaki tanımlar Tumblr nedir sorusunun cevabını anlamak için yetersiz ve zaten kullanıcı için ne kadar önemli? nasıl bir kullanıcı olduğunuzla alakalı. Kimilerince çok önemli kimilerince az önemli, kimileri içinde önemsiz 🙂 Ancak Tumblr nedir ki deyip geçmeyin. Tumblr, günümüzde bir çok dev mecranın bile bir hesaba sahip olduğu güçlü bir sosyal medya ağıdır. Dev mecraların hesaplarının, hepsinin, kendi birbirlerinin sosyal medya hesaplarında profilleri var ve bu profil adlarına sahip olmanın ardında bir strateji yatıyor olabilir. Çünkü değişik dinamikler ve parametreler söz konusu. Keza Tumblr bir çok açıdan bir çoğunu bertaraf edebilecek kilit unsurları bünyesinde barındırıyor. Tumblr neden aralarında en güçlülerinden denebilecek kadar güçlü. Ya da öylemi? Bir bakalım…

Tumblr’ın Twitter takipçi sayısı

Takipçi sayısının çok önemli olduğu Twitter’da Tumblr’ın tam 2.4 milyon takipçisi var bu rakam Tumblr’ın kendi kitlesinin kaymağı. Tumblr Twitter’dan daha çok kullanıcıya sahip değil ama azımsanamayacak kadar çok büyük bir kitlesi var… Tahmini rakamlara göre 400 milyon Tumblr kullanıcısı söz konusu… 2 yıl kadar önce 300 milyon olduğu bilgisi söz konusuydu.

Twitter’ın gücünü ve etkinliğini bilmeyen yoktur. Ancak Twitter bildiğiniz Twitter ve Tumblr’ın yukarıda bahsi geçen sunduklarından hiç birini sunmaz. Takipçi sayısının asla önemli olmadığı Tumblr’da, sizce Twitter isimli hesap neden halen boş? Facebook’un ve bazı diğer devlerin Tumblr’daki sayfalarıyla alakalı tüm detaylar yazının devamında.

Dünyanın en büyüğü Microsoft’un Tumblr’da çok şık bir web sitesi bulunuyor. Microsoft bu! Site denen olguyu İnternet denizinde yutar. Çünkü dünyanın en büyüklerinden Microsoft, prestijinin Tumblr’da sarsılmasına izin vermez. Ve doğal olarak Tumblr’da adını kirletme riskini alamaz. Sırf Tumblr hesabı ve Tumblr kimlikleri için bile bir ekipleri olduğunu düşünüyorum 🙂 Söz konusu büyük isimler ve ‘Tumblr nedir’ ilişkisi olduğunda, hakkında anlatacaklarım uzar da gider. Facebook Instagram, Pinterest derken, sosyal medya platformlarının birbirlerinin kendi pazarlarında da ilginç bir düellosu var diyebiliriz. Tumblr İnternet’te Kabuktaki hayalet misali gizli kalabileceğiniz muhteşem bir ortam sunuyor, bunun altını çizmeden geçmek istemem. Şimdi, kısaca hangi sosyal medya devi Tumblr’da ne yapıyor meselesine ve aynı durumun tam tersine bakalım!

Tumblr Twitter sayfası nedir?

Bu Tumblr’ın Twitter’daki hesabı https://twitter.com/tumblr Twitter da 2.2 milyon takipçi saysıyla Tumblr, Twitter’ın kendinde bile fenomen olmuş. Tumblr’ın muhteşem görsel dünyasından seçmelerle Twitter’da önce çıkmış.

Bu Twitter’ın Tumblrdaki hesabı https://twitter.tumblr.com/ Tumblr’ın Twitter’daki fenomenliği göze çarparken, Twitter’ın Tumblr’da varlığı neredeyse yok. Tumblr’ın boş duran Twitter sayfası. Sadece adını korumak için açılmış gibi. Takipçi sayısını göstermiyorsan içerik yok der gibi. Tumblr’da takipçi sayısı varsayılan olarak gösterilmiyor.

Tumblr’da diğer devlerin sayfası nedir?

https://microsoft.tumblr.com/ Zaten sosyal medya hesabı değil ama dünya devi. Ve yakışır bir varsayılan Tumblr uzantısıyla varlığını sürdürüyor. Üstelik kendine özgü bir temayla. Temanın header bölümündeki içerik yıllardır değişmiyor.

http://google.tumblr.com/ Google sosyal medya hesabı olmayı başaramadı ama bugün internet deyince aklan ilk olgu olan Google sunduklarıyla her şeyin çok ötesinde. Google tek başına Microsofta rakip başka bir şey… Ve tabiki boş bir varsayılan Tumblr sayfası ve ‘I love Tumblr’ notuyla hiç içerik içerik olmayan bir sayafaya sahip 🙂 Google’dan daha fazlasını beklerdim derdim ama Google internette bir karadelik olduğu için bunu pek sorgulamaya gerek yok.

https://facebook.tumblr.com/ Facebook? O da ayrı, hemde apayrı bir hikaye ve artık kim kimden daha dev bilinmiyor. Söz konusu Facebook olunca yine bir durucan gibi bişiler… 🙂 Çünkü Facebook da çok ayrı bir hikaye ve bununla ilgili blogumda dev bir yazı var… En popüler sosyal medya platformu başlığı altında bir çok açıdan Facebook’u inceledik. Facebook’un Tumblr sayfası var ama ziyaret ettiyseniz içerik yok

Tumblr’da Instagram

https://instagram.tumblr.com/ Bu adres belki çok çok az insanın bildiği, İnstagram’ın Tumblr Hesabı. Bilin bakalım nasıl kullanılıyor? Tıkladığınızda İnstagram’ın alt alan adı https://about.instagram.com/ yönlendirilmiş durumda. 🙂 Samimiyetle söylüyorum Her iki adrese de girip bakabilirsiniz. Tumblr uzantılı adresin about.instagram alt alan adına yönlendiğini göreceksiniz. Yani bu hiç olmayacak bir durum ama olmuş işte. Tumblr Alt alan adını İnstagram’a satmış olabilir mi? Tumblr’da kendi alan adınızı kullanabiliyorsunuz. Ancak içerik yönetim olarak Tumblr arayüzünü kullanıyor olmanız gerekli. Tahminime göre bu alan adı Tumblr’dan direk İnstagramın kendi alan adına manuel olarak yönlendirilmiş. Kısacası İnstagram’ın Tumblr’da varlığı yok

Tumblr’ın gerçek anlamda en büyük rakibi Pinterest diyebiliriz. Nasıl mı ona rakip oluyor? Resimlerin sihirli dünyası başlıklı yazıya bak lütfen veya devam et…
http://apple.tumblr.com/ Apple’ın Tumblrda bir sayfası var. Ancak bunu masa üstü veya mobil arayüzden görmek mümkün değil. Sadece uygulamada ve sadece @apple kullanıcı adıyla erişebiliyorsunuz.

Son olarak, Tumblr’ın kendi içinde Tumblr uzantılı bir sayfası var mı diye merak ederseniz, evet o da var işte burada https://tumblr.tumblr.com/ ama ilginç bir şekilde Bu Tumblr’da da hiç içerik yok 😉

Tumblr’ın ve en ayırt edici özelliği

Tumblr’ı asıl özel yapan ve segmentini çatırdatabildiğiniz asıl önemli farkı, yukarıda bahsi geçen sosyal medya sitelerinin hepsinin sunduklarını neredeyse aynen sunan ve aslında profesyonellerin özellikle tercih ettiği WordPress, Blogger ve benzerlerinin sağladığı bloglar dünyasında bile parmağı olabilecek kadar güçlü olmasıdır. Hem Blogger hem de WordPress, Instagram, Twitter, Pinterest veya Facebook gibi bir sosyal medya ağı değil. Çünkü buna uygun bir kullanıcı ara yüzleri yok. Temelde mantık aynı ama işlevler farklı. Blogger ve WordPress ile sadece basitçe sadece birer websitesidir ve her türden olağanüstü siteler yaratmak söz konusuysa en profesyonel seçenek WordPress, Blogger ve sırasıyla diğerleri gelecektir. Aslında Twitter, Facebook, ve İnstagram, onlar nasıl isterse öyle kullandığınız, sosyal medya hesaplarıdır ve websitesine dönüştürelemezler. Ama evet aslına bakacak olursanız İnstagram ve diğer bütün sosyal medya ağları da kendi içinde birer websitesidir.

Tumblr nedir ?

‘Tumblr nedir’ Sorusunun asıl ve en teknik cevabı şudur: Tumblr hem WordPress hem Blogger gibi bir web sitesi olabiliyor, hem de Twitter ve Facebook veya Pinterest gibi çalışan bir sosyal medya hesabı olarak kullanılabiliyor. Denebilir ki Tumblr Tümsosyal medya hesaplarının çok ilginç bir karması.

Tumblr; Yukarıda bahsi geçen tüm sosyal ağların ve blog sitesi altyapılarının karması harika bir platform. Basit düzeyden karmaşık düzeye kadar kullanılabilen bu değişken floranın sahibi Tumblr 2019 yılında WordPress tarafından satın alındı ve 2020 de uzun zamandan sonra bir güncelleme aldı. WordPress tarafından alınması Tumblr’ın geleceğini ve varlığını kurtardı çünkü WordPress firmasından önce Yahoo tarafından satın alınan ve bir türlü sağlıklı bir şekilde Yahoo hesabıyla entegre edilemeyen Tumblr bitişin eşiğindeydi.

Tumblr’ın enlerini görmek isterseniz buna bir bakın… https://creatrs.tumblr.com/

Kendiniz için hangi içerik yönetim sistemini kullanmanız gerektiğine henüz karar vermediyseniz ve yazı yazmayı gerçekten seviyor ve bir an önce başlamak istiyorsanız alttaki yazı mutlaka işinize görecek türde bilgiler içeriyor.

Hangi blog platfromu sizin için daha uygun? Bununla alakalı ayrıntılı bir yazı şu linkte bulabilirsiniz https://stories.angelsturkiye.com/2018/12/hangi-blog-servisi-wordpress-mi-blogger-mi-tumblr-mi/