Google ve ücretsiz servisleri

Hepsi bir arada özellikler sunarak hem webmasterlar hemde bireysel kullanıcılar için gerekli herşeyi sunan Google da yok yok. 2019 itibariyle Google çok daha geniş bir alt ürün yelpazesine sahip

Hayatımıza her geçen gün daha çok giren Google sunduğu hizmetlerle muhteşem bir kombinasyon. Blogger, Drive, Gmail, Google Translate, Dökümanlar, Fotoğraflar ve benzeri bir web master icin gerekli bütün altyapıyı tek hesap altında bir araya getirmiş. Google’ın günümüzde çok daha fazla hizmet sunan ve özellikle akıllı telefonlarımız üstünde kolay kullanılan arayüzüyle telefonlarımızı da çok verimli kullanmamızı sağlayan bu uygulamalarını biraz daha yakından tanıyalım

Tabikide Google’ın ne olduğunu biliyorsunuz. Dünyanın en büyük arama motoru. Zaten hersey Google ile başladı… Daha sonra farklı onlarca yeni alt özellik deneyip belki henüz hiç duymadığımız, bazılarını ise duyma firsati bile olmadan açıp kapattığı servisleri çok oldu… 90’ların sonu 2000’lerin başında ilk karşılaştığımızda basit bir arama  motoru olan Google artık sadece arama motoru değil.  Bir çok alt hizmeti olan, dünyanın en büyük şirketlerinden biri. Bugün sunduğu bütün özellikler profesyonelnerce de son derece efektif bir şekilde kullanılıyor. Kendinizi herseyiyle ifade etmenize olanak sağlayan bir alt yapı ile son derece güçlü bloglar, albümler,  video arşivleri oluşturmanız için gerekli ne varsa bir arada. Bu yazımda standart bireysel kullanıcılar için faydalı olan en iyilerini özetlemek istedim. Tam olarak nasıl kullanıldığına dair ince ayrtılar yok keza maksadım Google ürünlerini özetlemek.

Google’ın en önemli hizmetlerinden bazları şu şekilde;

Google arama motoru: Google’ı Google yapan ve arama motoru olarak ilk piyasaya çıktığında, kendisinden yıllar önce sahneye çıkmış ve günümüzde bile halen neredeyse hiç kimsenin bilmediği arama motorları olduğunu biliyor muydunuz? Evet kendisinden önce kısmen bilinen güçlü arama motorları varken, onları ve diğer bütün arama motorlarını geride bırakıp günümüzde internet deyince akla gelen ilk şey olan Google arama motorunu bilmeyen yoktur sanırım. Google ve sunduğu herşeyin ilk başlangıcı google arama motorudur. Bildiğiniz üzere internette bir zamanlar çoğu şey için bir hesap oluşturmanıza gerek yoktu. Google’da bunlardan birisiydi. Tıpkı Youtube da olduğu gibi. Çok çok sonra bütün hizmetlerini tek bir hesap altında birleştiren Google’ın ana sayfası daha doğrusu ana hesabınız açıkcası artık tamamen size özel bir dijital hesap. Diğer arama motorlarından çok daha fazla popüler olan Google arama motorunun gittikçe daha da akıllandığını ve bir gün gelecekte görünebilen bir avatarla sizin sanal asistanınız olacağını söylemek isterim 🙂 Asistanınız olması için iş adamı olmanıza gerek yok. Telefonla hali hazırda yaptıklarınızı sizin yerinize yapacak bir sanal sekteret. Şu an özel komutları anlamaya başladı ve bu gelişmeye devam edecek elbette.  Google zaten şu an sesli komutlarınıza açık ve belli işlemleri rahatlıkla yerine getiriyor. Ayarları yapılmış cihazınıza ‘Ok Google’ diyerek cihazınızdan mesaj gönderebilirsiniz.

Drive: ilk anlatmak istedigim bu oldu çünkü özellikle blogger veya baska bir blogunuz varsa sizin için çok gerekli olduğunu düşünüyorum. Tüm dosyalarınızı depolayabileceğiniz havadaki 15 GB kapasiteli alanınız. Diğer servisleri için gerekli alt yapıyı da sunan Google Drive müzik, foto, belge, yeterli yeriniz varsa filmlerinizi bile saklayabileceğiniz bulut depolama servisidir. Drive bütün mobil telefonlarla uyumlu çalışan bir depolama alanıdır. Bilgisayarınız, akıllı telefonlarınız ve diğer mobil cihazlarınız ile entegre çalışan bu uygulama sayesinde herhangi bir dosyayı istediğiniz kişiyle istediğiniz şartlarda paylaşmanız mümkün. Dropbox, Skydrive ve benzeri diğer bulut depolama uygulamalarına karşı büyük bir rakip. Drive bilgisayarınızda bulunan en önemli belgeleri saklayabileceğiniz 15 GB’lık havadaki alanımızdır. Drive’ı daha verimli kullanmak isterseniz, Drive masa üstü programını bilgisayarınıza kurup masa üstüne açılan klasöre bütün belgelerinizi atabilirsiniz. Böylece cep telefonunuzdan da rahatlıkla erişim sağlar, ve cep telefonu üzerinden rahatlıkla paylaşabilirsiniz. Drive klasörünüzde bulunan bir dosyayı paylaşmak çok kolay.

Drive uygulamasını açıp karşımıza gelen dosyalardan veya alt dosyalardan herhangi bir tanesinin hemen yanındaki yuvarlak içindeki i harfine tıklarsanız karşınıza paylaşım opsiyonları açılacaktır. Paylaştığınız dosyayı kimle paylamak istiyorsanız mail adresini girmeniz yeterli. Paylaştığınız kişiye, düzenleyebilir, görüntüleyebilir, veya sahibi gibi yetkiler verebiliyorsunuz. Ve bir kaç basit hareketle başkalarının telefonlarına çabucak erişebilecekleri büyük ölçekli dosyaları gönderebiliyorsunuz. Elbete paylaştığınız kişi her cihazdan buna erişebilir. Blutooth üzerinden bir veri göndermek bile daha meşakkatli keza artık kimse blutooth teknolojilerinin tabiri caizse yüzüne bakmıyor. Zaten bir zamanlar popüler olan blutooh ile dosya paylaşımı konusunda çok kısıtlıydık. Blutooh ile karşılaştırmak bile gereksiz. Drive son derece pratik ve hemde dosyanın büyüklüğünün o kadar da önemi yok. 15 gb varsayılan alanınız ancak dilerseniz ücretli bir hesap yükseltme ile bu alanı genişletmeniz mümkün

Google fotoğraflar: Çektiğiniz tüm fotoğrafları sınırsız ve ücretsiz bir şekilde depolayabileceğiniz Google fotoğraflar aslında bir fotoğraf depolama alanı. Google fotoğrafları kullanmanın 2 yolu var ve asıl bilmeniz gereken de bu. Ayarlardan eğerki çektiğiniz fotoğrafların tam boyutta (günümüz telefonlarının dev megapiksel boyutlarını göz önünde bulundurunca bu bir dezavantaj) depolanmasını istiyorsanız, yukarıda bahsettiğim Drive depolama alanınızdan yiyeceksiniz demektir. Ancak cihazınızdaki fotoğrafları, Google Fotoğraflar servisinin varsayılan değerleriyle saklamak istiyorsanız işte bu durumda sınırsız yok ve fotolarınız sonsuza dek orada güvende kalacaktır. Bu ne demektir. ? Diyelimki mobil cihazınızın 16 megapiksellk bir kamerası var ve çektiğiniz fotoların her biri örneğin 5000 x 3000 boyutlarında olsun buda cihazınızda ortalama 5 mb lik bir yer kaplar. Bu fotoğrafı orijinal kalitede saklamak istiyosanız işte bu Drive alanınızı tüketir. Google Fotoğrafların sunduğu hizmet tamda burada devreye giriyor ve foroğrafların kalitesini düşürerek sınırsız depolama alanında saklıyor. Aslında bu kalite farkını mobil cihazdan görüntüleyince gözle farketmek çok kolay değil. Ancak yinede de fotoğraflarınızın orjinal dev boyutları sizin için önemliyse bunları bir hardiske kaydetmeniz daha faydalı olacaktır. Fotoğraflarınız cihazınızda yüksek kalitede dururken birazcık düşük kaliteli şekilde Google Fotoğraflarda da olacaktır. Bu kalite farkı sizin içinn önemliyse fotoğrafları cihazınızdan silmeden önce ayrı bir hardiske kopyalamak sağlıklı bir karar olabilir. 

Blogger: Blog yazıp ta blogger servisini bilmeyen blogger yoktur heralde. Pratikte en etkili, çok güçlü ve doğuştan seo uyumlu bir alt yapı sundugu bu servis ile milyonlarca blog sitesi mevcut. Google’ın çok uzun zaman once sunmaya basladigi blog servisidir. Blogger altyapısından başka bir websitesi servisi kullanıyor olsanız bile sitenizin blogspot uzantılı olan adresini de mutlaka edinmek isteyebilirsiniz. Örneğin. sitenizinadi.com isimli bir projeniz varsa, başkası almadan önce sitenizinadi.blogspot.com uzantılı blıgunuza hemen sahip çıkın. Veya kendinize ait bir alan adını Blogger sunucularına yönlendirerek de kendinize müthiş bir web sitesi oluşturabilirsiniz. Blogger’ın sunucularını kullanmak sıradan bir hosting üzerinde barınmaktan çok daha güvenli ve elbette çok daha hızlı. Özellikle ziyaretçi sayısı binlerce olan bir siteniz varsa Blogger alt yapısı ile kafanız çok daha rahat edecektir.

Youtube: Youtube ilk çıktığı yıllarda basit bir bir arayüzle hayatımıza giriş yaptı. Öyle ki şimdilerlde olduğu gibi bir gmail hesabı bile olmadan girip videolar izlediğimiz ancak daha basit bir video izleme sitesiydi. Günümüzde sansasyonlar, yasaklar ve hatta bazı kesimlerce “Özgür internette youtube olmalı”  mantığıyla bir internet standardı olacak kadar devasa bir video ağı oldu. Websitelerimizi hiç yormamak için youtube’a attığımız videoları kolaylıkla web sitemize gömmek mümkün. Video barındırma hostinginiz gibi her videonuzu yükleyebilir, paylaşabilir ve gizleyebilirsinizde. Günümüzdeki en büyük sosyal medya güçlerinden biri olan youtube, hükumetlerin, devletlerin yasaklar koyup kaldırdığı çok büyük bir video platformu. Öyleki eklediğiniz videolar ile para kazanma şansınız bile çok yüksek. Tek bir gmail hesabıyla youtube hesabınız var demektir. Günümüzde binlerce belki milyonlarca Youtuber’ın youtube üzerinden çok para kazandığının altını çizmekte fayda var. Youtube özellikle diğer sosyal medya mecralarına kıyasen Google’ın elindeki en büyük kozu.

Gmail: Google ürünlerini etkili olarak kullanmak isteyenler icin kilit unsur olup Google’ın çoğu hizmetini kullanmak isteyenler icin şart olan büyük ve en sağlıklı mail servislerinden biri. ilk başlardan bugüne arayüzünü yavas yavaş ufak ufak hep değiştirdi ve daha işlevsel bir hale getirdi. Özellikle kendi servisleriyle full entegre çalışabiliyor. Drive daki bir dosyanızada kolaylıkla erişim sağlayabiliyorsunuz. Sıradan bir mail sunucusundan çok daha fazlası olan bir gamil hesabı, zaten bu yazıda geçen tüm hesaplara zaten sahip olduğunuz anlamına geliyor

Google Plus: Hakkında yazacak çok şey var. Ancak maalesef Google plus 2019 ilk veya ikinci çeyreğinde kullanıcılarına veda ediyor. Bu yüzden bunu kısa keseceğim keza zaten çoğunuzun kullandığından dahi şüphe ediyorum. Google plus’ın kapanmasının temel sebeplerinden bir tanesinin bir güvenlik açığı olduğu haberlerini belki duymuşsunuzdur ancak diyebilirim ki Google Plus sosyal medya mecraları arasında maalesef istediği yere gelemedi. Kısaca Google Plus, Google’ın Facebook’u veya İnstagramıydı ve bu ayrı bir tartışma konusu keza Google’un buna ne kadar ihtiyacı var o da tartışılır deyip Google plus’a hayatımıza kattıkları için şimdiden teşekkürler diyerek veda ediyoruz.

Google Translate: İnternet dünyasında gezip dolaşıp Google Translate kullanmayan kalmış mıdır? Sanmam. İnternette ara ara karşılaştığımız ve anlamak istediğimiz özel cümlelerden tutunda, bütün bir web sitesini çevirmeye kadar kullanılan bu servis, ilk başlarda sınırlı sayıda dil desteğini şimdi neredeyse bütün dillere kadar genişletti. Burası internet dünyası! 5 dil bilseniz bile Google Translate ihtiyacınız olmaya devam edecektir. Çeviri kalitesi tartışılır elbette. Ama sanal bir zekadan bekleyeceğinizin üzerinde bir çeviri kabiliyeti olduğu gerçek.

Google Haritalar: Özellikle trafikte ve veya şehirlerarası yolculuklarda, hatta nereye giderseniz gidin işe yarayan bu uygulama, özellikle günümüzde hayati bir değere sahip. Tam olarak hangi tarihte kullanıcıların hizmetine sunulduğunu hatırlamasam da ilk çıktığında çok kullanışlı değildi, en azından kullanışlı olmadığını hatırlıyorum. Fakat zamanla bildiğimiz profesyonel bir navigasyon sisteminin yerini aldı. Bu uygulama öylesine geliştiki dünyaca bilinen bir çok uygulama Google haritalar servisiyle entegre olmaya başladı. En basitinden Whatsapp uygulaması üzerinden paylaştığımız konumlar vb. özellikler Google haritalar olmasaydı olmazdı. Şehir içi kısa mesafe sürüşlerinden uzun yola kadar tüm araç kullanıcıları içinde çok faydalı olan bu uygulama, yeni bir şehre gittiğinizde daha iyi bir turist olmanıza da olanak tanıyor. Ve hatta artık kendi arama motoruyla bile entegre olan bu servis bize son bir kaç yıldır karşılaştığımız ‘Google Benim İşletmem’ hizmetinin de altyapısını oluşturuyor.

Google benim işletmem: Bu araç kısaca Google’da temel düzeyde ücretsiz reklam demektir. Fiziksel iş yerinizi veya web hizmetinizi tanıtmanın en kolay ve ücretsiz yollarından birisi olan bu hizmet ile adresinizi doğruladığınız taktirde Google aramalarında gösterilirsiniz. Herhangi birinin yaptığı aramaya istinaden işletmeniz arama sonuçlarında harita üstünde gösterilir. Bu doğal olarak işletmenizin bilinirliğini veya ziyaretçi sayınızı arttırabilmek için belkide Google’ın bugüne kadarki en güçlü ve en dikkat çeken ücretsiz hizmeti diyebiliriz. 

Google keep: İçerik üretiminde pratiklik önemli ise Google keep muhteşem bir araç. Google keep, güçlü bir not alma editörü. Sesli notlar alabileceğiniz ve bunlara resimler ve ekstra bilgiler ekleyeceğiniz bu uygulama ile alakalı, ayrı bir yazı yazdım dilerseniz bu 👉 linkten direkt gidebilirsiniz.

Google’ın sunduğu diğer tüm ürünler ve diğer çok daha fazlasına alttaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://www.google.com.tr/about/products/

Arkadaşlık sitelerindeki erkek davranışları!

Arkadaşlık uygulamalarındaki erkeklerin kızlara bakış açısı bu yazıdakiler gibi mi? Erkekler ve kızlar’a istinaden

Çoğu kişisinin konuşmaya bile imtina ettiği, utandığı bir konudur arkadaşlık siteleri ve benzeri çöpçatan uygulamaları ile haşır neşir olma meselesi… Aslında hiç utanılacak bir şey değil! Ama hani kişinin niyeti belli olunca, utanması, konu hakkında konuşmaya çekinmesi de normal. Kimse bu arkadaşlık sitelerine partner aramak için üye olduğunu da kolay kolay itiraf etmez. Özellikle erkekler, arkadaşlık sitelerinde kendileri olmak konusunda daha yalancıdır. (‘Kötüsü olmasında’ erkektir işte! ayran gönüllüdür!!! deyip geçmek olsun ihtimallerimiz… hani hırlısı hırsızı olmasın o bakımdan)

Hani erkekler imajları zedelensin de istemezler. Birlikte olacak partnerlerinin olmadığı gerçeğini, ve sürekli arkadaşlık siteleri ile başka partner arayışında olduklarını başkaları bilsin istemezler. Kız arkadaşı olmayan biri olmak diye bişi varya hı hı, işte o mesele 😉 İşin garibi, erkeklerin çoğunun, ayran gönüllü olmalarından ötürü de kız arkadaşları olmuyor zaten. E diyorum ya dertleri aşk veya ciddi bir ilişki değil ki; Bir kaç gün önce tv’de prof.’lardan birinden duyduğum şu cümleye çok takıldım: ”Aşk yenilenebilir ama sürdürülemez… Ama yetinmek, karar vermek dur demek gerekiyor” muş ünlü profesörün söylediğine göre. Başlı başına bir tartışma konusu diyorum, o yüzden özetle şuraya bağlamak adına erkeklere şunu diyorum: yetinin yani siz de artık bir kişişyle! Bu arayış nereye kadar? Sonu yok ki!

Erkekler ayrıca bu arkadaşlık siteleri ile biriyle tanışınca da “ben öyle çok takılmıyorum, öyle ayda, yılda bir” diyerek aslında bu uygulamalara daha sık giriş yaptıklarını hep saklarlar. E tabi arkadaşlık sitelerinden beklentinin, istisnaların yanı sıra, başka ne için kullanıldığı da ortaya çıkıyor.  E tabi bu yüzde yüz bir genelleme değil ama yazımız çoğunlukla daha çok cinselliğine düşkün olan erkeklere hitap ettiği için, daha açık olmayı tercih ediyorum. Genel olarak erkeklerin ciddi düşüneceği biri arayışları olmadığı ve çoğu erkeğin kısa süreli zevkine eşlik edecek bir seks partneri aradığı kanıları daha yaygın olsada kesin bir bilgi değil, keza araştırmalar farklılık gösteriyor. E erkekleri tanıyor işte kadınlar 🙂

Üstüne üstlük, arkadaşlık sitelerine, ‘evlenilecek kadın’ değil, ‘eğlenilecek kadın’ olur ön yargısıyla yaklaşırlar! Elbette istisnalar hiç bir zaman kaideyi bozmaz ve nikahına alan da çıkar…orası belli olmaz, 5 parmağın 5 i bir olsaydı hatta anlatmaya çalıştığım tüm olasılıklar tam doğrular olsaydı vay dünyanın haline… Five fingers are not the same diyeyim bare 🙂

Erkek zihniyetinin geneline bakacak olursak, ilk hedef nikahına alacak kadın değil, cinsel ihtiyaçlarını görecek bir kadın bulmayı istedikleri düşüncesi, kadınların çoğununun değerlendirdikleri ilk opsiyonlardan biri. E yani tabi herkes özgür…Ama yani bizim ülkemizde, kültürümüzde öyle her kız her önüne gelenle birliktelik yaşıyor diyemeyiz!. Hani bu durum  Avrupa’da böyle değil de diyemeyiz. Orada seks daha az tabu gibi. Keza bu göreceli ve tartışmalı bir ayrıntı da orası ayrı mesele. Bizim buralarda bir kız öyle her hoşuna gidenle yatağa atlamıyor! Atlayabilir de zaten kastım kimsenin özel hayatına karışmak, müdahele etmek heleki kısıtlamak asla değil. Burası, bir erkeğin eline muhtaç olmayan kendi ayakları üzerinde durabilen her kadının istediği gibi hür yaşayabileceği bir ülke ve toplum.

Erkekler ayrıca böbürlenmeyi seven tiplerdir bilirsiniz. Biriyle birlikte olmayı başarı sayar tabiri caizse malı götürmek meselesi olarak erkek erkeğe makara yaparlar 🙂 ama arkadaşlık sitelerinde partner arayan bizim kızlarımız maalesef öyle her önüne gelene yüz vermiyor. Ayrıca iki ucu bilmem ney değnek hesabı oralarda partner arayan kadınlara da iyi gözle zaten bakmıyor! Arkadaşlık uygulamalarındaki bayan üyelerin büyük bir çoğunluğu, daha ciddi ilişkiler peşinde. E tabi erkekler kadar bazı kızlar da sadece keyfine bakabiliyor. Ve erkekler genelde bu tarz kızların peşinde olup bir de bu kızlara iyi gözle bakmazlar. Yani erkekler ilişkiler konusunda, maalesef biraz problemli olabiliyor. Arayışları konusunda net olamadıkları gibi ne istediklerini de bilemiyorlar. E canım ruh hali diye bişi var. Bu sadece erkekler için geçerli değil. Kadınlar da bazen ne istediğini bilemeyebiliyor. Kadın demek can demektir, kadın demek soy demektir… Şimdi elbette konuyu felsefeye bağlamayacağım. Hatta burada son vermek ve daha çok ilgilendiğim hayal fantazi aleminde neler oluyor’a bakmayı tercih ediyorum. Sadece sevgili kadınlara, erkeklerle ilgili görüşlerimi vermek istedim 😉 Erkeklerde kızmasın lütfen 💖💘 Basit bir kişisel sentez bu. Her zaman şunu derim. Söz konusu insan ise sonuçlar asla hesaplanamaz. Bir sonraki yazımda erkeklerin trans kadınlarla birlikte olma meselesinden bahsettim ve merakla okuyacağınıza eminim. Konuya istinaden bizimle hem fikir olabilir veya bir şeyler öğrenmek için bile okuyabilirsiniz. Lütfen unutmayın, Trans kadınlar vardır ve trans kadınlar kadındır. Kadın da kadındır, ötesi olamaz. Trans kadınlara olan bakış açısı toplumsal bir meseledir ve aşılması gereklidir. Tüm taraflarıyla ele aldığım yazı alttaki linkte

https://stories.angelsturkiye.com/2019/01/transseksuel-kadinlarla-kimler-evlenir-bir-erkege-es-olma-olasiliklari-nedir/

Google keep ile daha da üretken olun


Google Keep, Google’ın güçlü bulut teknolojisi sayesinde, kullanabileceğiniz çok faydalı bir not alma uygulamasıdır. Tüm ayrıntılarını kullanmaya başladığınızda sesli bir ajanda da olabildiğini görebileceğiniz bu uygulamayla aldığınız notlara resimler sesler videolar eklemek mümkün. Not renklerini değiştirebiliir ve notlara etiketler ekleyerek daha rahat bulunmasını sağlayabilirsiniz. Elbette bir çok yazı söz konusu ise etiketleme iyi bir seçenek.

Özellikle blogger platformunda yazanlar için çok iyi bir metin editörü diyebilirim. Blogger uygulaması bildiğiniz gibi mağazadan direk indirilemiyor ve haricen indirdiğiniz uygulama nedendir bilmem çok pratik değil ve arayüz biraz fazla basit ve yer yer hata verdiğini gördüm. Google Keep’in ayrıca Chrome eklentisi de mevcut. Telefonunuzdan yazdığınız ve eklediğiniz tüm içeriğe anında masa üstünden de ulaşabiliyorsunuz. Bilgisayar karşısına geçmeden önce yazdıklarınız kolayca elinizin altında oluyor. Google Keep eklentisini de haricen Chrome mağazasından 👈indirmeniz gerekiyor.

Tarayıcınızda o anda hangi Gmail hesabınız açıksa o hesaptaki Google Keep uygulamasına erişirsiniz. Yani telefonunuzda ve bilgisayarınızda aynı Gmail hesaplarının etkin olması gerekiyor. Neyseki yakın zamanda Google Chrome çoklu hesap desteğiyle zaten bir çok kullanıcıyı bu hesap değiştirme işinden tek kalemde kurtardı ve bomba bir hamle yaptı. Diğer projeleriniz için ayrı ayrı Gmail hesabınız var ise Google Keep aynı Chrome gibi eşlik etme konusunda son derece hızlı. Cep telefonunuzda Google Keep uygulamasının farklı hesaplar arası geçişi de tek tık kadar kolay ve hızlı. Google keep dokunduğunuz an not almaya hazır ekranıyla sizi karşılar. Not alabilecek durumda olmadığınız zaman dilerseniz sesli not bırakabilirsiniz. Bu özellik Google’ın güçlü ses tanıma özelliği sayesinde yazdıklarınızı tıpkı GBoard klavye uygulamasında oldugu gibi metne dönüştürüyor. Aynı anda hem sesli notunuz hemde notun metne dönüştürülmüş hali aynı belge içinde saklanıyor. Metinde hata olursa ses kaydını dinleyerek de düzenleme yapabilirsiniz. Yazınıza görsellerde ekleyebilirsiniz dememe sanırım gerek yok.

Sadece Blogger değil WordPress kullanıcıları içinde hayat kurtarıcı türden bir uygulama. WordPress her ne kadar çok gelişmiş bir mobil arayüz uygulaması sunsa da söz konusu mobil uygunluk hızlı not alma ve pratiklik olunca hem Blogger hem WordPress Google Kepp kadar hızlı ve pratik değil. Tabiki Goole Keep ile içeriğinizi yazıp düzenlemek çok daha hızlı ve daha kolay.Düzenlediğiniz yazılarınızı basitçe diğer uygulamalarla paylaş diyerek WordPress veya Blogger uygulaması ile paylaşabilir ve her iki uygulamanın yazı yazmadaki dezavantajını avantaja dönüştürebilirsiniz.

Harbiye Caddesinden Taksime

Harbiye deyince nedense, caddenin geceleyinki imajı gelir aklıma. Belki de bu blogu okuyan bir çok LGBT birey de, hep gecesini hayal ediyordur Harbiye caddesini ilk duyduğunda. Elbette gündüzü olduğunun da farkındayız. Ama nedense bana, biz hep gecelerin insanıymışız gibi gelirde! Harbiyeden Taksime doğru yürürken özellikle geceleri, karşıdan gelen diğer lgbt bireylerle karşılaşmanız an meselesi. Bazen grup halinde, bazen tek… Tanımadığım Lgbt bireylerle defalarca göz göze geldiğimi hatırlarım…Kimisi selam verircesine bakar, kimisi hava yapar veya kimisi nötr bir yüz ifadeyle karşılar sizi o kısacık göz temasında. Heleki karşılaştıysanız seks işçisi bir travestiyle, işte onlar zaten bambaşka bir hikaye. Harbiye burası sadece lgbt yok ki.. Cadde gecenin ilerleyen saatlerinde hafiften na-tekin bir hal de alabiliyor zaman zaman. Keza İstanbul’un kalbi olan Taksim’e akan ana damar gibidir Harbiye Caddesi!

Harbiye tam olarak nerede başlıyor? İşte caddenin başında Love Dance Point isimli kaliteli bir gay klüp var. Nişantaşı’nın hemen girişiyle kesişen o kısımdan Taksime kadar uzanan cadde, Harbiyenin özüdür… Ah o sokakların dili olsa da konuşsa! Hepsini birden dinlemeye ömür yeter mi? Harbiyenin bir perisi olsa Google gibi siz sorsanız o size içinden seçip anlatsa anıları. Bu çok ütopik oldu… İşte Harbiyeden yakın zamanda çektiğim fotoğraflar

Buradan hemen sonra Taksim Gezi Parkı için alttaki bağlantıya gidebilirsiniz.

Taksim gezi parkı

Taksim gezi parkı her mevsim başka renklerde

Taksim gezi parkı Taksimin Tam orta yerindeki halka açık muhteşem güzellikteki bir parktır. Taksimde Talimhane semtinde bulunur. Bir ucu Harbiyenin bittiği yerden başlar, Talimhaneyi de kapsayan bir şekilde diğer ucuyla Taksim Meydanına çıkar. Bir zamanların Topçu kışlasının olduğu sonradan parka dönüştürülen gezi alanının tarihiyle ilgili merak ettikleriniz varsa, Taksim Gezi Parkının geçmişine, hikayesine, kimliğine, tarihine buradan ulaşabilirsiniz. Atlas dergisinin yayınlarından biri olup akıcı yazımıyla sonuna kadar okuyabileceğiniz bir hikaye gibi..Kısaca bir geçmişe gidip geliyorsunuz. İşte son ziyaretimde ve ondan daha önceki ziyaretimde çektiğim fotoğraflar. Daha rahat bir dezinti için yatay ve dikey fotolar sınıflandırılarak eklenmiştir. Bir kaç mini video gönderinin en sonunda. Park her mevsim farklı renk tonlarıyla karşılıyor bizi.

Taksim parkından videolar

Instagram takipçi arttırma uygulaması Followers Chief

Followers Chief Instagram takipçi arttırma otomasyon uygulaması

Instagram takipçi arttırma uygulamaları şu sıralar çok rövanşta ve herkes çok takipçiye sahip olmak istiyor. E bu zaten günümüzün konusu değil. Instagram patladığından beri Instagram’da fenomen olmak isteyen herkes bu platforma yüklendi. Özellikle 2015’ten bu yana bu takipçi isteğinden kar eden belki binlerce firma veya bayi vs. gibi takipçi satanlar var. E tabi takipçi almak artık ne kadar mantıklı bir çözüm tartışılır. Gerçek takipçi, robot takipçi derken kimin ne olduğu belli değil.  500 (beş yüz) gerçek takipçiyi 50 TL den satan da var 5000 (beş bin) takipçiyi 50 TL satan da var. Her ikisi de son derece tartışmalı kitlelerdir. Yani 500 takipçi gerçek olduğu için mi 50 TL yoksa 5000 takipçi bot olduğu için mi 50 TL konusu çok net değil ve hatta daha karmaşık. Ancak takipçi satın almak prestijli veya hak edilmiş bir artış sayılmaz.

Hatta küçük bir görüş ekleyeyim: Diyelim ki 5 bin takipçi aldınız, ve 5 bin tanesinin de gerçek olduğu söylenmişse, siz takipçiyi aldıktan sonra yarısından fazlası takibi bırakıyorsa, bu kişi gerçekten de gerçek takipçi satıyordur diyebilme ihtimali daha yüksek. Çünkü alakasız kişiler sizi takibi bırakır ve bu çok normal.  Elbette herkese hitap edecek türden bir sayfanız varsa gerçek takipçi de alsanız, gerçek takipçinin bırakma ihtimali daima olasılıklar arasında. Takipçi stratejisi ile alakalı daha fazla bilgi Instagram’da fenomen olmak başlıklı yazıda. Bu konuyu burada bırakıp size kendi kullandığım Followers Chief takipçi arttırma programından bahsetmek isterim.

Öncelikle web de bir çok uygulama ve başarılı platformlar olduğunun altını çizeyim. Instagram otomasyon programları diye aratırsanız, daha rahat kullanabileceğiniz web tabanlı uygulamalar bulmak mümkün. Ancak bu uygulamalar neredeyse fazla pahalı.

Followers Chief dikkatli kullanın 

Benim sizlere tavsiye etmek istediğim uygulama başlıkta adı geçen ve fiyatı da çok uygun olan Followers Chief. İlk bakışta biraz karmaşık gelse de (keza biraz öyle ama yapacak bir şey yok bu kadar şey ancak böyle sığdırılabiliyor) kısa sürede kullanıma hakim oluyorsunuz. İyi bir senaryo kurarsanız gerçek takipçiye daha kısa sürede ulaşıyorsunuz. Yavaştan almak yararınıza olacaktır. Keza bu sıralar bir çok sosyal medya platformu otomatiğe bağlanmış hesaplara karşı çok daha kapsamlı politikalar oluşturmuş durumda. Bu tarz uygulamalar çok çok dikkat etmezseniz  sayfanızın kapatılmasıyla sonuçlanabilir.

Sonuç olarak bu robot bir uygulama ve sizin yapmanız gerekeni anormal derece de hızlı veya ayarlarınıza göre yapabiliyor. Bu bağlamda Instagram limitlerini zorlamamaya dikkat etmeniz gerekiyor. Yani Instagram standart bir kullanıcının saatte 60 beğeni veya saatte 60 kişiyi takip veya saatte 60 takibi bırakma işlemi yapmayacağını bilir. Bunu gerçek hayatta düzenli bir şekilde kaç kişi yapar? Followers Chief uygulaması tam olarak bunu yapıyor. Kullanıma istinaden görsel üstünde açıklamalar ekledim. kullanımız sonucu hesabınız kapatılırsa limitleri fazla aşmış olabilirsiniz. En gerekli ayrıntıları resim üzerinde izah ettim. 

Resim dosyasını cihazınıza indirerek daha rahat okuyabilirsiniz

Instagram takipçi arttırma uygulaması

Instagram takipçi arttırma uygulaması Followers Chief 2020 güncelleme: Aylık 40 TL

Programı yeniden kullanmak istedim. Ancak hem uygulama fiyatında ciddi oranda değişiklikler olmuş. aYLIK 40 TL bence biraz fazla olmuş. Uygulamanın ara yüzü ile güncel ara yüzü arasında çok fazla değişiklik yok. Sadece bir kaç ekstra opsiyon eklenmiş. Bu yüzden yukarıdaki resim halen geçerli sayılır. Sadece sağdaki fiyatı belirttiğim bölümü resim dosyası olduğu için güncelleyemiyorum. Followers Chief bence artık pahalı bir uygulama. İstenen fiyat modül başım mı yoksa hepsini bir den mi içeriyor emin olamadım. 8 TL iken mantıklıydı ama şu an için değil. Bu uygulamayı kullandığım için hesabım defalarca kapatılmıştı. Ancak bu uygulama halen varsa muhtemelen Instagram politikalarına uygun bir çözüm geliştirmiş olabilirler. Aylık 40 TL isteniyorsa muhakkak bir çözüm bulmuşlardır diye düşünüyorum. Uygulamayı indirip her hangi bir servisi almak istediğinizle fiyatlarla karşılaşıyorsunuz. Uygulamayı daha önce kullanmadıysanız 7 günlük deneme süresini iyi değerlendirin 🙂 Uygulama burada

WordPress Hello Dolly eklentisi nedir

Her wordpress blog yönetcisinin ilk yüklemede gördüğü Hello Dolly eklentisi nedir?

Açıkcası ilk başlarda bana son derece sinir bozucu geliyordu çünkü her wordpress kurulumunda varsayılan olarak kurulan bu eklentinin hiç bir etkisi katkısı yok. Ancak son zamanlarda daha çözüm odaklı düşünmeyi, empati kurmayı vs. gibi felsefi akımlarda yaşadığım için  😉 durup bir düşündüm. Eğer bunu varsayılan olarak kurmuşlarsa bir bildikleri vardır diyerek bir baktım internette neler var diye.

Hello Dolly, Louis Daniel Armstrong isimli Amerikalı Caz müzik şarkıcısının parçalarından biri.

WordPress platformunda ilk kurulumda gelen bu eklenti alttaki video klipteki, Louis Armstrong tarafından seslendirilen Hello Dolly isimli parçanın sözlerini gösteren, ve admin panelinde sayfayı her yenilediğinizde sözleri değiştiren bir eklenti. E tabi bu sözlerin alttaki parçada geçen sözler olduğunu bilmiyordum. Sanıyordum ki blog yazarlarını motive etmek için  orada duran sözlerdi 🙂 Ama şarkının sözleri olduğunu internette bakıştırınca öğrendim. Eklenti de gereksiz bu konuda gereksiz mesela 🙂 Ancak merak bende böyle bişi..

Hello Dolly wordpress platfromunun ilk eklentilerden bir tanesiymiş. 2004’te wordpress kurucuları tarafından yapılmış ve wordpress 1.2 sürümüne, yani eklentilerle entegre edilebilen mimari yapısına geçtiğinden beri her kurulumla birlikte gelmeye devam ediyor. Aslında önceki sürümlerde Hello Dolly eklentisinden başka, varsayılan olarak gelen başka eklentilerde varmış. Sanırım zamanla diğer varsayılan eklentilerden vazgeçilmiş ve sadece Hello Dolly kalmış geriye. Ayrıca bazı bloglarda, eklentinin duygusal değerlerin dışında pratikte hiç bir anlamı olmadığından ve gönül rahatlığıyla kaldırılabileceğimizden bahsediyor. Özetle Holly Dolly wordpress kurucu ortaklarından brinin, wordpress’in ilk eklentilerle çalışabilen hale geldiğinde yazılmış basit bir eklenti. Hani yazılımcı kafası biraz başka kafalar. Koskoca wordpress’in kurucularından birisi böylesine kimilerince gereksiz (keza öylede) bir eklentiyi neden varsayılan olarak koyabilir ki? E burada yukarıda da bahsettiğim gibi duygusal değerler veya daha felsefik yaklaşımlar olabilir. Hani işte adam nihayetinde wordpress’in kurucusu…! Hani biraz imza niteliği taşıyor desek yanlış olmaz. keza wordpress içerik yönetim sistemini kullanan ve ilk kuran herkes bu uygulamayı görmüştür.

Dilerseniz şu videoya da bakabilirsiniz. Video ingilizce.