Ne tür bir blog sitesi kurmalıyım? Blogger’da kategori ile sınırlı değilsiniz

Ne tür bir blog sitesi kurmalıyım? Ne konuda içerik üretmeliyim?

Teknoloji, ve genel olarak bilişim dünyasındaki gelişmelere istinaden günümüzde, farklı bilgiler bulabileceğiniz yüzlerce ve hatta binlerce websayfası görmek mümkün. E tabi internet deyince, farklı içerik yönetim sistemleriyle oluşturulmuş ve ziyaretçiye sunulmuş, birbirinden renkli ve değişik tasarımlarda arayüzleri olan websiteleri akla geliyor. Birbirinden yeni bloglar ve kişisel siteler artık kategorileri açısından da değişiklik gösteriyor. Hatta asıl alaka kategorilerin alakasızılığı oluyor 👍

İnsanlar artık o kadar çok konuda içerik üretiyor ki, kişisel bir web sitesinin tek bir çizgide kalmasını sağlamak kişinin kendini sınırlandırması gibi bir şey olur. Çünkü kişisel blogunuz hayal gücünüzle dokuyacağınız size özel yerdir. Hani kurumsal ve amaca yönelik oluşturulmuş sitelerden bahsetmiyorum. Örneğin chip veya shift delete sitelerinde teknolojinin dışında başka bir kategori görmek söz konusu değil. Bu siteler amaca yönelik oluşturulmuş sitelerdir.

Hepsi bir arada çözüm sunanlarda var elbette. Ancak olaylar kurumsallaşınca zor olan ‘belli bir çizgiyi korumak’ daha kolay oluyor hani ekip işi oluyor profesyonellik dediğimiz şey!. Keza tek bir kategoriye yönelik içerik üreten chip veya shift delete gibi siteler bunlara birer iyi örnek olup, bu siteler çok ciddi bir ekibin çalışmasıdır. Bu bağlamda kişisel siteniz için tek bir kategoriye yönelik içerik üretmek özellikle blogundan gelir elde etmek isteyen  bireysel kullanıcılar için kendini sınırlamak ve dolayısıyla daha az kazanmak anlamına gelebilir. Elbette tek bir kategorye yönelik içerik üreten kişisel blogunuzda olabilir. Bu durum emeğiniz ve motivasyonunuzla orantılıdır. Elbette sadece kazanç elde etmek için değil blog yazmayı gerçekten sevenler olduğunu da göz önünde bulundurun. İlk amacınız bu olursa. Daha avantajlı da olabilirsiniz.Bunun yanı sıra, kişisel blogunuzda içerik ve kategoriler konusunda özgürsünüz ancak gelir elde etmek için bazı ayrıntılara dikkat etmek gerekiyor.

Özellikle blogger platformunda içerik üreten blogger arkadaşlar daha iyi bilirler; Blogger kategori bazlı çalışan bir blog alt yapısı sunmaz. Bu ne demektir? Kişisel blog yazarlarının istedikleri her konuda yazabileceği, blog tutabileceği demektir elbette. Dilediğiniz her konuda yazmakta hürsünüz. Ancak blog sektörü, blogundan kazanç elde etmeyi planlayanlar ile blogunu sadece günlük gibi kullananlar şeklkinde 2 ye ayrılır. Öyle ilginç bloglar varki; mesela bir tanesi resmen günlük defteri gibi! Ayrıca oku oku bitmeyecek kadar belki binlerce gönderi var blogunda.  Üstelik tüm gönderiler itinayla, ve yürekten yazılmış. Yaşananlar kendi yaşadıkları değilmiş mesela öyle diyor blogunda ancak ustaca kaleme aldığı ayrıntılarla dolu yazılar… Ağzına kadar dolu bir blog yani. Blogun keyif için açılmış olduğu gayet de belli… Ancak bazı bü tür bloglar bu samimi içerikleri yüzünden blogundan gelir elde edemeyebilir. Çünkü başta Google Adsense olmakla birlikte bir çok iyi düzeyde olan kazanç firmaları bu tarz siteleri kabul etmez. Bu kişiler alternatif olarak daha çok trafik sağlayacak içerikler üretmekle uğraşıp blogundan kazanç elde etme kafasında zaten değiller… Keza Adsense’in politikalarını geçmekte bir hayli zor.

Kazanç elde etmek için içerek üreten bloglar

Kazanç elde etmek için bir blog sitesi kurmak çok cazip bir fikir. Ancak Yukarıda bahsettiğim blogger gibi yazmayı ve içerik üretmeyi seviyor olmak gerek.. Örneğin yukarıda bahsettiğim blogger bu kadar yazıyı kazanç elde etmek için değil istediği için yazmış. Örneğin alternatif olrak bir haber sitesi kurmaksa niyetiniz bu (kısa vadede) tek başınıza başarabileceğiniz bir şey değil. Olşuturacağınız site en azından blogger üzerinde kazanç sağlamaya çalışacağınız tek başınıza başarabileceğiniz türden olmalı birazda uslup ve içeriğe dikkat etmek gerek elbette. Kurumsal fikirleri veya ekip işini tartışmıyorum bile… Dahada basitleştirmek için şöyle örnek vereyim. Örneğin sıradan bir seyahat blogunuz varsa ve gerçekten sık sık seyahat ediyorsanız. Gittiğiniz her yerle ilgili yazı yazıp güzel görsellerle destekliyorsanız işte size başarı ve kazanç vaad eden bir blog. Bu sıralar, hatta uzun zamandan beri seyahat blogları çok tutan projelerin başında geliyor. Seyehat bloglarını ekipleşerek kurumsal düzeye taşıyanlar olduğu gibi bunu sıradan yine kendi tarzıyla kazanç beklentisi olmadan yazanlar da var. Ancak fikir olarak bunu değerlendirebilirsiniz.

Günlük tarzında yazılan bloglar ile kazanç elde etmek zor olabilir

Rövanşta olan bir diğer blog türü de tabiki teknoloji blogu. Ancak herkesin bir gezi blogu kurması biraz daha olasıyken, teknoloji sitesi veya blogu kurması o kadar kolay değil. Teknolojiyi yakından takip ediyor olmak önemli ve tabiki sınırlarınız sabrınız ve üretkenliğinizden başka bir şey değil o da ayrı mesele. Ve tabi bu alanda da çok fazla blog hatta yukarıda da bahsettiğim chip ve shift delete gibi kurumsal ciddi siteler söz konusu. Keza seyehat blogları deseniz, çok kişisel türlerden profesyonel sitelere kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Elbette çok orjinal bir fikrinizde olabilir. Trafik alacak türden konular olmasına dikkat etmek önemli. Günlük tarzı içimizi boşalltığımız bloglar tabiki olmalı. O da ayrı mesele.. Üstelik sadece günlük tutmak için bile bir blogunuz olabilir.. Gerekirse sadece sizin seçtiğiniz kişilerin görmesi üzere bile ayaralayabilirsiniz. Günlük bir gün yok olup gidebilir… Bir blog itesinde herşeyiniz çok daha güvenli.. E tabi facebook varken neden bir günlük bloguna ihtiytaç duyayım ki? Zaten tüm fotolarım ve yazmak istediklerim orada. Böyle düşünüyorsanız tabiki de bir blog sitesine ihtiyacınız yok. E belki siz başka bir tarafı olmayanlardansınız! İçerik üreten kesimde olmak diye bir şey var ona istinaden söyledim…

Ben kişisel blogumu kendi zevklerim doğrultusunda oluşturdum. Sizlerde elbette az çok bilgi sahibi oldugunuz veya hakkında söylemek istediğiniz şey olunca yazdığınız bir bloga sahip olabilirsiniz. İnsanların faydalanabileceği, bilgi edinebileceği veya ilgiyle okuyacakları bir şeyler oluşturmak daha iyi bir trafik elde edeceğiniz anlamına gelebilir. İlginç kategorileri bir arada sunmak hiçte fena olmaz. Mesela, yine yakın zamanda ilginç denebilecek şekilde farklı kategorileri bir arada bulunduran bir bloga denk geldim. blogda bir çok ilginç kategorinin yanısıra, I phone için ayrı bir kategori ve dualar vb dini bilgiler paylaşımı gibi kategorilerin bir arada olması söz konusu. Tabi bu bir olumsuz eleştri değil. Aksine zaten yazımın başından beri  anlatmaya çalıştığım ve kategorileri bertaraf ettiğimiz üretkenlikte sınır ve kategori tanımamak konusunun altını çizmeye çalışıyorum. İllede kurumsal düşünülmeden de profesyonel şeyler çıkarmak kesinlikle mümkün. Google’ın Blogger platfromu bunun için iyi bir başlangıç. Daha profesyonel bir izlenim için çoğu blog servisi zaten kendi barındırma servisine 3. parti alan adı kullanmanıza izin veriyor. Tabiki blogger ile ve wordpress gibi platfromlar bu işte başı çekiyor.

Blog ve içerik yönetim sistemlerini tanıyın

Blog yazma, websitesi platfromları vs. gibi konularda hiç bilginiz yok ise anlamanıza birazda olsa yardımcı olacak şu başlığa bakabilirsiniz

Ayrıyeten, linkteki yazı içinde verdiğim link ile hangi platformun sizin için daha faydalı olacağına kendinizin karar vereceği bir başka yazı link var. Seçim yapmanız konusunda faydalı olabilir.

Google Gboard Klavye ile Sesli Yazdırma

Google Gboard klavye ile konuşmadan metne

Google Gboard klavye Konuşmadan metne ve kaydırarak yazma özellikleriyle marketteki en iyi ücretsiz telefon klavyeleri arasında. Üstelik (speech to text) konuşmadan metne özelliği Türkçeyi tam destekliyor. Sesli yazdırma özelliğini farklı ses düzeyinin olduğu ortamlarda test ettik. Ancak ondan önce sesli yazdırma teknolojileri hakkında şu bir kaç bilgiyi eklemek isterim.

Konuşmadan metne dönüştüren sesli yazma teknolojileri

İngilizcesi speech to text şeklinde olan bu terim ve teknoloji aslında yaklaşık 5 6 sene önce hayatımıza girdi ve malumunuz üzere gittikçe daha iyi bir hale geldi. Bu teknolojinin geliştirme çalışmalarından birine katıldığımı da hatırlıyorum. Çok emin olmamakla birlikte çalışmanın Google veya Google adına çalışan bir alt şirkete ait olduğunu hatırlıyorum. Htc’nin Dream isimli yana açılan modeliyle ses verisi topluyolardı. Gönüllü kişilere o sıralar küçük bir miktar ödeme de yapılmıştı. E tabi o zamanlar toplanan verilerin ne amaçlı olduğunu çok kestiremiyordum. Anladım kı içinde kendi sesimin de olduğu bir projeye katılmıştım. Veya artık söz konusu çalışma hangi firmaya aitti tam olarak bilmiyorum.  2008’de Çalıştığım iş yerinde Avustrulyalı bir arkadaşım bu projeyi yönetiyordu. Aradan yaklaşık 12 yıl geçti.

Sesli yazdırma teknolojileri aslında henüz 2020 sonuna doğru kusursuzlaşmış değil. E tabi bu işlevselliğe nereden baktığınıza bağlı. Yani çok ciddi bir doküman yazılacaksa asla güvenilecek bir şey değil. Ancak günlük yakın çevre ile iletişimde kesinlikle hayat kurtaracak türde.

Google Gboard klavye

Google Gboard klavye, eğer hızlı yazmak sizin için önemliyse Google Play mağazasındaki en iyi ücretsiz klavye uygulaması . Özellikle yazdığını anlama ve önerilerde bulunma özelliği ile son derece hızlı ve etkili yazabilirsiniz. Yazı şeridi ile size önerilen kelimeler arasında seçim yaparak hızlıca cümlelerinizi oluşturabilirisiniz.

Telefonların küçük ekranlarında klavye ile yazı yazmak yerine göre tam bir sıkıntı. Ayrıca telefon klavyelerindeki Türkçe karakter sorununu bu sıralar daha az yaşıyor olsak da, yazı yazarken ‘ı’ veya ‘i’ harflerinin rastgele seçildiğini deneyimlemişsinizdir. ‘İ’ harfinin üzerinde basılı tutup çıkan diğer karakterler arasında ‘I’ harfini seçmek yazmayı biraz yavaşlatan bir kombinasyon. Neyse ki diğer çoğu klavye uygulamalarında da bu durum düzeltilmiş. Ayrıca, artık çoğu klavye, tahmin ekranından size yazdıklarınızın kombinasyonuna göre olası kelimeleri gösterdiği için, yazarken çıkan kelime önerilerini seçmek yazmaktan veya tek bir Türkçe karakteri seçmekten daha hızlı olabilir. Bu tahmini kelimeler bazen klavyenizin sizden öğrendikleri olabileceği gibi, hali hazırdaki veri tabanından seçilen kelimeler de olabilir. Çünkü bu klavyelerin çoğu kelimelerinizi düzeltmenin yanı sıra, yazma şeklinizi de anlıyor ve öğreniyor. Gboard klavye ve diğerleri bu bağlamda aynı mantıkta çalışırlar ve bunda yapay zeka ve makine öğrenme teknolojisinin büyük payı var.

Gboard klavye dilini değiştirmeden çok dilli yazmanızı sağlıyor

Gboard, Yazı yazarken yazdığınız dili anlayacak kadar güçlü bir klavye. Tabi bunun için ayarlardan bir kaç küçük ayrıntıyı düzenlemeniz gerekir.

Örneğin yazı yazarken birden İngilizce yazmaya geçebilirsiniz. Sonraki cümle, çoklu dil tanıma özelliğiyle gboard tarafından hiç müdahele edilmeden yazılmıştır ”If you decide to continue in English Gboard automatically understands and lets you continue with the preferred language”

Bildiğiniz tüm dilleri ekleyerek aynı anda çok dilli yazabilirsiniz. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi ayarları yapılmış Gboard ile dil algısı otomatik. Yani hemen İngilizce veya Fransızca bir cümleye veya yazıya geçtiğinizde dil ayarlarından değişiklik yapmanıza gerek kalmıyor. Özellikle günümüzde bazı marka veya terimlerin İngilizce olduğu ve bu isimleri olduğu gibi yazmak gerektiğini göz önünde bulundurmak gerek. Kurumsal veya kişisel alanda sıklıkla mail atan, veya çok dilli yazı yazan birisiyseniz Gboard yine etkili bir klavye uygulaması. Zaten Google’ın kendisine ait bir klavyeden güçlü olmasını bekleriz. E tabi ücretsiz ve reklamsız olan klavyeleri göz önünde bulundurduğumun altını çizmek isterim.

Gboard ile sesli yazdırma testi

Bir klavyede olmazsa olmazlardan, olması gereken türde bir iyilik bu 😉 Konuştuğun kadar hızlı yazabilir misin? Genelde hayır. Ancak Gboard söylediklerinizi metne dönüştürmede çok iyi. Alttaki paragraf sessiz bir ortamda konuşmadan metne özelliğiyle yazdırılmıştır. Yazdırırken arka planda müzik yüksek seste veya bazen kısık seste çalıyor. Sesli yazdırmayı, bazen telefonun mikrofonunu hoparlöre iyice yaklaştırarak da test ettik. Alttaki paragraflar komple sesli yazdırılmıştır. Yazdırmak için kullandığım metin yazma uygulaması ise Google Keep. Metinde çok fazla hata olduğu için metni görüntüye dönüştürerek ekledim. Metnin kendisini incelemek isterseniz alttaki metin belgesini indirebilirsiniz.



Yukarıdaki sesli yazdırılmış paragrafları normal ve aşırı durumlarda denedim. Klavye sesi anlamada hiç te fena değil. E tabi normal standartlarda telefonunuzun mikrofon tarafını hoparlörün içine kadar yaklaştırmayacağınızı ön görerek, uygulamanın iyi iş çıkardığını söylemek mümkün. Keza sona doğru (sesi yükselttik başlığının altındaki paragraf) mikrofonu hoparlörün içine kadar yaklaştırdığımdan ötürü mikrofon konuşmayı hatalı algılamaya başladı. Ki bu çok normal. Ancak günlük kullanımda sıradan ortamlarda sesi algılamada gayet iyi diyebiliriz. Her halükarda noktalama işaretlerini eklemek ve düzenlemek için manuel olarak düzenlemek (editlemek) gerekli olacaktır. Resimdeki yazı hatalarının metne yansımaması için yazı görüntü olarak eklenmiştir. Gboard klavyesini indirmek isterseniz burada.

İngilizce blog yazanların yardımcısı Grammarly

Grammarly İngilizce blog yazanların yardımına koşacak bir Chrome eklentisi ve Windows uygulamasıdır. Ayrıca Grammarly Keyboard klavye uygulaması da Google play Ve Appstore’dan indirilebilir.

Özellikle öğrenci arkadaşları yakından ilgilendiren bu yazımda sizlere eğer daha önce duymadıysanız Grammarly eklentisinden kısaca bahsetmek istiyorum. Özellikle İngiliz dili bölümü öğrencileri ve hatta mezun olma aşaması için tez hazırlama zahmetinden geçen dilcilere duyrulur. Eğer daha önce kimse size Grammarly eklentisinden bahsetmediyse mutlaka bir sonraki İngilizce yazınızı Grammarly Chrome eklentisi veya masa üstü uygulaması ile deneyin!

Grammarly İngilizce yazılardaki hata ve anlam bozukluklarını algılamada şaşırtıcı derece usta bir eklenti. Programla yarışmaya kalkmayın zira anadili İngilizce olanların da çok fazla hatası çıkıyor. Biz kendi dilimizde yazarken de çok fazla hata yaparız. Bu çok normal bir durum elbette. Özellikle Microsoft Ofis uygulamasının ‘Word’ belgesiyle yazı yazanlar, yazdıkları yazının altındaki kırmızı çizgiyi bolca görürler. Aynı şekilde İngilizce yazılardaki hataları da gösteren Microsoft’un word uygulamasını da çok kullandım ancak, hani Word programı, yazı yazmanın ötesinde bir hizmet olduğu için Grammarly ile kıyaslayarak ilerlemek çok doğru olmaz keza küçük bir örneklendirme olması için bahsettim sadece. Yazılarımızın altındaki kırmızı işaretler varya işte onları sıklıkla görürüz.

Dilerseniz Kendinizi Test Edin!

Hali hazırda ingilizce yazılar yazan biriyseniz Grammarly’e direnmeyin. Çünkü kusursuz yazmak kendi anadilimiz de dahil olmak üzere, çok çok zordur! Daha doğrusu ve çünkü, yazarken, yazdığımız şeyin anlatmak istediğimizi vermesine odaklanırız. Bazılarımız ufaktan bi kontrol yapsa da çok fazla hata bulamayız. Bu yüzden editörlere çoğu zaman ihtiyaç duyulur. Yani hatamız çok çıkacaktır. Ancak Grammarly en azından İngilizce yazanlar için güçlü bir yardımcıdır. Sizin editörünüz olabilir. Dilerseniz hemen bir paragrah yazı yazın (e tabi ingilizce) ve defalarca kontrol edin. Ardından Grammarly eklentisi etkinşetirin ve kontrol etmesi için sayfayı yenileyin. Altı kırmızı kelime hiç yoksa, waauuv hiç hata yok bravo bana deyin kendinize 😉 Hiç hata yapmasanız bile yapmayacağınız anlamına gelmez.

Grammarly Tüm İngilizce Farklılıklarına Hakim 

Grammarly başlangıç aşamasında size hangi bölgenin ingilizcesini kullandığınızı soruyor. Bu yapacağı düzeltmeleri baz almak için uygulaycağı basit bir filtre. Basit deyip geçmeyin binlerce kelime binlerce farklı yazım demektir.

Grammarly ana profilde bölge seçiminin hemen altında İgilizcenin resmi dil olarak kullanıldığı ülkerdeki farklılıklara gösteren küçük bir açıklama ve tablo eklemiş. Tablo küçük ama içerdiği bilgiler bir hayli büyük. Amerikan İngilizcesi ve İngiltere ingilizcesi arasındaki temel farklardan bahsetmiş. Tabloda sadece bir kaç kelimeyi örnek vermiş olsalar da, bu değişim benzeri binlerce kelime için geçerlidir. Alttaki tablo daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.

Grammarly Klavye Uygulaması

Grammarly klavye uygulaması, yazma deneyimini mobil cihazlarından sürdürmek isteyenler için yine kusursuz bir yardımcı. Dosya boyu biraz yüksek olsa da klavye son derece hızlı ve rahat çalışıyor. Üstelik yazıdaki en ufak hatayı bile kaçırmıyor tıpkı masa üstü uygulaması ve Chrome uzantısında beklendiği gibi çalışıyor. E tabi İngilizce’den başka bir dil için uygun değil. Bu yüzden telefonunuzu birden fazla dil için kullanıyorsanız. Özellikle sıklıkla türkçe yazıyorsanız çok da etkili bir seçim değil. En azından diğer klavye uygulamnalarındaki çoklu dil desteği olsaydı daha iyi olurdu. Diğer klavye uygulamalarının büyük bir çoğunluğu çoklu dil desteğiyle çalışır… Anadili İngilizce olanlar yaşadı 😉 Bence bizim mühendislerimizde bu konuya el atmalı ve ve dilbilimcilerle bir araya gelip böyle bir projeyi Türkçe için başlatmalı… 

AnyDo en iyi yapılacaklar listesi uygulaması

Any.do planlı yaşayanlar veya planlı yaşamayı sevenler için uygulama mağazalarındaki en iyi yapılacaklar listesi uygulamalarından biridir. 

Yapılacaklar listesi oluşturmak ne demektir? 

Yapılacaklar listesinin tanımını, kişisel bazda not almak, veya kurumsal bazda binlerce kişinin yapacağını not almak şeklinde minimize edebiliriz.

Bakkal hesabı

Bir zamanlar, bakkalların neden veresiye defterleri vardı? Çünkü onların görevleri, alacaklarını not etmekti. Yani kolu komşu, civardaki esnaf veya tanıdıklar çocuklarını gönderir di bazen; ”Ahmet amca 2 yumurta, 1 kilo domates! babam sonra verecekmiş’ denilirdi ya… İş te o dönemler… Gerçi mahalle denen o güzel kültürün halen devam ettiği bölgeler ve yerler de mevcut… İşte o yerlerde halen veresiye defteri olan bakkallar olduğuna da eminim.. 🙂 Keza konumuz o iyi niyetli amcalar değil. Ancak o amcaların bu alacaklarını unutmamak için not aldığı veresiye defteri aslında bir tür, yapılacaklar listesidir. Deftere, bazen tarihe göre veya rastgele, isim yazılır ve ismin altına veresiyeyi verenin eklemek istedikleri ayrıntılara göre veresiye verilen ürünler ve toplamı veya bazıları da ürünleri yazmadan sadece toplam alacağı yazar. Bakkal amcamızın defteri sadece basit bir örnek.

Kurumsal ölçekte yapılacaklar listesi

Bu, işlerin artık yapılacaklar listesi programlarıyla çözebileceğinizin ötesinde olan boyutudur.

Zamanın modern çözümlerini tercih eden ve bir birinden farklı görevleri yerine getirmekle yükümlü olan çalışanlar, şartlara göre farklı yönetim sistemleri kullanırlar. Bunların bazıları çok profesyonel olup, daha çok müşteri yönetim programları olarak bilinirler. Çünkü günümüzde multi tasking olmak, yani çoklu görevleri yönetebilmek bir meseledir. Bu görevleri önem sırasına göre düzenli bir halde tutmak, unutmamak, ayrıntıları eklemek vs gibi çoklu seçenekleri bu programlar aracılığıyla yönetebilmek mümkündür. Ve çoğu büyük şirketin benzeri müşteri yönetim programları vardır. Doğal olarak, bu şirketlerin çalışanları için bu programlar da birer rutindir. Bu programlar uygulama marketlerindeki en gelişmiş uygulamalrdan bile çok daha ayrıntılı olup fazla sayıda müşterileri olan küçük veya dev ölçekli şirketlerin çözüm odaklı kullandıkları dev yazılımlardır. Ama özünde yapılacaklar listesi mantığında çalışan basit bir not defterinden farkı yoktur. Sadace çok fazla parametre olduğu için daha spesifik arayüzler ve kullanım gerektirir. Bu yönetim programları zamanla milyon dolarlar değerinde olan bir veri oluştutrlar. Konumuz bu değil elbette!

Daha kişisel bir yönetim 

Kağıt kalemden vazgeçmemek nostaljik bir çözüm olsa da, dijital ortamın sunduğu diğer verimli, motive edici ve düzene sokucu seçenekleri değerlendirmek elbette çağımızın planlı yaşayanları için biçilmiş kaftan diyebiliriz. Kişisel veya işle alakalı projelerniz için, profesyonellik seviyenize veya iş hacminize göre neye ihtiyacınız olduğu konusu ayrı bir konu.

Yapılacaklar listesi yapmak demek kısaca, profesyonel, kişisel veya özel hayat bazında hepimizin tek tek aklından geçirdiği bazı yapacaklarını, kağıt kalemle, yerine, önemine veya önceliğine göre not almasıdır. Ajandalar bu bağlamda en basit ve en verimli basılı çözümler olsa da ajandalar sağlıklı bir yönetşm oluşturmanız için yeterli değildir. Profesyonel açıdan baktığımızda hatıra defterinden farkı yoktur. Siz girip baktıkça hatırlayacağınız değil, size bunları hatırlatacak bir ajandaya ihtiyaç duyarsınız.

Yapılacaklar listesi programları organize olmanız veya daha verimli çalışmanız açısından önemlidir

Google Play veya Apple store uygulama mağazalarında onlarca yapılacaklar listesi programı bulmak mümkün. En basitinden akıllı cihazlarınızdaki takvimler bile ‘yapılacaklar listesi’ özelliğini de içinde barındıran dijital bir çözümdür. Hatta bazı cihazlarda hali hazırda varsayılan olarak yüklü benzeri uygulamalar olabilir. Ancak uygulama mağazalarında sadece yapılacaklar listesi oluşturmak ve bunları profesyonelce yönetmenize olanak sağlayan, bir birinden yararlı uygulamaları bulmak mümkün. Keza bu uygulamalar yeni görevler oluşturmanızı, bunları hızlıca not almanızı ve hızlıca sıralamanızı sağlarlar. Takvim uygulamaları bu uygulamalara göre biraz fazla uğraştırıcıdır. ‘Yapılacaklar listesi’ İngilizcede ‘to do list’ şeklindedir. Uygulama mağazalarında ‘yapılacaklar listesi uygulamaları’ araması yapabileceğiniz gibi ‘to do list apps’ veya ‘to do apps’ gibi İngilizce karşılığıyla aratmak da faydalı çözümler sunacaktır. 

Yukarıdaki görselde en sağdaki Anydo benim tercihim oldu.

  1. En solda Microsoft’un uygulamasını denedim.
  2. Üçüncü sıradaki Todoist uygulamasını denedim
  3. Wunderlist uygulamasını denedim
  4. Tick tick to do uygulamasını denemedim 😉

Çoğunu 1 yıldan daha öncesi bir zamanda denemişliğim var ve en az 15 20 gün kullanmışımdır. Bazılarında en önemli ve kullanıcıyı en verimli olmaya yöneltecek şeyler eksik. Bunu kullanırken farkettim ve mutlaka bu eksiklerinde olabileceği başka uygulamalar vardır diyerek diğerlerini sırayla denedim. 2018’in sonlarında olduğumuz şu dönemde çok iyi güncellemeler gelmiş olabilir keza tekrar dönmedim. Son bir yıldır Any do kullanıyorum. Porgram cok verimli ve motive edici, üstelik kararında bir kullanıcı deneyimi sunup kesinklikle kullanıcıyı sıkmıyor. Bazıları kendilerini gereksizce gözünüze sokarken bazıları alacağınız notun veya görevin ayrıntıları üstünde yeteri kadar hakimiyet sağlamanız açısından yeterli değil.

Anydo yapılacaklar listesi programları arasında en iyilerden! Keza editörün seçimi olan çoğu uygulama kendi alanında en iyilerdendir zaten. Any do sayesinde yüzlerce görev oluşturabilir, bunları basitçe veya profesyonelce yönetebilir ve çok hızlıca zamanlayabilir fikriniz değişirse yine hızlıca öteleyebilirsiniz de. Görevlere alt görevler ekleyebilir güncel tutabilir, tamamlandı olarak işaretleyebilir. Başka kullanıcılar ekleyebilir görevleri onlara atayabilir görev listesi bölüşümü oluşturabilirsiniz. Bütün ayrıntıları keşfetmek isteyeceğiniz etkili bir uygulama. İyi olan bir çok uygulama gibi buda ücretli. Ancak ücretli pro sürümüne ihtiyaç duymadan da profesyonelce organize olabilirsiniz.

Maksat daha verimli olmaksa bu uygulamalardan birini veya Anydo uygulamasını mutlaka denemenizde fayda var. Özellikle tek başına çalışan girişimciler için muhteşem bir dijital asistan olan Anydo, plan program işlerini saniyeler içinde hallediyor. Sanırım programa yüklü olan basit yapay zeka sayesinde motivasyonunuz kaybolduğunda veya ilgisizleştiğinizde kafasına göre kendisini hatırlatmayı bırakıyor 😉 Cihazımızda kafasına göre karşımıza çıkan uygulamalardan hoşlanmayız değil mi 🙂 Kendiniz için en iyi Ajanda programını kendiniz deneyimleyerek bulabilirsiniz. Bu uygulamaların hayatımızı ve dolayısıyla işlerimizi kolaylaştırmak için tasarlandıklarını unutmamak gerek. 

Geleceğin arkadaşlık siteleri ve giyilebilir seks oyuncakları

Geleceğin arkadaşlık sitesi projeleri nasıl olacak?

Gelecekte arkadaşlık siteleri gerçek bir seks partnerinin yerini alabilecek kadar gelişebilir mi sizce? Günümüzde giyilebilir seks oyuncaklarını görmek mümkün

Arkadaşlık siteleri mi her şeyin suçlusu yoksa aşk mı? Aşk insanın anlaşılması güç doğasında kontrol edilemeyen nadir bir duygu. Çoğunlukla dürtülerin ve dolayısıyla fiziksel anlamda seks olarak sonuçlanan hareketler bütünün de içinde olduğu, manevi tarafına anlam vermeye çalıştığımız, tek bir cümle ile tanımlamanın yersiz olacağı ve hakkında konuşmanın bile anlamsız kalacağı özel bir bütün… Vauv sanki çok özel çok uzak bir ütopyadan bahsetmiş gibiyim! Demem o ki, aşkı yaşayanlar, veya bir zamanlar yaşamış olanlar bence ne demek istediğimi daha iyi anlamıştır aşka istinaden.

Neden aşktan bahseden bir açıklama ile giriş yaptım? Çünkü insanları arkadaşlık sitelerini kullanmaya yönlendiren bazı sebeplerin başında yine aşksız veya partnersiz olmak durumu var. Bu yüzden aşkı kısaca tanımlayamamak istedim ? zira Olayın özü zaten sadece aşk değil. Kimileri için yalnızlığı gidermek veya kimileri içinde değişik partner arayışı.

Aşk ve seks birbirinden ayrı şeyler mi?

Aşık olanlar veya aşk yaşayanlar seks yapmıyor mu? Aşkın masum halini çıkarınca zaten geriye kalan tek şey, seks dediğimiz insan davranışlarının türlü halleri değil mi? Olaylara aşk’ın manevi tanımından bağımsız olarak, geriye kalan temel içgüdü üzerinden bakmaya çalışın. Bu bağlamda kişilerin arkadaşlık sitelerine olan ilgilerinin sebebini de daha rahat kavrayabiliriz. Yani temel içgüdümüz sürekli devrede. Bunu göz önünde bulundurarak arkadaşlık sitelerinin gelecekteki şekillerinden bahsetmek isterim. Yani asıl bağlamak istediğim konu tam da bu.

Arkadaşlık sitelerindeki arayışımız ne?

Günümüzde arkadaşlık siteleri farklı ama benzer özelliklerle hizmet veriyorlar. Resimleriniz profil bilgileriniz, aradığınız kişiden beklentiler özellikler vs. Bu bilgiler o sitede kendinizi ifade etmenin bir yolu. Sebep? Bir ilişki veya arkadaşlık etkileşimine girip birileriyle tanışmak. Bu ihtiyaçtan ötürü arkadaşlık siteleri, ayriyeten kullanıcıların anonim kalabilmelerine de olanak sağladığından halen rağbet görüyor. Arkadaşlık sitelerinin güncel durumu ile alakalı olarak, arkadaşlık sitelerinden aşkı bulmak mümkün mü başlıklı yazımda kendi bakış açımla uzunca bir yazı yazdım. Bazı açılardan ele alarak anlatmaya çalıştım. Ve hürriyet gazetesinin konuyla alakalı yazısına da link ? vermiştim. Bu yazımda da Gelişen teknolojiyle birlikte arkadaşlık sitelerinin geleceğine istinaden tahminlerimi yazmak istedim.

Günümüzdeki arkadaşlık sitelerinin genel hali

Arkadaşlık siteleri, aslında birbirinden pekte farklı olmayan benzeri web siteleridir. Bu siteler kendi içlerinde heteroseksüel, yani normal diye tanımlanan kadın ve erkekler içinken, bazıları da eşcinsel erkekler, lezbiyen kadınlar veya farklı kitlelere hitap eden türden sitelerdir. Elbette çoğumuz çoğunu deneyimlemiş olabilir. Ayrıca o kadar çok arkadaşlık sitesi var ki, hepsini birden denemek neredeyse çok zor orası ayrı hikaye. Farkı mobil uygulamalar farklı web siteler derken, İnsanlar bu uygulamalar sayesinde, tanışıyor gülüşüyor birbirleriyle görüntülü konuşuyor vs. Belli bir zaman sonra kişiler gerçek hayatta bir araya gelebiliyor da gelmeyebiliyor da. E tabi birileriyle görüşmek için herkes yeteri kadar cesaretli değil. Veya herkesin farklı gizlilik sebepleri var. Bu kişiler çözümü sanal ortamlarda arıyor! Keza burası da ayrı bir tartışma…

Sanal aşk ve siber seks diye bir şey var!

Siber seks, yani sanal seks diye bir şey var! Peki nasıl oluyor? Örneğin birbiriyle bir arkadaşlık sitesinden tanışan kişiler,  (özelliklede bir birlerine fiziksel anlamda uzak olan kişiler,) birbirlerini kamerayla görüşebilecekleri, Skype ve benzeri uygulamalar üzerinden ekliyor ve muhabbetleri gittikçe koyulaşıyor. E tabi ister istemez zamanla erotizm giderek yükseliyor. Derken kişiler kameradan birlerini izleyerek tatmin olabiliyorlar. Bu samimiyet bazıları için aylar gerektiren bir süreçken bazıları için sıradan ve sıklıkla yaşadıkları bir durum. Bu durumla alakalı söylemesi veya açıklanması gereken çok ayrıntı olabilir. Ancak konunun özünü dağıtmak istemediğim için kısaca bir örnek vermek istedim.

Sadece buna yönelik siteler var

Kameralı arkadaşlık sitelerinin yakın zamanda patlaması sizce tesadüf olabilir mi? 3 4 sene önce Türkiye’den girişin tamamen yasaklandığı Cam4 isimli bir site vardı. Özellikle görüntülü görüşme yapan veya kendi vücudunu özgürce yayınlamak isteyen herkes oradaydı. E tabi izleyebilmek için siteye üye olmanıza bile gerek yoktu. Üye olmadan izleyebiliyor ama her hangi bir yorum vs yapamıyordunuz. Üye olanlar token verebiliyor ve show yapanları daha da motive edebiliyordu. Benzeri çoğu kameralı siteler de bu tarz çalışıyor. Cam4 bunlardan sadece bir tanesi! Ve tabi başka onlarcası var. Chatrandom, Chatroulette gibi siteler şimdilik en bilinen, en yaygın olanlardan. Aslında bu yazıma en iyi örnek teşkil edebilecek olan siteler ise işte bu kameralı sohbet siteleri. Keza farklı farklı özellikler, limitler veya benzeri özelliklerle bir çok site söz konusu

Bir bilgisayar veya web kamerası yeterli

Bu tarz sitelerden en iyi şekilde faydalanabilmek için gerekli olan, her zaman olduğu gibi, bir bilgisayar ve bir kamera. E tabi günümüzde teknolojinin bu halinde, akıllı bir mobil cihaz da onu nasıl kullanmak istediğinize göre işinizi görebilir. Bu sitelerde kişiler tamamen bu arayışta, yani sanal seks yapmak isteyen kişiler bu tarz sitelerde bir araya geliyorlar. Birbirinden hoşlanan kişiler dilerlerse özele çekilebiliyor vs. Anlatacak daha çok ayrıntı var elbette ancak her ayrıntıya girersek bu yazı bitmez. Konuyu yavaş yavaş gelecekteki hallere örnekler vererek devam etmek istiyorum

Seks oyuncakları ve sanal seks

Seks shop’larda satılan cinsel fantazi oyuncaklarını biliyorsunuz değil mi? Birbirinden teknolojik, renkli ve yeni cihazlar var. Bu tarz sitelerin müdavimlerinin, bazılarının farklı seks oyuncakları var. Bu oyuncakları sanal seks sırasında kullanmak çok daha kışkırtıcı olabilir. Yapay penisler, yapay vajinalar vs derken, neler var, neler yok kendiniz herhangi bir seks shop’a giderek veya benzeri bir web sitesine girerek bakabilirsiniz. örneğin bu iyi bir örnek https://www.kiiroo.com/ E tabi seks oyuncakları sadece görüntülü sanal seks yapmak için kullanılmıyor. Kişiler kendilerini tatmin etmek için de bireysel olarak kendi mahrumiyet alanların da kullanabiliyor.

Şimdi klasik arkadaşlık sitelerinden ve görüntülü sesli arkadaşlık sitelerinden de bahsettik. Bunlar günümüz teknolojileri çerçevesinde çoğumuzun bildiği basit şeyler.

Birgün birileri sizin için robot bir seks partneri tasarlayabilir mi ?

Yani kişiler görüntülü görüşme sırasında sanal seks yaparken bazı oyuncakları vs kullanıp tatmin olabiliyorsa, yine bu amaca yönelik bir robot tasarlamak mümkün olabilir mi? Elbette bu çok geniş bir tanımlama oldu. Komple bir beden mi, seks oyuncakları gibi sadece cinsel organları temsil eden basit bir robot mu ( ki günümüzde yukarıdaki linkte olduğu gibi son derece modern cihazlar söz konusu) Veya kişilerin karşılıklı görüntülü görüşme sırasında birbirlerini daha iyi hissetmeleri için vücutlarına takabilecekleri sensörler ile orgazm olabilecekleri sistemler vb cihazlar.

Çok spesifik bir eşleştirme sitesi projesi hayal edin.

Cam4, chatroulette veya benzeri bir şekilde yep yeni bir proje ile karşımıza yeni bir platformun çıkması an meselesi artık buna alıştık. Facebook’un başlangıçtan günümüze gelene kadar ne kadar değiştiğini göz önünde bulundurun. E tabi ‘Facebook’ örneğini bahsetmek istediğim ‘değişime’ örnek teşkil etmesi için söyledim. Bu Twitter içinde geçerli İnstagram için de geçerli. Gelecekte hangisinin ne şekilde olacağını hayal etmek bambaşka mesele… Konuyu dağıtmadan hemen şöyle söyliyim;  Şimdilik astronomik bir ütopya gibi görünse de sadece hayal edin….

Gelecekte günün birinde Seksdroid robotlar olur mu ?

Avatar filmini hatırlayanlarınız vardır. Belki o biraz fazla ileri teknolojik olabilir ancak anlatmak istediğime örnek teşkil etmesi için düşünün… Sadece sanal seks için tasarlanmış bir eşleştirme uygulaması, size belki projelerine üye olmak için, değişken fiyat aralıklarına sahip olan, insan görünümlü tasarımı olan bir cihaz almanızı şart koşabilir. Aynı günümüz akıllı ev yazılımlarını kullanmak için gereken akıllı ev aletleri gibi. Bu fikri alın ve daha da ütopik yapın demek istiyorum ama teknoloji öyle hızlı gelişiyor ki ütopya olarak tutmak çok uzun sürmeyebilir

Düşünsenize sizi evinizde bekleyen bir seksdroid bir robot var… Üstelik fiziksel anlamda yüzde yüz istediğiniz gibi tasarlandı…. Sonrasında işler çok karmaşıklaşıyor elbette… Eşiniz çoluğunuz çocuğunuz da varsa işler iyice sarpa sarar… Hele ki bir de zengin biriyseniz.. En güzeli olsun diye harcanacak paralı düşünün… Bu yazımı dağıtmadan devam edeyim…

İhtiyaç duygusallık mı? Veya sadece duygusallık mı?

Arkadaşlık sitelerinde sürekli bir arayış içinde olmak aşktan mı, yoksa cinsel ihtiyaçtan mı vs. gibi soruların cevapları maalesef çok net değil. hani farklı araştırmalar ve farklı bulgular söz konusu. En azından çoğumuz bu arkadaşlık uygulamalarını vesaire neden kullandığımızın farkındayız. Kimin hayata nasıl baktığını bilemeyiz.

Gerçek hayatta fiziksel anlamda tatminkar olan partnerler, zihnen de yeterince tatminkar mı? Hani işin en önemli kısımlarının çakıştığı, uyuşmadığı kör noktalar bunlar. iki insanın birlikteliğinin kimyası söz konusu olunca o kadar çok parametre söz konusu ki.  Fiziksel anlamda olduğu kadar, duygusal anlamda da ihtiyaçları tamamlamak gerektiğinde onlarca kişilik envanterinden oluşmuş sanal bir sevgili yaratılabilir mı? 2012 yılında Al Pacino’nun baş rolünü oynadığı Simone isimli filmde tamda bu konuya değinilmiş! Simone (Simulation 1) isimli filmde benzeri senaryodan yola çıkarak yarattığı yazılıma aşık olan bir programcının konu olduğu bir filmdi bu. Alttakki fragmana bir göz atabilirsiniz…

Yine aynı mantıktan yola çıkarak yarattığı yazılıma aşık olan asosyal bir yazılımcının konu edildiği 2013 yapımı ‘Her’ isimli filmde yine işin duygusal tarafı vs gibi ayrıntılar ele alınmış.

Ha birde 2017 de vizyonda olan Blade Runner filminde, kendini insan sanan robotun hikayesi ve onun olağanüstü gelişmiş yapay zekâlı (süper zekalı desek daha doğru olur) sanal kız arkadaşının konu edildiği filmi izleyeniniz olmuştur. Çok ilginç bir şekilde bedeni olmayan ama duyguları ve karakteri olan holografik bir kadın bu sanal kız arkadaş. Öyle çok seviyordu ki filimin kahramanını, sırf bunun için bir fahişenin bedenine tutunarak aşık olduğu adamı o kadının koynuna soktu sırf adamı hissedebilmek için. Söz konusu aşk olunca akan sular durur yani… yapay zekalarda ? bozulur tabiri caizse 🙂 Şimdi bütün bunlar bilim kurgu senaryolarından ibaret olsa da gelecekten az çok ipucu veriyorlar desek hiç yanlış olmaz… Birde Alttaki sahneye bakabilirsiniz… 

Sylvester Stallone demolition man

İstiklâl caddesi Taksim

Taksim İstiklal caddesi ve klasikler… 2 Durak ötede yaşıyor olmama rağmen her gitmeme sanki başka bir şehre gitmiş gibi hissediyorum kendimi. Taksim’in kendine özgür bir enerjisi var… Taksime gidilince İstiklal caddesi oradan bir git gel turu yapmanız için adeta çeker!

Akşama doğra tekrardan Taksime doğru dönerken girdiğimiz parfüm mağazasında, fiyatlar dudak uçuklatıyor 🙂 
Sokak sanatçılarından bir kaç kısa video
İstiklaldeki Sokak sanatçılarından bir kaç kısa video

Taksimdeki Tekno Festivalinde, dikey rüzgar tribünü merak ediyorsanız, videolar ve istiklal gündüz çekimleriyle birlikte alttaki yazıda

Zincirlikuyu – Zorlu Alışveriş Merkezi Civarı


Zorlu Alış veriş merkezî civarı rengarenk ve yeşilliklerle dolu… Yeşille iyi bir bütünleşme desek yeridir keza mini bir botanik parkları da var 😉

Zincirlikuyu istanbul trafiğinin hem kendi içinde hemde İstanbul boğazına bağlanan en merkezi konumlarından biridir. Bulunduğum konumdan bazı bazı sisli günlerde telefonumun kamerasına yakalandı elbette

Zincirlikuyudan bir kaçtane de gece manzarısına ne dersiniz?

Bir kaç tane de video

Bakırköydeki perili köşk

Bakırköydeki bu köşk perili mi?

Bakırköyde, civarda resmini çekecek ilgimi çeken güzel bişiler var mı diye bakınırken bir baktım bir zamanlar haberlerde yayınlanan perili köşk 🙂 Evin perili olduğunu bilmiyordum

Bu ev meğersem periliymiş. Resimleri çektikten sonra civarda yaşayan bir arkadaşımla paylaştım. Hemen bana buranın haberlere bile çıkan perili ev olduğunu söyledi. O dakikadan itibaren bedenimi korku saldı  🙂 dostlar. Farklı tarihlerde farklı telefonlarla çektiğim görseller galeride

Burada da yatay olarak çektiğim daha geniş açıyla görebileceğiniz foroğtaflar var.

İstanbul Gökdelenler Şehri


Gökdelenler Şehri İstanbul / Skyscrapers&Plazas of The non-sleeping city

Gökdelenler için bir şehrin doğasını yok eden yapılardır demek kısmen doğru olsa da, yepyeni bir şehircilik anlayışını da ortaya çıkardığını inkar edemeyiz… Artan iş gücü vesaire derken ortaya böyle gökdelenlerin çıkması çok normal… Kötü birşey değil elbette… Özellikle bazıları yeşille çok iyi bir araya gelmiş Zorlu center Avm gibi… Gökdelenler zaten tarzıyla tasarımıyla genel olarak dikkatimi çekiyor, hoşuma gidiyorlar. Özellikle de görsel açıdan daha teknolojik daha modern olanlar daha da ilgi çekici. Mecidiyeköy deki Fairmont ve Torun Center çok şık yapılmış mesela… Ayrıca yeşilliklerle dolu bir ön bahçe eminimki bu gökdelenlerin en tepesinden enfes bir mazara sunuyordur. En çok da yan yana duran, ve bir zamanlar Ali samiyen satdyumumun olduğu yere dikilen Quasar Fairmont ve Torun center’ın en üst katından bakmayı çok merak ediyorum. Son zamanlarda izleyiciyle buluşan Muhafız adlı netflix dizisi de buralarda çekilmiş. Bir ara bi yolunu bulup çıkmalıyım 😉

Yakında yeni çekimler yapmak istiyorum.. Gökdelenlerden henüz çekmediklerimi de zamanla ekleyeceğim…Alttaki galerideki tüm görselleri farklı zamanlarda çekmiştim. Tek bir gönderide toplamak fena olmadı… Sevgilerle…

Yine yatay olrak çektiğim resimleri ayrı bir galeride topladım

İçerik yönetim sistemi nedir?

içerik yönetim sistemi (CMS: content management system) en basit anlamıyla, yazı resim vs bütün multimedya içeriğinizi barındırdığınız, ve kullandığınız servise göre ücretli veya ücresiz olabilen ve yayınladığınızda son kullanıcı tarafından tercihinize göre farklı görünen arayüzdür.

Günümüzde blog yazmak kimileri için apayrı bir tutku.. Bazılarımız sadece blog yazar ve gayet sıradan ve varsayılan temalarla ilerler. Ve bazılarının çok sıradan bloglarının bile yüzlerce takipçisi ve okuyucusu vardır. Kimileri için de hem blog yazmak hem de yazdığı blogu yönetmek durumu söz konusu. Zaten işin içine blogu yönetmek girdiğinde içerik yönetim sistemlerini anlamak önemli olacaktır. Çoğu blogger, sadece platformların adını bilir. Fakat çoğunluk bunların birer içerik yönetim sistemi olduğunun farkında değildir. WordPress, Blogger, Drupal, Joomla manul olarak kendi hostinginize kurabileceğiniz içerik yönetim sistemlerinin önde gelenlerindendir. Facebook bile bir içerik yönetim sistemidir demek çok yanlış olmaz.

Siz de blog yazmak veya internet dünyasında ticari veya ticari olmayan sebeplerle var olmak isterseniz bu içerik yönetim sistemlerinden biriyle başlayacaksınız demektir. En popüler olan Tumblr Worpress Blogger hakkında bilgi sahibi olmak ve seçim yapmak isterseniz bu yazıda fikir sahibi olabilirsiniz. Hangi blog servisi ? WordPress, Blogger, Tumblr.

İnternette, yazılarınızı videolarınızı resimlerinizi, yani genel anlamda içeriğinizi yönetmek ve barındırmak için onlarca içerik yönetim sistemi vardır. Çoğu son kullanıcı için bu popülaritenin önemi zaten yok. Önemli olan platformun istediğiniz özellikler ile ihtiyacınızı karşılıyor olması. İçerik yönetmek günümüzde çok geniş çaplı bir konu. Örneğin bu linkten içerik yönetim türleri ile alakalı, farklılıkları görebileceğiniz bu yazıya göz atabilirsiniz. http://www.yazilimnet.com/tr/blog/43/icerik-yonetim-sistemi-nedir-

Aşağıdaki resimde wordpress ve diğer içerik yönteim sistemlerinin bazılarını görüyorsunuz. Bu hizmetler WordPress te dahil olmak üzere kendi hostunuzda barındırabileceğiniz hizmetlerdir. Lakin kendi hostunuzda barındırmadan da kullanabileceğiniz blogger tumblr vs. gibi diğerleride mevcut. Yukarıda da bahsettiğim gibi WordPress haricinde blogger veya tumblr gibi platformlar birer içerik yönetim sistemleridir ancak alttaki resimdede gördüğünüz üzere kendi hostinginize kurabileceğiniz içerik yönetim sistemlerinden değillerdir.

Yukarıdaki resimde gördüğünüz içerik yönetim sistemleri, ve daha duymadığınız diğerleri de, aslında hep aynı şey denebilir de denemez de… Son kullanıcı açısından bakınca, ziyaretçi veya kullanıcı için hangisinin ne olduğunun bir anlamı, önemi yok. Zira bu zaten ziyaretçinin değil, sizin umurunuzda olacaktır. Bir projeye başlamak isteyen herkes amacına yönelik olarak en uygun olanı seçmelidir.

İçerik yönetim sisteminin ne olduğunu daha net anlamanız için şunu da eklemek sağlıklı olacaktır.; kendinize ait bir siteniz var mı ? Sitenizi bir yazılım firmasına mı yaptırdınız? Siteniz çoğunlukla işiniz ile alakalı içerikleri tuttuğunuz bir site mi ? işte o da bir içerik yönetim sistemidir. Yazılımcı değilseniz ve sürekli yeni özellikler istiyorsanız, sitenizi yaptırdığınız yerden sürekli destek almanız gerekiyor. Çünkü herkes, yazılımcı, tasarımcı, değildir ama İnternet’te var edecek bir proje isteyebilir.

İşte bu noktada kullanıcılara esnek çözümler sunmak isteyen yukarıdaki resimde gördüğünüz hazır içerik yönetim sistemleri devreye giriyor. Ve sürekli bir yazılım firmasına bağlı kalmak istemeyen yarı profesyonel, veya tamamen amatörler için, hazır, akıllı altyapılar sunuyorlar.   Forum sitelerinden, sohbet ve arkadaşlık sitelerine, blog sitelerinden galeri, eğitim vb. her alana özgü geliştirilmiş birbirinden farklı İYS bulmak mümkün. Yukarıda da bahsettiğim gibi bunlardan en yaygın olanı WordPress. Ancak bu en iyisi WordPress’tir demek değildir. İçerik yönetim sistemlerini gerekiyorsa daha iyi anlamak için, deneyim kazanmak için boş bir hosting hesabınız üstünden deneme yanılma yoluyla istediğinizi yükleyip ne işe yaradığını nasıl çalıştığını kendiniz test edebilirsiniz. Böylece tam olarak neye ihtiyacınız olduğunu belki 3 5 ay içinde deneyerek kendiniz görebilirsiniz.

Yukarıda bahsi geçen tüm bilgi genellikle standart hostinglerin tümünde cpanel arayüzüyle ulaşabileceğiniz diğer uygulamalardır. Bunun dışında daha gelişmiş hostinglerin (ki bunlar genel olrak sunucu olarak adlandırılır) ücretli veya ücretsiz farklı yönetim panelleri de söz konusudur. Zaten sunucu yöneten biriyseniz bu yazıyı okumuyorsunuzdur 🙂