Teknoloji

90’larda kasetçalar ve MP3 çalarların hayatımıza girişi

Walkmanlerin patladığı 90’lı yıllarda onları kulağına takıp gezmeyen, kullanmayan olmuşmudur? 90’lara kıyasen, günümüzdeki biribirinden ilginç ve çok daha profesyonel müzik çalarlar varken kimse onların yüzüne bakmıyor. Çünkü hatırlıyorum da bir zamanlar 40 50 tane müziğin zar  zor sığdığı 5 6 tane kaseti yanında taşıyan ben veya arkadaşlarım şimdi binlerce müziğin sığdığı MP3 player denen o minicik müzik çalarların yüzüne bakmıyoruz.

Bahsi geçen O dönemlerde internet bile neredeyse yoktu ve müziğe ulaşmak şimdiye kıyasen çok daha zordu. Her şey bir yana kaset almaya bile zar zor paramız yeterdi. Ama yinede zevkle ve keyifle dinlerdik müziği. Walkmanlerimiz ile 3 5 tane kasetleri yanımızda taşırdık ve bir hevesle dinlerdik yollarda otobüslerde. Çok iyi markaların bir birinden farklı özellikler ve tasarımlarla ürettiği muhteşem walkmanler süslerdi hayallerimi. İlk aldığım walkman’imi hiç unutamıyorum.

Sonra bir gün öyle bir zaman geldi ki walkmanler, sahte ve yüzlerce bilinmedik markayla türedi.

Tam walkmanler tüm piyasayı ele almışken, MP3 denen bir ses formati ile tanıştı tüm dünya. Öyle ki bu buluş ile yerli yabancı tüm müzik sektörleri bundan etkilenmekle birlikte, kaset çalarlar, walkamenler müzik setleri gibi tüm müzik çalarların kaderi tayin oldu! Hepside tarihin tozlu raflarında yerini alacaktı. Teknoloji kendi kendine öyle bir gol attı ki müzik sektöründe köklü bir değişiklik başladı. Özellikle bilgisayar ortamında çok popüler olan bu ses formatı radyolardan stüdyolara kadar birçok sektörü sekteye uğrattı. Tamda o sıralar gelişen İnternet sayesinde de dijital ortamda daha bir popülerleşen bu ses formatı, bir zamanlar en azından daha bir kontrol altında olan ve çoğu sanatçı ve müzik firmasının gözünü korkutmak için yeterli olmayan korsan kasetlere kıyasen daha bir kontrolden çıktı çığ gibi büyüdü. Hatta o dönemlerde o kadar çok yerel radyo kanalı vardi ki, sanırım MP3ün çıkışıyla birlikte lisans kanunları vs. gereğince çoğu kapandı. İşte bu durum çoğu firmayı iflasa sürüklerken, çoğu sanatçının da satış yapamadığı için kariyerlerinin sonunu getirdi. Yani ses formatı deyip geçmemek gerekiyormuş oysaki. Bi düşünün! Taş plaklardan eski kasetlere daha sonrada, modern kasetler içinde iken alması, kopyalaması veya paylaşması daha zor olan müzik o zamanlar daha bir sanatsal, daha bir değerli ve anlamlıydı. MP3, sanatı sanatçıyı ve bir sektörü yok etti desek yeridir.

Kasetlerin ve teyip dediğimiz kasetçalarların popüler olduğu o yıllara ve MP3’ün öncesine gidelim mi? Boş kasetlerimizi veya artık dinlemekten sıkıldığımız kasetlerimizi, komşunun çift kasetli teyibinde özelliklede yeni aldığı bir albümü kopyalatarak dinlediğimiz o dönemler gelmiyor mu hiç aklınıza? Veya kasetçilerde liste hazırlatıp doldurttuğumuz, sevgiliye veya arkadaşa hediye ettiğimiz kasetlere ne demeliydi? Hiç unutamıyorum yağmur çamur demeden böyle şeylerin peşinde koştuğum o dönemleri. ‘O dönemler’ derken  walkmanlerin popülerleşmesinden öncesinde ki dönemleri kast ediyorum.

Tekrardan dönecek olursak MP3 ‘ün keşfedildiği ve yaygınlaştığı 90 lar ve sonlarına…

Çok sürmeden Mp3 denen müzik formatı bunları çalabilen ve MP3 player denen minicik cihazlarla buluştu. İşte ne olduysa tamda o sırada oldu. Bu bir dönüm noktasıydı. Keza MP3 ün keşfinden sonra müzik sektörüne asıl darbe işte tamda ozamanlar geldi. Piyasada 32 MB veya 128 MB aralığında değişen depolama alanlarıyla bir zamanlar hayalini kurduğum walkmanlerin yerine geçen minicik ve çok modern ve farklı tasarımlarıyla yeni nesilin ve bizlerin gözdesi artık bu cihazlardı. Halefleri Onlarca birinci ikinci ve üçüncü sınıf walkmanler gibi MP3 çalarlar da sınıf sınıf piyasadaki raflarda yerini almıştı! Walkmanler çoktan unutulmuş bedavaya bile verilse yüzüne bakılmayacak hale gelmişlerdi. E tabi 5 6 kasetle gezdiğimiz o bir dönemlerin yüküyle gezmek zorunda değildik artık. Nede olsa çakmak büyüklüğündeki MP3 çalarlar 10 kasetin yerine geçen, üstelik çok daha pratik seçme şansına sahip olduğum opsiyonlar ile daha cazipti. Ayn müziği tekrar dinlemek için bile şansımızı zorlayıp, defalarca başa sarardık kasetleri. Keza bazen tek bir kasedi tek bir parça için taşırdım diğer 3 5 taesinin yanında. MP3 ve sonrasındaki MP3 çalarlar ile bunların hepsi tarih oldu. Sonrasında ise piyasaları, günümüzdeki telefonlarıyla da altüst eden Apple’ın son derece modern ve yüksek kapasiteli iPod lari MP3 çalarlara yeni bir boyut getirdi. Derken Sony bir kaç benzer model çıkardı ve derken diğer markalar…

Ondan sonra ne olduysa oldu büyü bozuldu… Bir zamanlar   zorla bulduğumuz kasetlerin olduğu o yıllarda müziğin tadı çok başkaydı. Müzik dinlemek ise gerçek bir hobiydi. Derken teknoloji yine kendine bir gol daha attı. Bir zamanların kasetçalar walkman ve discmanlerini bitiren MP3 çalarların sonunu herşeyi bir arada sunan cep telefonlarının getireceğini de kimse tahmin edemezdi. Tıpkı Walkman ve discmanleri yokeden MP3 çalarların apansız gelişi gibi telefonlarda apansız ve aniden girdi hayatımıza… Ne kaset çalar ne walkman, discman nede hepsini bozguna uğratan modern mp3 çalarlar. Devir mobil telefon devri. Çünkü artık günümüzde Facebook var ve diğer sosyal medya kanalları zamanımızın çoğunu alıyor.

https://stories.angelsturkiye.com/2020/04/facebook-ve-hayatimizdaki-yeri/

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir