Google da ne yazılınca bulunmak istersiniz ?

Google da ne yazılınca bulunmak istersiniz ?

Siz Google da ne yazılınca bulunmak istersiniz ? İşte bütün mesele bu!

ilk sayfada olmak yada olamamak ….

Seo felsefesi. ‘Bana anahtar kelimeni söyle sana ne kim olduğunu söyleyeyim

Arama motoru optimizasyonu da denen ve büyük bir gücün yetkisine sahip Google ve kardeşleri Yahoo Bing ve Yandex’ten oluşan ve bunun üzerinden herkesin para kazanabileceği sanal tarla…

Bu yazımızda tam olarak  para kazanma bazlı, pazara açık bilgi akışından değil de, bu konunun daha felsefi tarafını yazmak istiyorum. ”Seo’nun felsefesi mi olur muş” dediğinizi duyar gibiyim.(Çok çok istisnalar hariç)  Bir yerlerde ben Seo uzmanıyım deyip ondan bundan para koparmaya çalışan oluyor da  Seo felsefesi olmaz mı? Seo uzmanı yoktur demiyorum. Elbette var. Ancak bu adamlar kişilerin ufak çaplı blogları vesaire için uğraşan ve ”hadi” deyince bulabileceğiniz kişiler değildir. Ayrıca bulsanız bile sıradan blogunuz veya siteniz için uğraşacak vakitleri yoktur ve bu insanları 3 bine 5 bine alamazsınız. Bu insanlar, sizin paranıza ihtiyaçları olmadığı gibi, büyük şirketlerin dev projeleri için yeterince meşgul olan kişilerdir. Bu uzmanlar standart Seocuların bilmediği yöntem ve taktikleri kullanan, hayatlarını bu işe adamış kişilerdir. Örneğin, iki dev şirketin Seo çalışması için en güvenilir kişilerle çalıştığını farz edelim; hangisi en üste gelir sizce ? Cevaplaması çok zordur çünkü bu durumda devreye kıl payı kadar küçük ayrıntılar girer. Yani bu uzmanlar standart Seo’cuların bilmediği kıl payı kadar küçük ayrıntıları bilirler. Google’ın yarattığı algoritmaların dilinden konuşurlar. Şimdi alanında uzman bu kişileri bir kenara bırakıp kendi başına seo yapmaya çalışan kişilere değinelim.

Blog yazarları aslında birer Seo’cudur. WordPress tabanlı bir bloğunuz varsa, sizin için seo çalışması yapan farklı ve ücretsiz onlarca eklentiden haberiniz vardır. Seo o kadar çok ihtimali içeren bir alandır ki hepsine birden vakıf olmak kolay değildir, Yani her ayrıntıyı bilmenize gerek yok. Seo en basit anlamıyla herhangi bir arama motorunda yazılan herhangi bir kelimede ilk sayfaya gelme uğraşı ise, bu durum yine seçeceğiniz konuya ve içeriğinize göre değişiklik gösterecek olup hiç bir seo ”yüzde yüzü” garanti etmez. Ayrıca seo bir açıdan bakınca satılabilecek öğretilebilecek bir şey değildir. daha iyi anlamak için okumaya devam edin lütfen

Şimdi bir daha düşünelim… Google da ne yazılınca bulunmak istersiniz ? Daha doğrusu ne yazılınca Google’da ilk sayfada olmak istersiniz? Zira Google da bulunmak demek Google’da ilk sayfalarda, hatta en başlarda olmak demektir. Ayrıca aranılan kelime çifti ne kadar az ise bir o kadar çok şansınız yüksektir. Çünkü…rekabet söz konusu ise kelimenin popülerliğine bağlı olarak yüzlerce olasılık ve rakiple savaşmak zorundasınız.

Peki şimdi de soruyu soralım kendimize! Neden aranınca bulunalım?…Satacak bir şeyimiz mi var ? Hitap etmek istediğimiz bir kesim mi var ? Oluşturmak istediğimiz bir kitlemi var ? Ya da sebebimiz her neyse? Kayda değer bir projeniz veya içeriğiniz varsa arama motorları zaten gereken önceliği verecektir.

Evet, neye göre kime göre ilk sıraya gelmek? İşte bütün mesele bu. İyi paraların döndüğü bir sektöre ait birşeyler satıyorsanız zaten seo ile falan uğraşmanıza gerek yok. Satış yaptığınız sitenin kodlarla ve tasarımıyla ilgili bir sorunu yoksa (buna site içi seo deniyor) Google Adwords hizmetlerini kullanın deriz, zira o kadar çok alış veriş sitesi var ki, sıradan bir seo çalışması işinizi görüp para kazanmanız için yeterli değildir. Ama hem seo çalışması yapıp hem de Adwords reklamlarına para harcarsanız  o zaman durum değişir.

Ama bir blog yazarıysanız ve blogunuz için trafik oluşturmaktan yana sıkıntınız varsa, Google anlayışı devreye girer. Content is eveything! Yani sürekli ve güncel içerikle isteğiniz trafiği yakalamak çokta zor değildir. Google açısından kayda değer bir içeriğiniz olmasına özen göstermeniz gerekir. Kayda değer bir içeriğiniz olduğunu düşünüyorsanız ve sitenizde görsel ve kodlarla (site içi seo) alakalı bir sıkıntı yoksa üretmeye devam edin. Zaten Google bu tarz sitelere öncelik verir. Sitenizi bütün sosyal ağlarla entegre etmeye çalışın. Bunlardan en önemlisi Facebook ve Twitter. Eklentilerle blogunuzdaki paylaşımları Facebook ve Twitter sayfalarınızda da paylaşın. Diğer sosyal ağlardan da üyelik açmayı ihmal etmeyin. Zira sosyal ağ sadece Facebook ve Twitter’dan ibaret değil. Mutlaka Youtube, Google plus, Tumblr ve diğer çok kullanılan sosyal ağları da unutmayın. Blogunuzdaki yeni yayınları bu kanallar aracılığıyla da paylaşın. Olabiliyorsa diğer blog servislerinde de blog açıp içeriklerinizi orada da paylaşın. Blog yazarları için en önemli olanı paylaşımdır. Sizin gibi düşünen diğer blog yazarlarını bulup onların sitesinde yorumlar yapın sitenizi veya konunuzun linklerini de paylaşın. Sürekli sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan içerikleriniz, ve farklı sitelere yaptığınız yorumlarla doğal bir link çalışması yapmış olup kendi sanal ağınızı ve trafiği oluşturmuşsunuz demektir. İşte bu bir seo çalışmasıdır. Ve herkes bunu yapabilir. Yeter ki orijinal içeriğiniz olsun.  E tabi bundan sonrası biraz sabırlı olmaktır. Siz düzenli içerik girmeye devam ederseniz 2 3 ay beklersiniz olur biter.

Blog yazmak için neler bilmemiz gerektiği sorusu biraz sivrileşmiş olabilir. Yazılım bilmek kodlardan anlamak şart mı ? Tabiki de değil. Yazılımcı olmak başka bir şey blog yazarlığı başka bir şeydir. Seo türleri açısından bakınca, aslında  yazılımcılarda birer Seocudur. Yani site içi seo denen olay bir yazılımcının yapacağı iştir ve düzgün kodlardan ve tasarımdan ibarettir. Bozuk kodlar ve kötü bir tasarım Google açısından bakınca eksiye düşmektir. Çoğu blog yazarı yazılım bilemeyebilir, çoğu yazılımcı da harici seo ile uğraşmaz. Standart basit aslında yukarıda da bahsettiğim gibi içerik oluşturup bir çok sosyal paylaşım sitelerinde  paylaşmaktır. Ancak gerçek anlamda seo sadece sosyal ağlar ve diğer sitelerde yorum yapmak değildir. Ancak standart bir blogunuz varsa ve güncel ve orijinal içerik giriyorsanız bundan ötesine pek fazla ihtiyacınız zaten olmaz. Düzenli olarak yeni içerikler üretip sürekli farklı blogları okumaya ve yorumlar yapmaya devam edin. Zamanla elinizde başka yerlerden edindiğiniz yüzlerce link olacağını göreceksiniz. Bundan sonra yapacak tek şey beklemek ve sabretme ve üretmeye devam etmektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir